İşte bütün mesele

Prof. S. Laçiner adlı eski bir rektör kişisinin vesayetçi bir televizyon kanalında, “Ak Parti yüzde 70 oy alırsa sokaklar kan gölüne döner” dediğine muttali olduğumda doğrusunu isterseniz hiç şaşmadım. 
Sözgelimi, “Vay canına! 17 Aralık öncesinin AKP yandaşı ne hale gelmiş” demedim. 
Veya…
Bu eklemlenmiş kafa için her şey ama her şey (demokrasi, hukuk, ve hatta “vicdan”)
araçtan mı ibaret diye sormadım.
Veya…
Henüz piyasaya çıkmamış kitabın müellifi tutuklandığı veya belediye başkanları toplama kamplarına götürülüyormuşçasına kelepçelendikleri dönemde Ak Parti yüzde 70 oy alsaydı, “işte demokrasinin zaferi” diyerek havalara zıplayacak derecede performans sergileyen bir insan evladı nasıl olur da, 17 Aralık’tan sonra, (yani,  paralel yapının inine girilmeye başlandığı süreçte) “Ak Parti yüzde 70 oy alırsa sokaklar kan gölüne döner” der de demedim.
Sadece…
Daha düne kadar Star gazetesinde köşe yazarlığı yaptığını hatırlayınca şuncağızı merak ettim: “Acaba bu rektör kişisi Star’da, Prof. O. Özsoy da Yeni Şafak’ta eşzamanlı mı başlamıştı yazmaya?”
Sonra boş verdim; amaaan dedim, çok da tın!
Mahut rektör kişisinin Ak Parti yüzde 70 oy alırsa sokaklar kan gölüne döner ifadesi, ahaber’deki programda sorulunca, Ergenekon davasından içerde yatan ve Anayasa Mahkemesi kararıyla tahliye edilen İnönü Üniversitesi eski rektörü Prof. Fatih Hilmioğlu’nu (bu vesileyle tekrar acil şifalar diliyorum, tahliye edilmesi için de onca yazı yazdım; zira, insanî durum her siyasi görüşün fevkindedir) hatırlattım.
Prof. Hilmioğlu’nun Ak Parti için, “99, 9 oy alsanız da iktidar olamazsınız” sözüyle Prof. Laçiner’in mahut sözü sonuç itibariye aynı kapıya çıkar.
Bir farkla ki, Prof. Hilmioğlu “askeri vesayet” yandaşıydı, Prof. Laçiner “teknik nakavt” yandaşı. 
Bir de (mealen) şunu demiştim söz konusu programda: Mahut kişi dengesiz açıklamalar yapmayı seviyor galiba; vaktiyle Şiiler hakkında de olmadık ayrıştırıcı ifadeler kullanmıştı. 
Öyle dememişmiş, iftiraya uğramışmış, zaten tekzip etmişmiş.
Haliyle 2011 tarihli TRT Haber’deki o programda söylediklerine tekrar baktım. Dediği şuydu: “İnsanın Şii olması Hıristiyan olmasından kötü. Çünkü Hıristiyan nihayetinde ehli kitaptır. Üç dinden bir tanesidir. Allah onu selamete de erdirebilir. Belki cennete de koyabilir. Ama Şii ise sapkınlık var orda, yani dini bozmaya çalışmak var…”

Bu lakırdılar yüzünden o vakitler (Prof. Laçiner’in Şiiler ve Aleviler için böyle söylediğini iddia eden) birçok Alevi derneği ayağa kalkmıştı.

Kim olursa olsun, hakkaniyetli olmak zorundayız. 

Prof. Laçiner’in bir miktar da tevil ihtiva eden tekzibi (“Sünni bazı aşırı grupların, Şiiler hakkındaki yanlış görüşlerini tasvir etmek için bunların nasıl düşündüğünü ifade ettim...” demişti.) doğrudur. 
Tuhaf olan “The Cemaat” yandaşı olan muhteremin, “Sünni ve bazı aşırı gruplar” diye tanımladığı çevreye “dinler arası diyalog”daki “necat” muhabbetini yansıtmasıydı.

Bir de, moderatör arkadaşın, “Yani Şiiliğin ileri boyutlarındaki sapkın mezhepleri için söylüyorsunuz” uyarısına rağmen, “evet” karşılığını vermesiydi. Oysa, “evet” yerine ben söylemiyorum diyebilirdi.
Neyse beyan esastır; hazretin tekzibini esas almak durumundayız.  

Lakin o kadar da panik yapmasına hiç gerek yok. Zira, tekzip ettiği hususu adeta “takdis” eden bir yığın muhterem türedi.

Nasıl oldu da karşı olduklarını söyledikleri “The Cemaat”in mahut duyarlığını bu denli temellük ettiler anlamdım gitti. 

Mezhep asabiyeti büyük bir fitnedir dedim diye etmedikleri bühtan kalmadı. 
Ortadoğu’daki mesele zaten mezhep meselesi değildir kardeşlerim, siyasidir, jeopolitiktir, hülasa, menfaat meselesidir.

Bu menfaat savaşında mezhepler bütünüyle araçsallaştırılmıştır.
Geçen sefer dercettim: Sisi de Sünni’dir Mursi de. Sonuna kadar Osmanlı’ya sadık kalan İmam Yahya Zeydi’ydi. ( Bu vesileyle düzeltmek isterim: Şerif Hüseyin ailesi Vahhabi değildi.)
Yemen’e gönderdiği orduyla 1962’de Zeydi İmamların hakimiyetini bitiren Cemal Abdul Nasır’a karşı direnen Bedreddin Tabatabai el-Husi’yi destekleyen Suudi Arabistan’dı.
Suudi Arabistan dün desteklediği aileden gelen Abdulmelik Husi’ye karşı bugün savaşıyor.
Hülasa, mesele mezhep meselesi değildir. 
Habil Kabil’den beri devam eden menfaat meselesidir. 
Aşk ile tekrar edelim bir daha: Zalim zalimdir mazlum da mazlum!