Davutoğlu Dolmabahçe'de neler söyledi?

Davutoğlu'nun Dolmabahçe'de Akiller Heyeti'ne yaptığı 'kapalı konuşma' kimi yönleriyle pek çok yerde yazıldı, anlatıldı.

Bu konuşmanın önemi, siyasi iktidarın çözüm sürecine, Kabone/Rojava meselesine nasıl baktığını, son olayların devlet tarafından nasıl algılandığını ortaya koymasından kaynaklanıyordu.

Bugün Davutoğlu'nu dinleyelim, yarın yorumlarız.

Bir seçme ve derleme yaparsak kimi konularda mealen şunları söylüyordu başbakan:

Olaylar

-'Bekliyorduk, ama bu boyutta beklemiyorduk. Sezgimiz fırtınanın yaklaştığını gösteriyordu. Bunu ben 4-5 aydır söylüyordum. Bunun için hızlı davrandık. Hükümet programında çözüm sürecine özel bir yer verdik. Benim başkanlığımda bir kurul oluşturduk. Ekim ayı başında kademelendirilmiş bir yol haritasını MİT müsteşarına verdik, gitti İmralı'yla görüştü. İmralı yüzde yüz mutabakatını verdi. HDP gitti teyit aldı. Kandil onay verdi.

Kandile giden mesajımız şuydu:

'Adım atarız ama kamu düzeni konusunda bize teminat vereceksiniz...'

15 Ekim'de haraç toplama, yol kesme, kimlik kontrolu gibi tek bir illegal faaliyet kalmayacağını söylediler. Sonra Demirtaş'la buluştuk. 'Olumlu görüşme yapıldı' diye açıklamada bulunduk 3 Ekim'de.

Tüm bunlar yapılacak, bir kaç gün sonra da, 10 gün sonra her şey bitecek denmemiş gibi, ortalığı kan gölüne çevireceksiniz...'

'Özgürlüklerle sorun çözülür denir. Özgürlükleri alabildiğine yaygınlaştırdık. Ama 6-7 Ekim olayları yine oldu. Demek özgürlükler tek başına bir sihirli değnek değil. Yatırımlar ve kalkınmayla sorun halledilir denir. AK Parti iktidarları döneminde ülkeye yapılan 730 milyar TL'lik yatırımın 166 milyar TL'si bölgeye gitti. Ama olaylar yine oldu. Demek niyet ve irade önemli. Nitekim olaylar patlayınca Demirtaş'la telefonda görüştük. Gençleri çekin dedim. Bana Kobane'ye koridor gibi şartlar söyledi. İstismar etmeyin dedim...'

- '6-7 Ekim olaylarıyla ilgili, 'yetkililer şunu söyledi, bunu söyledi, Kobane'de şu gelişmeler yaşandı ve bir öfke patlaması oldu, kontrol edemedik' demek bizim zekamızla alay etmektir. Biz Patnos'a örneğin, nereden ne kadar adam gönderildiğini, hangi yatırımların hedef seçildiğini, insanların nereden nereye taşındığını bilmiyor muyuz? Yan yana iş yerleri var. Biri yakılıyor, ikisi bırakılıyor, dördüncüsü yine yakılıyor. Neresi kimin, ne yapılacak önceden tespit edilmiş. Devlet binalarına saldırıldı, devlet biziz demek için. AK Parti-HÜDA-Par binalarına saldırıldı, bizden başka siyaset imkanı yok demek için. Valilerle konuştum olay esnasında. Vali Belediye Başkanını arıyor, yangın var itfaiye gönderin demek için. Belediye Başkanı göndermiyor. Buna karşılık Kurtalan'da belediye AK Parti'nin elinde diye şehri cehenneme çevirdiler.

JİTEM bunu yaptığında yanlışsa, örgüt yapınca doğru olur mu? Köy yakmak ile şehir yakmak arasında fark var mı?...'

Rojava

-'Kızıl Elma filan diyorlar ama, Rojava'da oluşan yapı kesinlikle Esad rejimi desteklidir. Geçen sene Salih Müslim'e 'Türkiye'de çözüm süreci sürüyor. Gel rejimle ilişkini gözden geçir, Suriye muhalefetiyle temas kur, Kuzey'de birlikte bir müdafa hattı oluşturun rejime karşı' dedim. Kimyasal silah saldırısından sonra ABD'nin operasyon yapmayacağı anlaşılınca reijimle tekrar görüşmelere başladılar, o yüzden de Cenevre 2'nin dışında kaldılar. IŞİD yanı başlarındaki Arap aşiretlerde katliam yaparken hiç önemsemediler. Sonra IŞİD'le karşı karşıya kaldılar. Yardım için ÖSO'nu, hatta Peşmerge'yi istemediler. Bunlar yapılmasaydı bugün Kobane'de durum böyle mi olurdu?

-' Kaldı ki, Bizim IŞİD'e hiç bir yardımımız olmadı. Ama Kobane'ye çok oldu. Bayramda bile hava operasyonu yapılsın Kobane düşecek diye ABD'yi uyaran biziz. Ama şunu yapamayız: 'ABD askeri gitmeyecek, Türk askeri gidecek...' Bizim görevimiz Türkiye'deki istikrarı korumaktır, oradaki savaşın bir parçası olmak değil.

-Rojava ile bizim iç barışımız arasındaki ilişki şudur: İç barışımız orayı olumlu, ordaki kötü durum burayı olumsuz etkiler. Buna müsaade etmeyiz. Ama barış sürecine Kobane şartı koşulmasını da kabul etmeyiz. Ayrıca burada yaptığımız görüşmelerde Rojava, Kobane düşerse çözüm süreci biter tarzı bir konuşmamız olmamıştır.

Davutoğlu sona doğru şunları ekliyordu sözlerine:

'Ben çözüm sürecinin olumsuz seyredeceği kanaatinde değilim. Çok ciddi bir ümit besliyorum. Yapılan kimi hatalardan ders çıkarılacaktır, süreçler böyle ilerler. ..'

Geri kalan ve değerlendirme yarına...