Yılmaz siyaset pokerini iyi oynuyor

Başbakanlığı döneminde, Ulusal Güvenlik Siyaset Belgesi''ni imzalamış olan Sayın Yılmaz''ın ulusal güvenlik sendromundan bahsetmesi geçmişteki zikzaklarını bilenler için şaşırtıcı olmadı. Güvenemedikleri için demokrat yazarlar Yılmaz''ı savunmaya cesaret edemediler ama askerin verdiği cevap yazarları öyle bir noktaya getirdi ki tavır koymak zorunda kaldılar. Yılmaz''ı değil ama tartışmaya açtığı konunun tartışılması gerektiğini vurgulayarak ister istemez Sayın Yılmaz''ın yanında yer aldılar. Zannediyorum Yılmaz da bunu hedefliyordu, maksat hasıl oldu.. Konuyu tartışmaya açmak istediğinin arkasında duruyor görünerek de hem kendisini hem de partisini güçlendirdi.

Yılmaz sert bir kayaya çarptı ama itiraf etmek gerekir ki bu manevrayla ANAP kongreden güçlenerek çıktı.

Olaya duygusal olarak bakılırsa lehte ve aleyhte çok şey söylenebilir. Ama biraz objektif bir şekilde değerlendirildiği zaman, kongre öncesi Yılmaz''ın gücü ile sonrasındaki gücü arasında büyük bir farkın ortaya çıktığı görülecektir. Karşısına 4 muhalif adayın çıkması ve adayların kongre konuşmalarını düşündüğünüzde Yılmaz ve ANAP gerçekten zayıf görünüyordu.

Bir de kongre sonrasına bakalım, kimse ne muhalif adaylardan bahsediyor, ne başka bir şeyden hatta en öndeki haber konumunda olan yenilikçi oluşumun haberleri bile ikinci sıraya düştü. Türkiye bütünüyle, Ulusal Güvenlik Konsepti''ni, dolaylı olarak Yılmaz''ı ve ANAP''ı konuştu, hâlâ da konuşuyor.

Asker cevap vermeseydi belki bu kadar güçlenmeyecekti Yılmaz, ama askerin karşı cevabı siyasi mevta haline gelen ANAP''ı ve Yılmaz''ı diriltme operasyonunun bir parçası haline geldi.

Hükümet ortaklarının yalnız bırakması bile Yılmaz''ın lehine bir gelişme oldu. Ben zaten hükümet içinde de mücadele veriyordum, kabul ettiremiyordum diyebileceği bir gelişme oldu.

Evet, Yılmaz''ın kongredeki bu çıkışı ve iddiasının arkasında dik duruşu sayesinde ANAP seçmen nezdinde bir hayli artı puan kazanmış oldu. Bu çıkışın bilinçli olarak yapılmış olması ANAP''ın stratejisini belirleyenlerin siyaseti iyi okuduklarını da göstermesi bakımından önemsenmelidir!

Kongre sonrası revizyon da yabana atılacak cinsten değildir. Yılmaz''ın kongreyi iyi okuduğuna yorulabilir. Parti içinde büyük desteğe sahip olan isimler liderler tarafından pek sevilmez ama Yılmaz en yüksek oyu alarak MKYK''ya seçilen Erkan Mumcu''yu partide ikinci adam yapması da bence önemlidir.

Cezalandırıldı mı ödüllendirildi mi tartışması bir yana, Mumcu''nun ikinci adam konumuna yükseltilmesi de ANAP''ı siyaseten güçlendirmiştir. Bu durum aynı zamanda dün baraja takılma tehlikesiyle karşı karşıya olan ANAP''ın, muhtemel bir seçimde sağın güçlü partisi olma iradesine sahip olduğunu göstermektedir. Yenilikçi harekete katılabilir diye tartışılan ve yenilikçi harekete de yakışacak bir isim olan Mumcu''nun, henüz siyasette çok yeni olmasına rağmen partisinin en çok rağbet ettiği adam olması yabana atılacak cinsten değildir. Gerek Turizm Bakanlığı döneminde yaptığı başarılı çalışmalarıyla, gerekse siyasi arenada gözünü budaktan esirgemeyen delikanlı bir politika izleyen kişiliğiyle partinin ikinci adamı olması ANAP''ı elbette ki güçlendirecektir.

Attığı her adımdan yenilikçi hareketten çekindiği belli olan Yılmaz''ın, tıpkı 1995 seçimlerinde yaptığı gibi toplumun sevilen isimlerini bünyesinde toplayarak, partisini tekrar Meclis''e sokma hazırlığında olduğu gözlenmektedir. Daha şehirli ve daha eski olması sebebiyle birçok isim bu partiye yönelebilir. Dolayısıyla ANAP bu haliyle, yenilikçi hareketin rakibi olabilir diyebiliriz. Bu noktada ANAP''ın eski günahlarını millet unutmaz diye avunmak doğru değildir, çünkü insan hafızası nisyan (unutkanlık) ile malül, bizim milletimizin hafızası ise şeddeli nisyan ile maluldür. Yine unutur, unutturulur!

1995 seçimlerinde ANAP tıpkı bugün gibi tükenmiş bir partiydi ve barajı aşıp aşamayacağı tartışılıyordu. Ama seçim öncesi öyle bir politika izlendi ve öyle güçlü adaylarla millet huzuruna çıkıldı ki bizim milletimiz ANAP''ın geçmiş günahlarını o gün unuttu ve onu tekrar Meclis''e soktu. Yılmaz güvenilmez müvenilmez, ama bu ölü partiyi kah hükümetlere sokarak kah aday listelerini cazip hale getirerek -küçülse de- hayatta tutmayı becerdi. Son çıkışı da siyaset pokerini iyi oynadığını gösterdi. Bu tartışmada Yılmaz''ın ipini de çekebilirler ama ANAP''ın bundan sonra küçümsenmemesi gerektiğini akıldan çıkarmamak lazımdır.

Hele de yenilikçiler çok dikkatli olmak zorundalar. Erdoğan sevgisi üzerine kurulu olan yenilikçi hareket, diğer partilerin ikinci üçüncü sınıf politikacılarını yenilik adına aralarına alırlar ve hele de eleştirdikleri yöntemlerle milletvekili seçilmiş ama halk tabanı olmayan insanları sırf vekildir diye -halk desteği olanları tenzih ediyorum- vitrinde tutup, teşkilatlanmayla görevlendirirlerse kendi kendilerine zarar vermiş olurlar. (Bu bakımdan kurucular listesine vekillerin tamamını almama kararları isabetli bir karar olmuştur.) Sevgi üzerine kurulu bir hareketi bölgesinde sevilmeyen insanlar temsil ederse bu durum, binilen dalın kesilmesi demek olur.

Bu bağlamda ANAP kongresinde en çok oyu alan Mumcu''nun ikinci adam makamına oturtulması yabana atılmamalıdır. Yenilikçi hareketin, vitrinine alacağı ve örgütünü kuracağı insanlarda halk tabanı aramadığı takdirde rakiplerini güçlendireceğini bilmesi gerekir.

Evet her şey bir yana, arkasına medya ve iş dünyasını da alan ANAP -hoşumuza gitsin ya da gitmesin- son tartışmalardan güçlenerek çıkıyor.

Ben ANAP''ın diriltilmeye çalışıldığını görüyorum.

Not: Tam bu yazıyı yazarken, dostlarımdan Sadettin Kaşıkçı''nın ikisi kız biri oğlan üçüz çocuk sahibi olduğu haberini aldım. Kaşıkçı ailesini kutlarım..