Ne bitmez bir tıraşmış bu böyle!

Bunaltıcı bir ağustos günü Beşiktaş''da berberdeyim. Berber Yılmaz, "Salonda klima olmasa, bu sıcakta kimse gelmez abi!" diyor. Vakit erken olduğu için henüz sıra bekleyen müşteri yok. Bu nedenden olacak, Yılmaz, normalde 15-20 dakika süren tıraşımı uzattıkça uzatıyor. Doğrusu benim de acelem yok; berber dükkanının serin havası içinde elimdeki dergiyi gözden geçiriyorum. Derginin adı "VakıfRize." İstanbul''da yaşayan Rizeliler''in oluşturduğu vakfın yayınladığı bir hemşehri dergisi. Dergide kolayca tahmin edebileceğiniz türden yazı, röportaj ve haberler yer alıyor. Toplantı, yemek, iftar haberleri, Rize''nin dünü ve bugününden söz eden yazılar... Kaliteli kağıta güzel bir baskıyla hazırlanmış bir yayın...

"VakıfRize" dergisindeki röportajların birisi Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu ile gerçekleştirilmiş. Yılmaz, ağırdan alarak tıraşa devam ederken ben de bu röportajı gözden geçiriyorum.

"VakıfRize" soruyor: -"Sayın Bakanım Mevcut Eğitim Sisteminin işlevselliğini yitirdiği noktalar nelerdir?" (Hemen söyleyeyim ki, "VakıfRize" röportaj boyunca buna benzer başka sorular da soracak. Ama ben sadece "Bakanım"ın cevaplarına yer vereceğim.)

Milli Eğitim Bakanı: "Türk Milli Eğitimi Cumhuriyetimizin kurulduğu yıldan bu yana mucize denebilecek gelişmeler göstermiştir. 77 yılda nüfusumuz 5 kat artarken, okul sayısı 12 kat, öğrenci ve öğretmen sayısı 46 kat artmıştır. Eğitimde sadece sayısal artış değil, önemli ölçüde kalite artışı olmuştur. Bugün gelinen noktada hedef, kaliteli eğitimi gerçekleştirmektir. Çünkü yeni bin yıl, bilgi üretiminin ve bilginin kullanımının önem kazandığı..."

Başımı dergiden kaldırmadan Yılmaz''a soruyorum: Yılmaz, tıraş daha bitmedi mi?

Milli Eğitim Bakanı: "Yeni bin yıl, bilgiye ulaşmanın yollarını bilen, bilgiyi ve teknolojiyi kullanan, bununla bireylere gereksinim duymaktadır. Bu açıdan baktığımızda zorunlu öğrenim süresinin de uzatılması gerekmektedir. (...) Türk Milli Eğitimi''nin genel amaçları ve temel ilkeleri Milli Eğitim Temel Yasası''nda, ilgili yasalarda ve Anayasamızda belirtilmiştir. Bu amaçlar ve ilkeler, Atatürk''ün bizlere gösterdiği hedeflerdir. Atatürk''e göre eğitim, toplum kalkınmasının ve bağımsızlığının en önemli gücüdür. Eğitim ulusal ve bilimsel olmalıdır. Çağdaş karma ve laik olmalıdır. İşlevsel olup, fırsat eşitliği sağlamalıdır. Ülkemiz 2000''li yıllarda da, Atatürk''ün bizlere çizdiği aydınlık yolda yürümeyi sürdürecektir. Bu bakımdan ülkemizi uygarlık düzeyinin üzerine çıkaracak..."

Başımı dergiden kaldırmadan Yılmaz''a soruyorum: Yılmaz, enseyi eski seviyesinin üzerine çıkarmıyorsun değil mi?

Milli Eğitim Bakanı: "Tam üyesi olmaya kararlı olduğumuz ve bu konuda önemli aşamalar kaydettiğimiz Avrupa Birliği ülkelerinde zorunlu eğitim süresi 9 ile 12 yıl arasında değişmektedir. Ülkemizde de zorunlu eğitim 12 yıl olması 15. Ve 16. Milli Eğitim Şuraları ve 8. Beş Yıllık Kalkınma Planında yer almaktadır. (...) Türkiye''nin eğitim alanında gerçekleştirdiği reformlar ve bundan sonra yapacağı düzenlemeler bir ulusal politikanın ürünüdür. Bütün bunlar Avrupa Birliği istiyor diye değil, ulusumuzun..."

Ya Yılmaz, ne bitmez tükenmez bir tıraşmış bu böyle!

Milli Eğitim Bakanı: "Eğitimde sosyal devlet anlayışı, Devletimizin bütün olanakları seferber edilerek uygulanmaktadır. Parasız ve yatılı olarak öğrenci okutmaktan, sosyal yardımlara, taşımalı eğitimden ücretsiz kitap dağıtımına, öğrenci burs ve kredilerinden barınma hizmetlerine kadar..."

Yılmaz, dikkat et, favoriler çok kısalmasın!

Milli Eğitim Bakanı: Ülkemizde okuma yazma oranı, açılan kurslar ve düzenlenen kampanyalarla % 90''lara ulaşmıştır. Okur yazarlığı yaygınlaştırma ve % 100 okur-yazar bir toplum olma yolunda Bakanlığımızca önemli çalışmalar yapılmaktadır. (...) MEB ülkemizin her yöresini ve bölgesini kapsayacak şekilde ayrım gözetmeksizin hizmet vermektedir. Yurdumuzun her köşesinde eğitimde fırsat eşitliğini..."

Yılmaz, şu kadar yıldır tıraş oluyorum, bu derece uzun süren bir tıraş görmedim desem yalan değil!

O zamana kadar sesini çıkarmayan Yılmaz, sonunda dayanamadı: "Yahu abi, ne kadar sabırsız bir insansın sen böyle! Bak dükkan serin, bekleyen müşteri yok; biz de tıraşı biraz uzattık ne var bunda yani!"