“Cennet yüzü görmesin aramızı bozanlar”

Islah düzeltmek, ifsad ise bozmak demektir.
Kitabımızın sıkça tekrarladığı hüküm, Allah’ın ıslahı emrettiği, ıslah edenleri (muslihûn) sevdiği, ifsadı yasakladığı ve ifsad edenleri (mufsidûn) sevmediğidir.

Islah ve ifsadın alanları çok geniştir, bu yazıda belli bir iki alan üzerinde duracağız. 

Aldığı yanlış eğitim yüzünden fıtratı bozulmuş olanlar işlerin ve hallerin düzgün, insanların mutlu, insanlar arasında sevgi, dayanışma, yardımlaşma ve kardeşçe ilişki kurmanın hakim olmasından rahatsız olurlar ve bozmaktan zevk alır, sadistçe tatmine ulaşırlar.

Ara bozmanın bir sebebi de intikam veya menfaattir. Birine kin besleyen diğeri, onun çevresi ile arasını bozmaya, onu yalnızlaştırmaya, kendisi gibi düşmanları çoğaltmaya gayret eder. Birinden umduğu, istediği, beklediği menfaati elde edemeyenler onun dostlarıyla, amirleriyle, memurlarıyla arasını bozmaya yönelirler.
Birlikten güç doğar;  rakiplerinin gücünü kırmak isteyen, onların birliğini bozmak için uğraşır.
Son zamanlarda (eskiden de olmuştur ya) siyaset arenasında arabozucuların harekete geçtiği görülüyor ve anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı ile başbakanın veya bazı bakanların, başbakan ile bakanların arasını bozmak için gece gündüz çalışan müfsidler var; bunların başvurdukları taktiklerden biri de asılsız haberler yaymak, hem ilgililerin hem de kamu oyunun kafasını karıştırmak, sahte algı oluşturmaktır.

Koca bir ülkeyi yöneten, içeride ve dışarıda harıl harıl çalışan müfsitlerle mücadele eden, binlerce eleman (bürokrat, danışman) istihdam eden devlet adamlarının da yanılmaları, yanıltılmaları mümkündür; ayrıca bu binlerce elemanın tamamının minare gibi doğru olmaları -içinde bulunduğumuz genel ahlak zaafı dairesinde-  mümkün değildir. Seçerken titizlik gösterilse, çürüklerin  derhal ayıklanması  yoluna gidilse dahi mevcut sistem (idare mahkemeleri vb.) içinde ayıklamak, beyaz pirincin beyaz renkli taşını ayıklamaktan zordur.
İyi niyetli, fıtratı bozulmamış, menfaat duygusu ve arzusu iman, ahlak ve insaniyetinin önüne geçmemiş insanlara düşen vazife daima ıslaha yönelmek ve yardımcı olmaktır. Olan ve gerçekleşen ise bunun aksidir; kötüyü, yanlışı, meşru olmayanı düzeltmek şöyle dursun, olmayanı var göstererek ifsad etmeyi marifet (siyasi maharet) sayanlardan ortalıkta geçilmez olmuştur.
Kur’an’a imanı olmayanlar, şöyle böyle bir imanı olsa bile onu hayatına rehber edinmeyenlere Allah’tan hidayet diliyorum. Ama bir de “iman, takva, güzel ahlak iddiasında bulunanlar, bunu bir iddia olarak dile getirmeseler de bu görüntüyü verenler var. Bunların da içinde intikam veya menfaat saikıyle ifsad yolunu seçenler eksik değil. 

“Hem iman ve takva görüntüsü hem de  Allah’ın sevmediği ifsad nasıl bir arada oluyor?” şeklindeki  haklı sorunun cevabı “maalesef  içtihad ve yorum diyerek ortaya konan sapkınlıklardır”. Ümmeti yetmiş küsur fırkaya bölenlerin tamamı sözde Kur’an’a ve Sünnet’e dayanıyorlar; ama ya kendileri ehliyetsiz  veya içtihad usulleri bozuk olduğu için yanlış hükümlere varıyorlar ve uygulamaları da “ifsad” oluyor. 
Meşru olan maksat, meşru olmayan vasıtayı mübah kılar mı?

Mesela adil dağılımı sağlamak için kendiliklerinden ortaya çıkmış bir grup hırsızlık, yağma, gasıp gibi vasıtalara başvurabilir mi?

Siyasi veya ideolojik rakibini mağlub  etmek isteyen bir grup kumpas kurabilir mi, yalan söyleyebilir mi, iftira edebilir mi, cinayet işleyebilir mi?

Bütün bunlara İslam adına “evet, yapabilir” demek asla mümkün değildir. Meşru amaca, meşru araçlarla gitmek mecburiyeti vardır.

Şu halde imanı olanlara, Allah Teâlâ’nın müfsidler hakkındaki ayetlerini hatırlatmak isterim.
İslam’da yalan en büyük günahlar arasında olmasına rağmen, karı-koca arasını bulmak, iki insanı barıştırmak için başkalarına zarar vermeyen yalanları söylemek caiz görülmüştür. Bu hükümden iki hüküm daha çıkarmak gerekiyor: 1. Islah, arayı bulmak, düzeltmek çok önemlidir. 2. Burada yalan (başka durumlarda meşru olmayan bir araç) kullanılmıştır, ama bunun caiz ve meşru olduğu Şâri’ tarafından bildirildiği için kullanılmıştır. Kimsenin Şari’liğe soyunma haddi ve hakkı olamaz.