Kriz edebiyatı

Bazı durumlar vardır şüyuu vukuundan beter olur.
Yani ne demek? O işin söylentisi çıkacağına kendi olsaydı daha iyiydi...

Bu ülkede bir kesim siyasal görüş sahipleri bu deyimin güttüğü hedeften alabildiğine yararlanmanın ustası kesilmiş...
Bu ülkenin siyasal tarihinde bu işin yüz yılı aşan bir geçmişi var.

Örneğin Sultan Abdülhamit Han döneminde bir 31 Mart vakası yaşandı. Bütün Abdülhamit Han muhalifleri (ki aralarında veya yanlarında bazı İslamcı aydınlar da yer alıyordu) “Şeriat isterük!” diye yollara düştü. Kime karşı şeriat isteniyordu? Sultan Abdülhamit Han'a karşı... Sultan böyle bir talebe maruz kalmaya müstahak mıydı? Nasıl olabilir ki! Sultan, kendi dönemine gelinceye kadar kimsenin başarmak şöyle dursun, akıl edemediği bir işin üstesinden gelmişti. Yeryüzünde Müslümanların yaşadığı bütün coğrafyaları Hilafetin merkezi olan İstanbul'la irtibatlı ve dayanışma haline getirmişti. O kadar ki, dünyanın ta öbür ucunda, Brezilya'da yaşayan Müslümanlar bile İstanbul ile irtibatlandırılmıştı. Kimileri, Balkan Savaşı sırasında Brezilya Müslümanlarının ellerinden geldiğince İstanbul'a yardım gönderdiğine bakarak: “Acaba Abdülhamit bu kudretin farkında mıydı?” diye sorma hamakatini gösteriyor. Güler misin, ağlar mısın? Bre o cazibeyi ihdas eden zaten o değil miydi? Üstüne üstlük tüm ülke çapında eğitim seferberliğinin, savunma hizmetlerinin ihyasının, demiryolları inşaatının ve daha nice sınai teşebbüsün önünü açan; tüm Osmanlı coğrafyasını bir inşaat şantiyesi haline getiren de oydu. Şimdi böyle bir devlet adamına karşı kriz çıkarıyordu yaygarası yap! Üstelik onun ilgisi bulunmayan 31 Mart vakası gibi olayları da onun üstüne at.
Bu kriz edebiyatı geleneği o gündür bu gündür işbaşında...

Cumhuriyetin başlarında Menemen olayı... Menderes döneminde İsmet İnönü'ye fiske ile atılan taştan başlayarak 1960 yılı 28 Nisan'ında başlatılan ve 27 Mayıs hükümet darbesiyle sonuçlandırılan patırtı... 12 Mart 1971 arefesinde tezgâhlanan öğrenci olayları... 12 Eylül (1980) öncesindeki anarşi ve terör olayları... Bütün bunlar hükümet darbesiyle sonuçlanmıştır...
Ve tam da ne zaman? Ülke iktisaden “take off” noktasına gelmişken... “Take off” uçağın havalanış anı...
Şimdi bazı kesimler aynı teraneyi tekrarlıyor... Diktatörlük, baskı vesaire... Abdülhamit'e, Menderes'e, Özal'a, Erbakan'a kurulan tezgâh...

Ama artık millet şerbetlendi, o tezgâha gelmiyor. 13 yıldır ülke yönetiminde dizginleri elinde tutanlar çetin ceviz çıktı. Krizcilere göz açtırmıyor. Kriz edebiyatı sökmüyor artık...Şaşkınlıkları ondan, ne yapacaklarını bilemiyorlar... Elde kalan tek koz, iki eli birbirine vurmak...