Moro seferinden 'beyaz haberler'...

COTABATO / MORO

Dört kişilik bir İHH ekibiyle birlikte Moro sorununun çözümü konusunda somut adımlar atmak üzere nihayet Moro'nun müstakbel başkenti Cotabato'dayız.

Moro, 25 milyonluk Mindanao Adası'nın Müslümanların en yoğun olarak yaşadıkları bölgesi. Moro'nun nüfusu yaklaşık olarak 10 milyon. Müstakbel başkent Cotabato'nun nüfusu ise 600 bin.

Cotabato, tabiî olarak, Moro'lu Müslümanların temel siyasî, kültürel, ekonomik varoluş mücadelelerini verdikleri merkez üs.

Bugün Moro'lu Müslümanların varoluşsal haklarının 1962 yılında fiilen başlatıldığı, 1977'de resmen örgütlenerek mücadele ve mücahedesinin verildiği Moro İslâmî Kurtuluş Cephesi'nin (MILF) karargâhını ziyaret ettik.

MILF'in Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin hepsinin hazır bulunduğu önemli ve verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmede aldığımız kararları birazdan ayrıntılı olarak sizlerle paylaşacağım.

Ama önce, isterseniz, Moro nedir, Moro mücadelesi nasıl başladı, bu konuda bazı kritik bilgileri sizlerle paylaşmak isterim.

Yaptığımız görüşmelerin önemi ve Moro'lu Müslümanların Filipinler Yönetimi'yle gerçekleştirdiği Barış Süreci'nin ne anlam ifade ettiği o zaman daha iyi anlaşılabilir.

MORO İSLÂMÎ HAREKETİNİN KISA TARİHÇESİ

Moro hareketi, Ezher mezunu Selâmet Haşimi'nin önderliğinde 1962 yılında başlıyor. Hareketin önde gelen isimlerinden biri de başlangıçta, biraz daha milliyetçi eğilimleri baskın olan Nur Misuari. Türkiye'de özellikle 70'li yıllarda iki lider de iyi bilinirdi. Ama aralarındaki fark bilinmezdi.

İki liderin aralarındaki / söylemlerindeki farklılık, hareketin seyrini değiştirmiş oysa.

Şu ân Selâmet Haşimi hayatta değil; vefat etmiş durumda. Onun yerine -'efsane komutan' olarak adlandırılan- Hacı Murat İbrahim, davayı omuzluyor ve başarıyla götürüyor.

Nur Misuari ise yaşıyor ama zamanla İslâmî Selâmet Cephesi'nden ayrılarak Ululsal Kurtuluş Cephesi adıyla başka bir örgüt kuruyor. Ve Filipinler devletiyle daha yakından ve tavizkâr ilişkiler kuruyor.

İpler tam bu noktada kopuyor. İki hareket de hem silahlı hem sivil mücadele veriyor. Fakat ipi İslâmî Selâmet Cephesi göğüslüyor ve bugün Filipin Hükümeti'yle Moro'nun 'özerk bir devlet' olmasını eksene alan kapsamlı barış görüşmelerini başlatacak noktaya kadar getirmeye muvaffak oluyor Moro davasını.

Öte yandan sürekli ikircikli bir tavır takınan Misuari'nin hareketi ise neredeyse ölmüş durumda.

Tabiî bu süreçte Filipin hükümeti, yer yer iki hareketi birbirine düşürmek için türlü yollara başvurmaktan geri durmuyor. Bu konuda 'süreç'e zarar vermemek için devletin gerçekleştirdiği türlü oyunları, bölme planlarını, çeşitli oluşumları birbirine düşürme girişimlerini vesaire burada yazmak istemiyorum. Sadece 'bilin', diye hatırlatmakla yetiniyorum.

MORO'DAN SEVİNDİRİCİ 'BEYAZ HABERLER'

Nihayet 10 yılı aşkın süren görüşmeler sonrasında, özellikle de bu yıl içinde artarda gerçekleştirilen, Türkiye'nin garantör ülkelerden biri olduğu, İHH'nin gözlemci statüsüyle katkı verdiği müzakerelerden sonra barış süreci konusunda sona doğru adım adım gidilmesi imkân dâhiline giriyor.

Bizim bugün MILF'ın Merkez Yürütme Kurulu Üyeleri'yle gerçekleştirdiğimiz görüşme, Filipin Devleti'nin de bilgisi dâhilinde olan bir görüşmeydi. Moro'lu Müslümanların temel siyasî, kültürel ve ekonomik haklarına kavuşabilmelerine Türkiye'nin yapabileceği katkıları masaya yatırdığımız, müzakere ettiğimiz görüşmede, bu sürecin ivme kazanmasını sağlayacak somut adımlar atıldı.

Bunlardan bazılarını sizlerle özet olarak paylaşmak isterim.

Moro'lu Müslümanların ihtiyacını şiddetle hissettikleri en önemli sorun her alanda kalifiye eleman yani iyi yetişmiş insan sermayesi sorunu.

Bu konuda MILF'ın yönetim kadrosunun, önde gelen isimlerinin siyasî ilişkiler, diplomasi, uluslararası ilişkiler, seçimlere hazırlık gibi alanlarda Türkiye'de eğitilmesine karar verildi.

Yine insan sermayesinin güçlendirilmesi açısından lise, üniversite ve yüksek lisans düzeyinde belli başla alanlarda Moro'lu gençlerin Türkiye'de eğitim alabilmeleri konusunda anlaşmaya varıldı.

En önemli kararlardan biri de İmam-Hatip okullarına benzer, özellikle Beyoğlu ve Kadıköy İHL'nin Arapça ve İngilizce öncelikli eğitim modelini uygulayacak okulların Moro'da da açılması konusunda mutabakat kararına varıldı.

Bugünkü görüşmenin belki de en önemli başlıklarından biri, Moro'lu kız öğrencilerin -özellikle sağlık ve eğitim alanlarında- Türkiye'de eğitim almaları konusunda vardığımız mutabakattı.

BİLKUVVE UMUDU BİLFİİL UMUDA DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN...

Son olarak burada İHH, SETA, Diyanet ve tabii çeşitli cemaatler gibi güçlü ve köklü kuruluşlarımızın, Türkiye'nin bütün mazlum halklar arasında dünya ölçeğinde bilkuvve umut olarak görüldüğü bir sırada bunun bilfiil umut olma konusunda önaçıcı ve yol açıcı roller oynadığı ve bu tür çabaların tahmin edildiğinden daha etkili bir rol, yol ve yöntem olduğu gerçeğine dikkat çekmek isterim.

Moro'dan 'beyaz haberler' getireceğim demiştim. Ziyaretimizin daha ilk gününde sözümü tuttum.

Size düşense, Türkiye'nin sadece Moro'da değil, Filistin'de, Patani'de, Doğu Türkistan'da, Balkanlarda, Afrika'da, Kafkaslar'da bu tür atılımları için dualarınızı eksik etmemeniz.

Şimdiden teşekkür ederek yeni beyaz haberlerde buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz, diyorum.