Hangi köşe yazarı hangi gazetede yazsın

İsterdim ki; İlhan Selçuk Vakit''te, Hasan Karakaya Cumhuriyet''te, Hıncal Uluç Taraf''ta, Ahmet Altan Yeni Çağ''da, Bekir Coşkun da Zaman''da yazabilsin.

Mesela…

Sabahleyin bayiden Yeni Şafak alan okur, gazetesinde başyazar olarak Oktay Ekşi''yi görsün isterdim.

Mehmet Altan “2. Cumhuriyet”in faziletlerini Cumhuriyet''te, Gazi Paşa''dan sonrasını “karşı devrime” bağlayan İlhan Selçuk da tek parti döneminin faziletlerini Star''da anlatsın.

Hayır, Ahmet Hakan kardeşim hiç yerinden oynamasın.

İhtiyaca toptan cevap verdiği için, perakende değişikliğe lüzum yok. Hürriyet''teki yazılarından derlenen bir kitapçığı Vakit okurlarına kupon karşılığı verilsin iktiza.

Genel yayın yönetmenleri de gelip gitsin: Fatih Altaylı Vakit''i, Yusuf Ziya Cömert Hürriyet''i, Ertuğrul Özkök de Yeni Şafak''ı yönetsin.

Hayır, çarşıya hareket gelsin diye değil!

“Yabancılaştırma efekti” mesabesindeki bu “gelgitlerin” sayesinde, “grup davranış psikolojisi” körlüğü bir nebzecik de olsa yıkılsın isterdim.

Bunun “gerçek hayatta” olmayacağını bilirdim elbette.

Lakin “gizli işsizlik vakası” gibi çalışan zavallı muhayyileme engel olamazdım.

Yanlış anlaşılmasın: Mezkur değişiklikleri veya “gelgitleri” yılda bir gün, hadi bilemedin en fazla bir hafta için düşünürdüm.

Yeni Şafak okuruna, her Allah''ın günü Oktay Ekşi okutturmayı hayal bile edemezdim yani.

O kadarı işkence olurdu; yok artık!

Muhayyilem başkalarının haklarına tecavüz etmeyecek kadar geniştir; daha fazla değil.

Diyelim ki; Yılmaz Özdil, 23 Nisan çocuğu gibi, fakirin köşesinde bir günlüğüne arzı endam edecek. Hepsi bu, abartmayalım.

Ne ki, genel yayın yönetmeni veya köşe yazarlarına ilişkin bu hayalimi şimdiye değin kimseciklerle paylaşmaya cesaret edemedim.

Ahmet Hakan''ın dillendirdiği (mahut hayalimi fersah fersah aşan) iddia piyasaya düşmeseydi, yine de cesaret edemezdim.

Fehmi Koru, yerinizde gözüm yok dese de, Ertuğrul Özkök bu iddiadan ziyadesiyle etkilenmiş besbelli.

E tabii, insanlık hali; kıllanmış bir kere.

Geçenlerde “Yerinize Fehmi Koru gelebilir mi?..” şeklindeki bir soruya, “Keşke öyle bir noktaya gelsek; Fehmi Koru Hürriyet''in, ben de Yeni Şafak''ın Genel Yayın Yönetmeni olabilsem…” karşılığını vermiş.

“Keşke” diyor; çünkü her şeyden evvel, hazretin kavlince “anlayış düzeyi” henüz müsait değil buna.

Bir de hoşgörülü ki, sormayın gitsin!

Gelgelelim “Bu noktaya gelebilsek zaten birçok konuyu halletmiş oluruz…” diyerek mevzuyu hoşgörü, empati veya tahammül eşiğine bağlamaya çalışsa da, ilk falsoyu anında veriyor:

“Eğer kendi mahallesindeki o dar bakış açısını bırakabilecek bir duygu şeyi varsa…”

Aslında haklı!

Gerçekten de millete karşı “Topyekûn Savaş” , Meclis iradesine karşı “411 el kaosa kalktı” manşetlerini kotarabilecek kadar geniş bakış açısına sahip olmak ayrı bir yetenek ister.

Neyse, mesele bu değil.

Demek ki, Fehmi Bey''in “duygu şeysi”ne her şeyden evvel kendisinin tahammülü yok.

Burası önemli.

Ertuğrul Bey''ciğim Yeni Şafak''a gelecek olsa, “duygu şeysini” bırakıp gelmesini istemem.

Ne ise o! Yani, “Ne olursa ol, sağ yap gel” hesabı.

Zaten öteki türlüsü mantıksız olurdu.

Ertuğrul Özkök''e dönüştükten sonra, Hürriyet''e Genel Yayın Yönetmeni olmaya hiç gerek yok ki. Orijinali dururken kopyasını kim, ne yapsın?!

Fehmi Koru''nun verdiği cevaba da pek anlam veremedim.

Diyor ki: “Yeni Şafak''ı o yönetirse sen ne yaparsın? merakında olanları da aydınlatmalıyım: Gelsin, başarısı için çalışırım. Güle güle Yusuf Ziya!”

Ne demek bu şimdi?

Tamam, Özkök''ün mütekabiliyet anlayışındaki sakatlığa, nezaketsizliğe vurgu yaparcasına Genel Yayın Yönetmenimiz Yusuf Ziya Cömert''i hatırlatmak son derece yerinde.

Lakin “Gelsin başarısı için çalışırım” ne demek?

Ertuğrul Bey gayet açık söylüyor: O geldiğinde, sen çoktan Hürriyet''e gitmiş oluyorsun Fehmi Bey!

Bu durumda da, Ertuğrul Bey''ciğimin “başarısı için çalışmak” doğal olarak bize nasip oluyor.

Verdiğin nimetlere teşekkür ederim Allah''ım.