İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı istihdam yükümlülüğü

Çalışma hayatı, çalışan ve çalışanın bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri ya da kişiler bakımından, iş sağlığı ve güvenliği, bireyin iki kanadından biridir. Birinci kanat, gelir sahibi olmaksa, diğeri çalışanın iş sağlığı ve güvenliği içerisine olmasıdır. Bu anlamda yaşam, bu iki kanattan yoksun olmaksızın uçabilmektir. Bugün 2013 yılı başında büyük ölçüde yürürlüğe girecek olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uygulamasından bahsedeceğim. Çünkü artık giderek yeni uygulamaların süreçleri içerisinde olacağız.

Okuyucum Osman TURGUT da bu hususta soruyor. "Merhabalar. Ben çalışmakta olduğum şirkette iş sağlığı ve güvenliği proje yöneticisiyim. Şirketimde 9 ilde bulunan işyerlerimizin her birinde 50 sayısının üzerinde personel çalışmakta ve bu kişilerin SGK primleri de buradan yatmaktadır. 6331 sayılı Yasa"ya göre, bizler, buralarda "İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları" kurmamız gerekiyor. Ancak her yer için işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanını kendi bordromuzdan istihdam etmemiz gerekiyor mu? Yoksa farklı bir insan kaynakları şirketinden (kiralık, dış kaynak) bordrolu olmak kaydıyla iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimleri çalıştırsak olabilir mi? Bunu destekleyen Yargıtay kararları var mı? Var ise bana gönderebilir misiniz?"

Okuyucumun sorularını cevaplayabilmek için, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hakkında bazı bilgileri kaydedelim. Bilindiği üzere, ülkemizde ilk defa "iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları", müstakil bir kanunla düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu Yasa, 30 Haziran 2012 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanmış; bir kısım maddeleri yayımı tarihinde, bir kısım maddeleri ise altı ay (01.01.2013), bir yıl (30.06.2013) ve iki yıl (30.06.2014) sonra yürürlüğe gireceği öngörülmüştür. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu"ndan farklı bir kavramı, yani işçi yerine "çalışan" kavramını kullanarak; başka bir ifadeyle kendi özel kanunlarındaki statülerine bakılmaksızın kamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen gerçek kişileri kapsayan "çalışan" kavramının üzerine düzenlemelerini oturtmuş olup, böylece iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının kapsamını genişletmeyi tercih etmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerleri çalışanları hariç olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri, Genel Kolluk Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı"nın faaliyetleri, afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri, ev hizmetleri, çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar ve hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri dışındaki kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacaktır.

İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme veya hizmet alımı yükümlülüğünde, daha önce aranan en az 50 işçi çalıştırma şartı kaldırılmış, bu yükümlülük tüm işyerlerini kapsayacak şekilde genişletilmiştir. İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacaktır. Çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali tespit edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınacaktır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu kurma zorunluluğunda işyerinin sanayiden sayılma koşulu kaldırılmış, elli ve daha fazla çalışanı bulunan ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı bütün işyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu kurma zorunluluğu getirilmiştir. Asıl işveren-alt işveren ilişkilerinde koordinasyon görevi asıl işverene verilmiş, kanuna göre, kurul oluşturması gerekmeyen taraf diğer tarafa vekâleten temsilci atayacak veya asıl işveren ile alt işveren çalışan sayıları ellinin altında olmasına rağmen, toplamda elli üzerinde ise, koordinasyonu asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturacaklardır.

6331 sayılı Yasa"yla, ilk defa ondan az çalışanı bulunan çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri, kamu tarafından desteklenecek olup, giderler, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından kısa vadeli sigorta kolları için toplanan primlerden kaynak aktarılmak suretiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edilecektir. Bakanlar Kurulu bu hususu "Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerileri için de genişletebilecektir.

İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli istihdamı ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin (kamu kurum ve kuruluşları hariç, ondan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin) desteklenmesi;

a) Kamu kurumları ile 50"den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için kanunun yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra (30.06.2014),

b) 50"den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra (30.06.2013),

c) İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli istihdamı ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi ile diğer maddeleri yukarıda belirtilen işyerleri dışındaki işyerleri için 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Bu Yasanın 8"inci maddesinde belirtilen çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, bu işyerlerinde kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi; tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, bu işyerlerinde kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi kaydıyla yerine getirilmiş sayılacaktır.

İşveren veya vekiline, İş Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan yönetmeliklerde belirtilen düzenlemelere paralel olarak işyerlerinde risk değerlendirmesi yapma, çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme, acil durum, yangın, tahliye ilk yardım ve sağlık gözetimi konularında yükümlülükler getirilmiştir. İşveren, işyerinin değişik bölümlerindeki riskler ve çalışan sayılarını göz önünde bulundurarak, dengeli dağılıma özen göstermek kaydıyla, çalışanlar arasında yapılacak seçim veya seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla, aşağıda belirtilen sayılarda çalışan temsilcisini görevlendirecektir. İşyerinde yetkili sendika bulunması hâlinde, işyeri sendika temsilcileri çalışan temsilcisi olarak da görev yapacaktır.

İşletmeye başlanmadan önce, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerleri için, işyerlerinin büyüklüğüne göre büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu işveren tarafından hazırlanacaktır. Güvenlik raporu hazırlama yükümlülüğü bulunan işveren, hazırladıkları güvenlik raporlarının içerik ve yeterlilikleri Bakanlık"ça incelenmesini müteakip işyerlerini işletmeye açabilecektir.

Kısacası, artık işverenlerin yeni yasa hükümlerine durumlarını uyarlama çabalarını artırmaları gereken bir döneme girilmiş olup, ağırdan alma ataletinin yenilgiye uğratılması gerekmektedir.