Dershaneler olayı

Aslında dershaneler konusu neden gündemi işgal ediyor diye birinin mantıklı bir açıklama yapması gerekiyor sanırım. Çok gereksiz bir konuyu yüzbinlerce insanı ve aileyi istim üzerinde tutacak şekilde ben yaptım ve oldu diyerek ortada bırakmak doğru bir yaklaşım değil. Dershanelerin kapatılması olayına; bir yandan hükümetin net yaklaşımı ve kararlılığı, diğer yanda Sayın Ekrem Dumanlı"nın "Dikkatli okurlarımız gayet iyi biliyor ki dershanelerin kapatılması konusunda gayet sakin bir yayın tavrı sergiledik. Hâlâ da öyleyiz" yazısındaki alınganlık arasında bir yerden bakmak zorunda da değiliz. Sonuçta bu olaya ne bir oldubitti ile bakmak ne de camiaya karşı yapılmış gibi algılamak doğru olmayabilir.

Türkiye"de dört binin üzerindeki dershanenin oluşturduğu yüz bin kişilik istihdam ve bunun etrafında dönen milyarlarca liralık ekonomi göz ardı edilebilir. Karar merci bunun olumlu veya olumsuz sonuçlarına katlanabilir. Ama ana sorun ortada durmaya devam eder. Eğitimde veya daha doğru bir tabirle dershane olayında ana sorun, devlet eğitiminin nitelikli hale getirilememesi, her yıl yüzbinlerce insanın daha iyi maddi şartlar, daha iyi eğitim için özel okula, paralı eğitime gitmek zorunda bırakılması ve bu ikisi arasındaki fırsat eşitsizliğidir. GSMH üzerinden adil bir dağılım olduğunu düşünsek bile, yıllık on bin dolarlık gelirle insanların çocuklarını özel okula yollaması son derece zor, hatta imkânsız. Şimdi bu yüzbinlerce liralık maliyetinden dolayı çocuğunu özel okula yollayamayanların, dershaneler de kapatılacak olduğuna göre, çocukları açık öğretime, özel okulda okuyanlar Boğaziçi veya Bilkent"e mi gidecek? Bu, adil bir yaklaşım olabilir mi? Üniversitelerde öğrenim harçlarını kaldırıp parasız yükseköğretimi başlatan bir iktidar için, orta öğretimde, parana göre eğitim dolayısıyla ona göre bir gelecek uygulaması çelişki değil mi?

Hayatları boyunca ancak on ikinci sınıfta çocuklarını dershaneye gönderebilecek parayı bir araya getirebilen ebeveynlerin, çocuklarının elinden bu imkânın alınması, meydanın özel okulda okuyanlara bırakılmasıdır. Bunun da adil bir sonuç olduğunu kim söyleyebilir? İnsanlar dershaneler yüzünden kısmen de olsa fırsat eşitliği ortamının sağlandığı düşünerek çalışıyor, çabalıyor ve rahatlıyorlar. Diğer yandan dershaneler, elbette özel okullar gibi, kâr amaçlı kurumlardır. Kendini liberal, demokratik bir ülke olarak tanımlayan bir ülkede, nitelikli devlet eğitimi yanında paralı eğitim de söz konusu olabilir. Buradan özel okullar yaygınlaştırılmalı gibi bir sonuç çıkmamalı. Ama devlet, İstanbul"da, Bursa"da, Antalya"daki imkânlar neyse, Kars, Hakkâri, Şırnak, Urfa"da da aynı olanakların olması, eğitim hakkının adil bir şekilde her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına nitelikli olarak tanınması sağlanmalıdır. Dershaneleri kapatmanın yolu da buradan, yani bir ihtiyacı ortadan kaldırıp, herkese aynı maddi olanaklarla eğitim vermek, eğitimde adaleti ve eşitliği sağlamaktan geçer. Ak Parti Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz diyor ki "Son yıllarda ilimizin elde ettiği başarıların yanında bazı olumsuzluklarda mevcut. Örneğin bu yıl il dışına ciddi bir öğretmen tayini yaşandı. Sadece eş durumundan 140 civarında öğretmen giderken ilimize gelen öğretmen sayısı 20 civarında. Bu sirkülasyon da maalesef bizi olumsuz etkiliyor."

Şimdi, Bitlis"te bir ebeveyn olduğunuzu ve oğlunuzun matematik, Türkçe vs dersleri boş geçerek üniversite imtihanına gireceğini düşünün. Dershane de yok.