Belediye sözleşmelileri

Yeni yıldaki ilkyazımı, çözümü hararetle beklenen bir soruna ayırdım. Çünkü okuyucularımdan “Bizler, Belediye ve İl Özel İdarelerinde çalışan sözleşmeli personelleriz” ibaresiyle başlayan o kadar çok e-mail alıyorum ki, konu hakkında daha önce yazmama rağmen, yine serzenişlerini dikkate alma gereği hâsıl oldu. Mustafa ÖĞÜT, Mutlu EREN, Avni URGAN isimli okurlarım, son birkaç günde yazanlar. Özetle şöyle söylüyorlar:

“Bugüne kadar bizlere Devlet Personel Başkanlığınca yollanan yazılarda ve mahkeme kararlarında, siz, 4/B''lisiniz denildi. KPSS''yi kazanıp ta atamaya başvuran arkadaşlarımıza siz zaten 4/B''lisiniz denilerek merkezi atama yapılmadı. Ancak son çıkan 632 KHK''den yararlanmak ...istediğimizde hayır siz 4/B''li değilsiniz denildi. Fakat daha sonra çıkan KHK ile Vekil Ebeler ve Vekil İmamlar da kadrolu oldular. Bizler yine kadro alamadık. 632 KHK çıktığı gün evlerimizde yaşadığımız bayram coşkusunu size anlatmaya kelimelerimiz yetmez. Bizler, hepimiz Üniversite mezunu 17000 teknik personeliz. Kadrolu olmadığımız için yükselme şansımız bulunmamaktadır. Bu yüzden ne uzamakta ne de kısalmaktayız. Her sene Ocak ayında sözleşmelerimiz yenilenecek mi korkusu yaşamaktayız. Geleceğimiz her zaman Belediye Başkanlarımızın iki dudağı arasında. Hiç birimiz çalışmaktan asla kaçmadık. Belediyelerdeki en zor görevleri hep bizler yaptık ve yapacağız. Seçimden önce Başbakanımıza televizyon programlarıyla ulaşmaya çalıştık. Çok şükür Başbakanımız sesimizi duydu ve TV programlarında seçimden sonra TBMM açılır açılmaz bizlerin de kadroya geçeceklerinin sözünü verdi. Şuan ulaşmaya çalıştığımız tüm Bakanlarımız ve Bürokratlarımız böyle bir söz verildiğini bilmemekteler. Bu sözün videoları, internette mevcuttur. En son öğrendiğimize göre üst düzey bir bürokratımız da bizlerin kadro almasına engel oluyormuş. Kendisinden Başbakanımızın sözünü yerde bırakmamasını rica ediyoruz ve mağduriyetimizin de bir an önce giderilmesini eşitlik ilkesine dayanarak istiyoruz. - 5393''lü Belediye, İl Öz el İdare ve TRT Sözleşmelileri.”

Bilindiği üzere, 4 Haziran 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 632 sayılı KHK, sadece 4/B ve 4924''e tabi sözleşmeli personeli sevindirdi. Başbakan Erdoğan, seçim öncesinde sorulan sorulara şu şekilde cevap vermişti: "Kim sözleşmeliyse, nerde çalışıyorsa, bu noktada hepsini çözerek bu işi bitirmiş olacağız." Ancak bu sorun henüz çözümlenemedi. Belediye ve il özel idarelerinde çalışan sözleşmeli personel, kapsam dışında kaldı. Oysaki belediye ve il özel idarelerinde, en kritik birimlerde, sözleşmeli personel görev alıyor. Birçok önemli projeye imza atan bu personel, daha önce fahri imam hatiplere, Kızılay işçilerine, Tarım Bakanlığı danışmanlarına tanınan hakkın kendilerine de tanınmasını istiyor. 5393''lüleri kapsamadığı ortaya çıkan KHK sonrasında verilen sözler hakkındaki videolar, bir web sitesinde (memurlar.net) yayınlanmakta ve belediye sözleşmelilerinin durumunun da çözümleneceği açıklanmaktadır. Son derece yoğun, stresli ve gelgitlerle geçirilen belirsizliklerle dolu olan üç - dört aylık süreç, birçok belediye sözleşmelisinin psikolojik olarak çöküntüye uğramasına ve sinirlerinin yıpranmasına yol açmaktadır. Bu psikoloji, sözleşmelileri, eşlerini, çocuklarını, yani tüm ailelerini perişan etmektedir.

205 bin kişi kadro alırken, çok daha zor şartlarda çalışan yaklaşık 16500 - 17000 kişinin, şartlar her ne olursa olsun kapsam dışı bırakılması, gönüllerde tamiri çok zor yaralar açmış olup bu yaranın sarılması, tedavi edilmesi ve Hükümetin bu hususu acilen çözmesi, heyecanla beklenmektedir.

Dövizle yurtdışı borçlanması hakkında bir not

SGK Eski “Yurtdışı Borçlanma ve Tahsis İşlemleri Daire Başkanı” olan ve halen “SGK Başkanlık Uzmanı” olarak görev yapan Ataman YILMAZ, e-mail ile bir açıklama gönderdi. Bu açıklamanın içeriği şöyle: “Tahsin Bey, dövizle yurtdışı borçlanmanın kalktığını ifade eden yazınızı okudum. Evet, doğrudur, ancak bu durum, 08.05.2008 tarihinden sonra borçlanma başvurusunda bulunanlar için geçerlidir. Bu tarihten önce müracaat edip borçlanma tahakkuku dolar üzerinden yapılanlar, kazanılmış hak olarak bu borçlanmalarını tahakkuk eden döviz miktarı üzerinden herhangi süreye bağlı olmadan söz konusu tarihten sonra da diledikleri tarihte ödeme yapabilirler. Sanırım okuyucunuzun sorusu da SGK tarafından döviz esasına göre kabul edilen, ancak ödemesi henüz yapılmayan borçlanmanın geçerli olup olmadığı yönünde. Konunun SGK''daki bir dönem yetkilisi olarak bu açıklamayı yapma gereğini duydum. Selam ve saygılarımla...”

Açıklama için teşekkür ediyor, okuyucularımın bilgisine sunuyorum. Bu durumda, Ayser KURUKUZ isimli okuyucumun aşağıdaki sorusu üzerine verdiğimiz cevabı, yeniden oluşturma gereği ortaya çıkmıştır: "Almanya''da işçi olarak çalıştım ve nihayetinde 2009-2010 yılında Türkiye''ye yerleştim. 2007 yılındaki SGK Bolu''ya müracaatım üzerine yurtdışı borçlanma talebim kabul olmuştur. Bu duruma göre ben 3,5 USD/Gün ödedikten sonra emekli olacaktım. Ancak bu borçlanmanın ödemesini 2012''ye ertelemek zorunda kaldım. Şu an İstanbul''da bir özel şirkette çalışmaktayım. Bu çalışmam daha önce kabul görülen 3,5 $/gün borçlanma durumunu pozitif veya negatif etkilemekte midir? Duyumuma göre, ödemem gereken rakam daha az olacakmış. Bilgi alabilir miyim?" Okuyucumun özel şirkette çalışması, dövizle borçlanma işlemini ortadan kaldırmamakta; kazanılmış hak olarak dövizle borçlandığı tutarı ödeyebilme imkânı bulunmaktadır. Tabii olarak TL ile ödeme yapmasından dolayı daha az tutarda ödeme yaparak, yurtdışı borçlanmasını tediye imkânına ulaşmış olacaktır.