Seçim nasıl kazanılır?

Tüm dünyada seçmen talepleri çok az farklılıklarla benzerlik gösterir.

Bu nedenle seçim kazanmak sihirli bir formül değildir.

Herkesin gelecekle ilgili umut ve beklentileri birbirine benzemekle birlikte, bunu nasıl gerçekleştireceklerine dair çözüm yolları ülkelerin şartlarına, geniş toplum kesimlerinin eğitim, kültür, gelir ve sosyal düzeylerine göre farklılık gösterir.

Sadece ülkemizde değil tüm dünyada seçim kazanmanın çok bilinen oldukça basit 4 altın kuralı vardır. Bunlar seçmenlerdeki "değişim" arzusunu tetiklemek, "umut aşılamak", "alternatif oluşturmak" ve "pozitif propaganda"ya ağırlık vermektir.

Bu dört faktör seçim meydanlarını hareketlendirmeye, kitleleri heyecanlandırmaya yetmektedir.

Değişim vaadi; eğitim, kültür, gelir ve sosyal düzeyi ne olursa olsun her kesimi heyecanlandırırken, seçmenlerde daha yaşanabilir bir dünya özlemine dair bir beklenti ve istek oluşturur.

Zengin daha zengin olacağını, fakir artık canına tak etmiş olan yoksulluktan kurtulacağını hayal eder.

Bunun sağlanabileceği konusunda seçmenlerde bir umut oluşturulabilmesi durumunda kitleler harekete geçmeye hazır gelir...

"Beklentilerinizi karşılayacak en önemli alternatif benim" düşüncesi oluşturabilen bir partinin, bir liderin veya adayın başarılı olmaması düşünülemez.

Seçmenler, sadece kendi işine bakan, projelerini anlatan, enerjisini başkalarını hırpalamak için değil işini düzgün yapmak için harcayan pozitif insanlara sorumluluk yüklemekte daha istekli davranırlar.

Rakibini sözle paçavraya çeviren, itibarını aşındırmaya çalışan siyasetçilerden daha çok, medeni davranış sergileyen liderler kitleler tarafından daha makbul karşılanır.

Normal zamanda seçmenler haddi aşan üsluplar karşısında bir tiyatro seyreder gibi keyifle olan biteni izlerseler de, konu devlet yönetiminde veya yerelde sorumluluk yüklemeye geldiğinde bu tür aktörlere yeterince güvenemez olurlar.

Her sosyal kesimin ve her bireyin fark edilmeye ihtiyacı vardır ve bunu bekler. Hatta denilebilir ki, hayat fark edilmek üzerine kuruludur.

Uzun yıllardır Türkiye"de toplumsal gerilim konusu oluşturan sorunların başında, kendilerinin yeterince fark edilmediği düşünen sosyal kesimlerin giderek yükselen beklentisi, hatta tepkisi vardır.

Rakipleri karşısında farkındalık oluşturarak her sosyal kesime ve her bir bireye "ben seni fark ettim ve taleplerini not ettim" mesajı verebilen ve buna uygun proje ve siyaset dili geliştirebilen siyasetçiler için başarı uzak değildir.

Topluma öncülük etmeye karar vermiş ve bu sorumluluğa talip olmuş adaylara düşen en önemli görev, başarılı bir siyasal iletişim konsepti ile farklı toplum kesimlerinin taleplerini, hatta bireylerin ihtiyaç duyduğu nokta talepleri belirleyebilmek ve ona uygun çözüm yolları geliştirebilmektir.

Başarılı partiler ve yerel yöneticiler de seçim kaybederler.

Bunun tek nedeni, rakibi durumundaki partilerin veya adayların daha başarılı olacakları konusunda seçmende güven sağlamasıdır. Çünkü her iyinin daha iyisi vardır.

Demokrat Parti iktidarı döneminde bir ilçede mevcut belediye başkanı iki dönem boyunca çok başarılı hizmetler yapar. Üçüncü dönem seçimlerinde rakipleri eleştirecek bir kusurunu bulamazlar. Bir aday uyanık davranır. Seçim kampanyası sırasında sürekli başkanın hizmetlerini över. "Başkanımızın şehrimize hizmetlerini inkâr edemeyiz. Bir şey yapmadı dersek, gözümüze, dizimize vurur. Evet, çok hizmet etti ama her şeyi kendisi mi yapacak? Bıraksın biraz da biz hizmet edelim" der. Bu sözler seçmende olumlu etki yapar ve seçimi kazanır.

Halkın gördüğü, hissettiği, yaşamının bir parçası haline getirdiği yapılan hizmetleri muhalefetin görmezden gelmesi güven kaybına neden olur. Rakibin övülmesi rakipten daha çok övenin itibarını yükseltir. Böyle bir görüntü seçmende daha fazla saygı ve karşılık görür.

Bakın 2 gün önce Marmaray açıldı. Toplumu heyecanlandıran bu projenin muhalefet tarafından itibarsızlaştırılması Marmaray"ı ya da bu hizmeti gerçekleştirenleri itibarsızlaştırmaz. İtibarsızlaştırmaya çalışanları değersizleştirir. Güvenirliliklerini zedeler. İnandırıcılıklarını kaybetmesine neden olur.

Samimiyetle yapılan her iş toplumda karşılık görür. Toplumun istediği çok şey değildir; sadece kendisinin fark edildiğini ve bu yolda samimiyetle çalışıldığını bilmesi ve görmesidir.

AK Parti sadece çok başarılı olduğu için seçim kazanmıyor. Siyasi arenada, AK Parti"den daha başarılı olacağını seçmene gösterebilen bir parti ve lider ortada görünmediği için de alternatifsiz olarak yoluna devam ediyor.

Başbakan Erdoğan dünyanım gözünü diktiği Marmaray projesini açtığı dakikalarda, Türkiye"nin ikinci büyük partisinin lideri Ankara Tandoğan Meydanı"nda terbiyeli bir adamın ağzına almaması gereken abuk subuk laflarla vıdı vıdı etmekle meşguldü.

Seçimi kim kazanacak sorusuna cevap aramak için, kimin neyle meşgul olduğuna da bakmak lazım. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz demişler.

Her şey ortada....