Güçlü bir Balkan stratejisi şart

ÜSKÜP/MAKEDONYA

Yunus Emre'nin Üsküp müdürü Feyzullah Bahçi kardeşimin daveti üzerine Üsküp'teyim. Feyzullah Bahçi, derdi, birikimi, pratik zekası olan, önü açıldığında ve heyecanla anlattığı büyük projeleri hayata geçirdiğinde, Üsküp'te, Makedonya'da ses getirecek önemli işlere imza atacak genç ve parlak bir arkadaşımız.

Nitekim dün Üsküp'te verdiğim “Yeni Bir Medeniyet Tasavvurunu Doğru” başlıklı konferans için yaptığı hazırlıklar, gerek Makedon hükümeti gerekse Makedon entelektüeller ve yazarlar tarafından yoğun ilgi görmesine imkân tanıdı.

Konferansa Makedonya Kültür Bakanı Müsteşarı'nın, PEN Yazarlar Kulübü Başkanı'nın, Makedon aydınların katılması, Makedon medyasının yoğun ilgi göstermesi, konferansın dikkatle izlenmesi, bütün katılımcıların Feyzullah Bey'den bu tür faaliyetlerin daha sıklıkla yapılmasını talep etmeleri, dahası Müsteşar Bey'in ve PEN başkanı hanımefendinin Yunus Emre'yle ortak projeler yapmaya hazır olduklarını ifade etmeleri hatta orada ortaklaşa yapabilecekleri projeleri belirleyip görüşme takvimi çıkarmaları, Balkanlarda yapabileceğimiz çok büyük işler olduğunu ve gerçekleştireceğimiz müşterek işlerin Balkanlarda yepyeni bir dönemin başlamasına yol açacağını gösteriyor.

BALKANLARI BARIŞ ADASINA DÖNÜŞTÜRECEK MEDENIYET FİKRİ

Birkaç aydır, Balkanları dolaşıyorum adım adım. Balkanları yeniden barış adasına dönüştürebilecek medeniyet fikrini Balkan yöneticiler ve aydınlarla paylaşıyorum. Doğrusunu söylemem gerekirse, Balkanlarda verdiğim bu konferanslara her dinden, her çevreden Balkan aydınlarının, yöneticilerinin, sivil toplum kuruluşlarının gösterdiği ilgi, beni de şaşırttı.
Bu kadar ilgi beklemiyordum. Medeniyetler ve düşünce tarihinde yaptığım yolculuklar ve pratik tarihî gerçeklerden verdiğim örneklerin söylediklerime ilginin artmasına yol açtığını söylüyor arkadaşlar.

Şu: Bakanlarla aramıza örülen duvarları düşünce, sanat ve kültürde yapacağımız kalıcı işbirliği projeleriyle, karşılıklı fikir-alışverişleriyle yıkmanın çok kolay olduğunu gördüm.
Düşünce, sanat ve kültürde yapılabilecek atılımların daha kapsamlı ve köklü bir Balkan stratejisi çerçevesinde gerçekleştirilmesi durumunda, bütün engelleri aşabileceğimizi, yıkılmaz sanılan duvarları yerle bir edebileceğimizi söylemek bile gerekmiyor.

TÜRKİYE, BALKANLARA UMUT AŞILADI

Osmanlı durduruldu, Balkanların kalbi durdu; Balkanlar, toparlanabilmek, nefes alabilmek için yeniden Türkiye'yi beklemeye koyuldu.

Türkiye'nin son 10 küsûr yılda gerçekleştirdiği atılımlar, Balkanlarda taptaze bir heyecan doğurdu. Balkan ülkelerindeki hükümetlerin, Müslümanların sorunlarıyla, talepleriyle daha yakından ilgilenmelerine neden oldu bu. Bu durum, Balkan ülkelerindeki Müslümanlara özgüven kazandırdı; İslâmî faaliyetlerin önünü gözle görülür bir şekilde açtı. Bütün farklılıklarını koruyarak Balkanların, en büyük gizil gücü İslâm'ın etrafında toparlanmaları hâlinde, yeniden barış yurdu olabileceğine dair kanaatlerin güçlenmesine imkân tanıdı.

Neredeyse Balkanlarda görüştüğüm bütün yetkililer, aydınlar ve kanaat önderleri, 100 yıllık kopmanın, ayrılığın sona ereceğine dâir umutların gerçeğe dönüşebileceğini farketmiş durumdalar. Bunun için iki tarafa da önemli görevler düşüyor. Ama asıl büyük adımların Türkiye tarafından atılması gerektiğini iki tarafın yöneticileri de, aydınları da çok iyi biliyor.
Türkiye'nin gerçekleştirdiği atılımlar, Balkanlara umut aşıladı; ama bu umutların adım adım gerçeğe dönüşmesini sağlayabilecek büyük engeller henüz aşılamadı.

BÜYÜK BALKAN STRATEJİSİ!

Bu engellerin başında, Balkanlar ile Türkiye arasında kısa, orta ve uzun vadeli stratejik planlamaların henüz yapılmamış olması geliyor. Bu tür büyük stratejik planlamaların yapılabilmesi için Türkiye'nin derinlikli, çaplı, geleceğe projeksiyon yapacak, 50 yıllık, 100 yıllık yol haritalarını hazırlayacak enstitülerin, araştırma kurumlarının olmaması geliyor.
TİKA, son on yılın en büyük devrimlerinden biri. Çok büyük işler yapıyor, geleceğin yapı taşlarını döşüyor. TİKA Başkanı Serdar Çamlı, şimdiden tarihe geçti bile.

Benzer bir devrimi, Yunus Emre'lerde de yapabiliriz. Bunun için Yunus Emre'nin yeni bir yasayla güçlendirilmesi, ekonomik, lojistik ve entelektüel sermayesinin hakettiği ölçüde maksimize edilmesi gerekiyor. Ve Yunus Emre'de merkezde görev yapan parlak yönetici arkadaşlarımızın önIerinin açılması şart.
Aynı şekilde İHH'nın, Hüdai, Menzil gibi cemaatlerin, Diyanet'in ve tabii çeşitli sorunları olsa da Yunus Emre'lerin faaliyetleri, göz dolduruyor, müşterek geleceğimizi kuruyor.

Ancak bu faaliyetlerin ortak stratejik hedefler doğrultusunda, koordineli, iyi planlanmış bir stratejik akılla yürütülmesi gerekiyor. Bu konuda önemli eksiklikler söz konusu. Özetle, Türkiye'nin, çerçevesi iyi çizilmiş, hedefleri iyi belirlenmiş, yeni bir medeniyet atılımına imkân tanıyacak köklü ve güçlü bir Balkan stratejisine ihtiyacı var.
Pazar günkü yazıda Makedonya izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım.
twitter.com/yenisafakwriter