Maskeler fora...

Cumhuriyet gazetesi, yirmi ikinci yıldönümünde de Mumcu Suikastı’nın perde arkasındaki “Türkiye’deki Gladio” gerçeğinin üzerini sıkıca örttü. Sürpriz mi, asla değil. Bundan sonraki yıllarda da böyle olacak!

Mumcu’nun dostu geçinenlerin, kafa konforlarını bozmaya, suikastın derin arka planı ile yüzleşmeye hiç mi hiç niyetleri yok...

Mesela, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yıldönümü münasebetiyle yaptığı açıklamada “Meslektaşımızı öldüren tetikçileri azmettirenlerin hala daha ortaya çıkarılamamasını demokrasi ayıbı sayıyoruz” diyordu.

TGC, bunca yıldır kamuoyuna “Mumcu Cinayeti’nin tetikçileri” diye sunulan masumların “katil” olduklarına kendisini o kadar inandırmış ki, o bahsi çoktan geçmiş azmettirenlerden söz ediyor! “İran’la bağlantılı İslamcı örgüt” veya hayali “Tevhid Selam Örgütü” masallarına sıkıca yapıştıkları o kadar belli ki, bu hikâyeleri narkoz misali kullanıyorlar. Hakiki tetikçiye de, azmettiricilere de, cinayet organizasyonunu yapanlara emir veren Üst Yapı’ya da gözleri fal taşı gibi kapalı!

Hakikate seyahat etmek, asla işlerine gelmiyor!

*

Bir başka laikçi gazeteci kuruluşu ÇGD’nin (Çağdaş Gazeteciler Derneği) Eskişehir Şubesi de gelenek haline getirdiği Uğur Mumcu ödüllerini vermiş: Şube Başkanı, “Uğur Mumcu, Cumhuriyetçi ve Atatürkçü olduğu için öldürüldü” diye konuşmuş!

Yani? Kafalarındaki klişelerden vazgeçmeye niyetleri yok...

Mumcu Suikastı’nın arka planındaki ABD-NATO’ya bağlı ve bağımlı Derin Yapı’nın en önde gelen ideolojik enstrümanı “Atatürkçülük”tü!

Uğur Mumcu, İçerideki Gladio’nun sırlarını çözmeye başladığında hedef oldu!

Mumcu’nun “dostları”nın bu gerçekle “yüzleşmeye” cesaretleri var mı? Yok! O dostlarının arasında suikastın perde arkasının hasıraltı edilmesi yolunda misyoner gibi çalışanlar da var!

*

Almanya’da, Köln Üniversitesi’nde de Uğur Mumcu için anma toplantısı düzenlenmiş: Can Dündar, Tarık Akan, Rutkay Aziz, Durdu Özbolat ve Gürbüz Çapan gibi isimler konuşma yapmışlar...

Baronsal Cumhuriyet’in (Paralel Yapı muhibbi) yazarı Can Dündar, “Charlie Hebdo’ya yönelik kanlı baskın bu karanlığın, yobazlığın uluslar arası çapta yaygınlaştığını gösteren önemli bir ölçüydü...” demiş ve eklemiş:

“Biz Cumhuriyet gazetesinde dergiden bir seçkiyi yayınladığımız için, o günlerde benzer bir baskını, kimimiz elinde silah kimimiz elinde sopayla bekledik! Böyle bir ülkeden bahsediyoruz...”

Bu laflar, malum karikatürlerin yer aldığı Haftalık Charlie’nin özel sayısının Cumhuriyet tarafından hangi maksatla yayınlandığını da göstermiş oluyor!

Demek ki neymiş? “Türkiye’de de olası bir baskını beklemişler!” Bunu söyleyen kim? Can Dündar!

Charlie seçkisini yayınlayıp “provokatif” amaçlı bir “davetiye” çıkarmışlar: Ancak, umdukları gibi olmamış!

Paris’teki yürüyüşün ardından, ilk sayfasından “Haç Çıkaran” Cumhuriyet, Türkiye’deki Gladio’nun medya ayağındaki Washington Portakalı’dır: Artık, gizlice değil açıktan oynuyorlar!

*

Baronsal Kurtlar Medyası’nda yıllar yılı “kamuflaj” kıyafetiyle dolaşmıştı, M.Ali Birand’ın “32. Gün’den talebesi, Can Dündar: Şimdilerde maskesini fora etmiş durumda!

Dündar’ın, Paralel Savcı “Mister Kara” ile röportajı pek manidardı: Hem Cumhuriyet gazetesiyle Paralel Yapı arasındaki bağlantıyı gözler önüne serdi; hem de Mister Kara’nın sözleri, 17 Aralık darbe girişiminin bir nevi “itirafı” olarak kayda geçti!

Bir başka deyişle, kendi ağızlarından kendilerini ele verdiler!

Paralel Savcı, “hakkında delil bulunmayan” Tayyip Erdoğan’ı, tahmin yürütmek suretiyle ‘Bir Numara’ diye tarif ediyor, “ihtimaller üzerinden” de ‘Hedef’ yapıyor!

Can Dündar’la ortaklaşa attıkları şu ‘Paralel Mızrak’ çuvala sığmıyor, neresini tutsanız elinizde kalıyor!

*

17 Aralık darbe girişiminin başarılı olacağına o kadar emindiler ki, Tayyip Erdoğan için “Dönemin Başbakanı” diye yazdılar! Yukarıdan gelen “talimatları” harfiyen yerine getirdiler!

Şayet, 17-25 Aralık’ta amaçlarına ulaşabilselerdi...

Erdoğan’ın ardından; Genelkurmay Başkanı’nı da tasfiye edip yerine “Tümgeneral” rütbeli bir ‘Paralel Komutanı’ getireceklerdi!