Yemen’de Sisi’yle birlikte olmak hakkında

Dinlerinde fırka fırka olanların netameli dönemlerde “mezhep savaşçılarının” iğvasına duçar olmaları kaçınılmazdı.
Maalesef öyle de oldu.
Irak kaç zamandır kan gölü, Suriye malum,  ve Yemen, ah Yemen!..
Kimdir bu mezhep savaşçıları?
Onlar ki… 
11 Eylül saldırıları ardından, “Bundan sonra çatışma Müslümanların arasında olmalıdır...” diyen Kissinger’ın gösterdiği “ülküde” hiç durmadan yürümektedirler. 
Onlar ki…
Küffarla savaşta dahi çoluk çocuk, kadın ihtiyar öldürmek yasak olduğu halde, birbirlerinin çoluk çocuğunu katledecek kadar azıp sapmışlardır. (Ku’an-ı Mübin’de, Allah’ın adının bolca zikredildiği Havra ve Kiliselerin güvenliğinden bile Müslümanlar sorumlu tutulduğu halde bir Müslüman bir Müslümanı Camide nasıl katleder?)
İşte onlar mezhep savaşçılarıdırlar!
Veyl olsun onlara ve onları kullananlara ve onlardan çıkarı olanlara ve onlara umut bağlayanlara…
Veyl olsun!
***
Amel ve ibadetlerde yol gösterici vasıta veya “rehber” mesabesindeki mezheplerin müntesip veya mukallitleri öylesine korkunç bir asabiyetle malul hale getirildi ki, “mezhep savaşçılarını” hakkıyla göremiyorlar.
Göremedikleri gibi bu azıp sapmışların git gide sosyolojik malzemesine dönüşüyorlar. 
Öyle korkunç bir asabiyet ki, Hz. Peygamber dirilse, (haşa) mezhebini soracaklar. 
Suudi Arabistan Sünnileri Vahhabi, Selefi, “tekfirci” hale dönüştürmeye çalışırken,  İmam Humeyni döneminde Ali Şia’sının bayraktarlığını yapan İran da maalesef  Sahâvi Şia’sına geri dönmüş gibi refleksler göstermeye başladı.
Yoksa Suriye’de katil Esat’ı nasıl arkalar? Bölgenin en prestijli örgütü Hizbullah’ı bile bile iptizal denizine nasıl atar?
***
Her mezhep havzası öylesine jeopolitik hesaplara meze yapılıyor ki, mezhepler adeta bir yeri ele geçirmenin ve kontrol etmenin manivelasına indirgeniyor.
Hal böyle olunca hesaplar da buna göre yapılıyor.
Bütün hesaplar; bölge devletlerinin nüfuz sahasını geliştirmesi, emperyalistlerin Müslümanı Müslümana kırdırması, müstekbirlerin petrol kuyularını kontrol etmesi, ila âhir. 
Falan coğrafyada filan mezhep yayılıyor, diye panik yapanların önde gidenlerine bakıyorsun; İngiliz, Neocon, Likudçu çıkıyor! “Hangi ‘İslam mezhebinin’’ nerde etkinliğini arttırdığından sana ne, sen Müslüman mısın?” diyen de çıkmıyor!
***
Şerif Hüseyin Osmanlıyı arkadan hançerlerken İmam Yahya 1. Dünya Harbi boyunca Osmanlı’ya sadık kaldı.
İmam Yahya Zeydi’ydi, Şerif Hüseyin Vahhabi. 
Çatışma mezheplerin ontolojisinden kaynaklanmıyor.
Sisi de Sünni’dir Mursi de!
Zalim zalimdir, mazlum mazlum.
Naçizane kanaatimce müntesibi olduğum Ehli Sünnetin “ümmeti gözeten” projeksiyonunun gereği budur.  
***
Yemen’de “üst akıl” devrede şimdi. Mezhep savaşçıları ellerini ovuşturabilirler. 
Katil Sisi Mısır’da darbe yaptığında, Suriye kasabı Esat, Batılı ajanslara sevincini dile getirmişti. Hülasa, İslamcılığa karşı kendisinin ne kadar kullanışlı olduğunu anlatma gayreti içine girmişti.  
İmdi, Nusayri Esat’ın Sünni Sisi’si Yemen’de, Ensarullah’ı bombalıyor; Sisi’nin darbe sponsoru Suudi Arabistan’la birlikte. ABD, İngiltere ve elbette İsrail de arkalarında. 
Yemen “mezhep savaşının” laboratuvarı hüviyetinde.
Fark etmez zaman ve yer;  zalim zalimdir mazlum da mazlum.
“Ya Rab!
Hidayet eyle bizi doğru yola, o kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna, o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.”