"ASELSAN"a yoğunlaşalım"

Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar 9 Nisan 2011 tarihinde Akit Gazetesi''ne verdiği röportajda Türkiye''nin savunma sanayiindeki gecikmişliğini şöyle anlatıyordu: ''Vakit kaybetmeden birçok ülke 1970''lerde atılıma başladı. Bizim o yıllar darbelerle geçti. On yıllar hep kayıp. On sene kaybettiniz mi nereye yetişeceğiz? Herhangi bir ürünü ortaya çıkartmak 10 yıl alır. Gemi, tank veya hava aracı... Bir proje başladı mı sonuca ulaştırmak yıllarca sürer. İrade ile sürdürmek gerekir. Ama biz geç başladık. Net olarak 2004''te başladık diyebilirim. Bugün iyi bir yere doğru gidiyoruz.''

Türkiye savunma sanayiinde gerçekten geri kaldı. Eloğlu 60 sene önce tank yapıyordu, şimdi biz tank yapacağız diye seviniyoruz. Öte yandan başta kripto uzmanlarımız olmak üzere ASELSAN''da çalışan bazı mühendislerimiz şüpheli bir şekilde hayatlarını kaybettiler. Çoğu intihar olarak kayıtlara geçti ve unutuldu bile.

Başta ASELSAN olmak üzere kritik görevlerde çalışan mühendis ve uzmanlarımız öldü mü, öldürüldü mü? Hüseyin Başbilen, Halim Ünal ve Evrim Yançeken''in ölümleri üzerine çok şey söylendi. Ancak intihar ettiklerine kimse inanmıyor. Peki savunma sanayiinde neler dönüyor?

Ülkemizin en iyi gazetecilerinden biri olan Melik Duvaklı''nın geçtiğimiz günlerde Aselsan Cinayetleri & Savunma Sanayiindeki Kirli Savaşın Kurbanları isimli kitabı yayınlandı. Melik Duvaklı savunma sanayiinde dönen dolapları muazzam bir şekilde anlatmış. Özellikle Askeri Şantaj ve Casusluk Davası kitabın en önemli bölümlerinden biri.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı''nca yürütülen "Askeri casusluk" soruşturması kapsamında bir ihbar üzerine 6 Aralık 2010''da Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü''nde arama yapılıyor. İstihbarat şubenin zeminine gizlenmiş vaziyette çok sayıda dijital delil ve doküman bulunuyor. Donanma Komutanlığı''ndaki aramada ele geçirilen bir belge ise oldukça dikkat çekiciydi. ''Aselsan.doc'' isimli dokümanda, ''ASELSAN ve SAGEM''e yoğunlaşalım. Sorun çıkaranlar var. Sorunun kaynağı bulunmalı, gereken yapılmalı'' şeklinde talimatlar bulunuyordu.

Burada bulunan belgelerin önemli bir kısmı aynı zamanda Balyoz Darbe Planı davasını ilgilendiriyordu. Deliller, ilgili mahkemelere gönderildi. Söz konusu belgelerden birinde, ASELSAN''daki yapılanmaya özel önem verildiği kaydedilirken, ilişki kurulabilecek 7''si lider olmak üzere toplam 47 kişiden bahsediliyordu. Savunma sanayiindeki organizatör olarak ise HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Ömer Faruk Yarman gösteriliyordu. Yarman, Gölcük Donanma Üssü''nde ele geçirilen belgelerden sonra Balyoz davası kapsamında tutuklanmıştı.

TSK, TÜBİTAK, HAVELSAN ve GES Komutanlığı gibi devletin en stratejik kurumlarında örgütlenmiş bir çete vardı. Çete üyeleri birbirleriyle irtibatlıydı ve özellikle telefon görüşmesi yapmamaya özen gösteriyorlardı. Yaptıkları örtülü çalışmalarda kritik pozisyondaki birçok mühendisin hayatlarını didik didik etmişlerdi. Ve birçok mühendisimizin dosyası intihar denilerek kapanmıştı.

Ölümlerden hemen sonra başlatılan soruşturmaların tamamı doğru düzgün araştırma yapılmadan takipsizlik kararı verilmişti. İlk dosyalara giren olay yeri tutanakları, otopsi ve bilirkişi raporlarının çoğu eksikti. Parmak izi testleri dahi yapılmamıştı. Ölen şahısların son günlerine dair kamera kayıtları, mobese taramaları incelenmemişti.

Hatta ASELSAN''ın bizzat kendisi şüpheli şekilde ölen mühendislerin kritik projelerde çalıştığını dahi ilk başta kabul etmiyordu. Genelkurmay''ın savcılığa gönderdiği yazıda mühendislerin en az 15 kritik ve kozmik projede görev aldıkları sonradan doğrulandı. Kendi mühendislerini, kripto uzmanlarını koruyamayan bir ülke tank ya da uçak yapsa nolur, yapmasa nolur! Çok yakında bu davalar da kapanır, ülkede cirit atan hainler de keyiflerine bakmaya devam ederler.

İnsan sormadan edemiyor: Nasıl olur da, bir ülkenin savunma sanayiinde çalışan en önemli insanlar bir anda intihara yeltenirler? Niçin adam gibi soruşturma yapılmaz? Niçin bir savcı çıkıp da bu ölümlerin peşine takılmaz? Bu ölümlerin hiçbiri intihar değildi. Mevcut statüko size bunu inandırmak için elinden geleni yapacaktır ama sakın inanmayın!

Sayım''ın bavulu

Röportaj yapmak zor sanattır. Karşındakini konuşturmak, ağzında cevap almak herkesin işi değildir. ''Doğru'' sorular devamında ''gerçek'' yanıtları getirir, sorularına güvenilenin karşısında kurmaca dünya bir anda zayıflıkları, bilinmeyenleri ve ilkleriyle hakikate dönüşür.

Ülkemizde röportaj alanında çok yetkin bir isim var: Sayım Çınar. Son kitabı Bavulumda Söyleşiler & Doğru Sorular Gerçek Yanıtları Getirir tam bir başucu kitabı olmuş. Sayım Çınar bugün Bavul Ajans''ın sahibi. Yaptığı harika söyleşileriyle ünlü isimlerin bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarıyor. Söyleşi yaptığı kişinin kaçarı yok. Sayım Çınar hangi ünlü olursa olsun ağzından laf almayı biliyor.

Kitapta kimler yok ki… Ahmet Hakan Coşkun da var, Enver Aysever de… Ahmet Ümit de var, Nilgün Belgün de… Canınız sıkıldıkça Bavulumda Söyleşiler''i açın, bir röportaj okuyun. Çok iyi gelecektir.

Twitter.com/cemkucuk55