Ne bilsin Avrupa Parlamentosu, Türk’ü Ermeni’yi tarihi?

Geçtiğimiz hafta Papa'nın geçtiğimiz yüzyılın ilk soykırım olarak 1915 yılında Ermenilere yapılanları zikretmesiyle Türkiye'ye karşı sezon hem erkenden açılmış oldu hem de diğerlerine beklendiği gibi biraz cesaret verdi bu hareket. Avrupa Parlamentosu da (AP) geçtiğimiz günlerde Papa'dan aldığı teşvikle Tanrı Krallığında yer kapmaya çalıştı.

AP'nda yapılan görüşmelerde tarihle ilgili lise seviyesinde bilgisi olamayacak tipler ezberletilmiş ve önceden yazılmış metinleri kurulda okuyarak Ermeni Soykırımı deyimini okudu ve toplamda Türkiye'nin bu soykırımı yapmış olduğunu kabul etmesi, kendine kahretmesi, gereğini yapması, örneğin tazminatı ödemesi, ölen masum bir buçuk milyon insanın yaşayan torunlarına mallarının iadesi vs. Akla gelebilecek her şey söylendi.

AP'nun Ermeni propagandasının baskılarına dayanamayarak nihayet böyle bir karar almış olduğu söylenebilir. Gerçekten de Ermeni diasporası bu konuda olağanüstü bir lobi faaliyeti yaptı ve bu faaliyetleriyle en sıradan Avrupalı parlamenterin ensesinde boza pişirdi. Bu konuda elbette ki Türkiye'nin mukabil bir çalışma yürütmemiş olduğu da söylenebilir.

Kabul edilmeli ki Ermeni Diasporasına mensup insanlar Avrupa'nın her ülkesinde doğuştan orada bulunmuş insanlardan oluşuyor, her ülkenin dilini akıcı bir biçimde konuşan mensupları var ve bu üyeler kendi iddialarını anlatma konusunda sürekli ve ısrarlı bir çaba içinde oldular. Bu çabalar, 100 yıl önce ne olup bittiğine dair hangi masalı isterlerse insanlara ezberletmeyi mümkün kılacak türdendi. En inanılmaz yalanı bile bu yoğunlukta ve bu ısrarda tekrarlayan olduğunda inandırması mümkündür.
Gerçeklik gerçekler aleminde olandan ibaret değil, büyük ölçüde algıladığımız şeylerden oluşuyor. Gerçekleri değiştiremeyenler, gerçekliğin algısını oluşturarak insanları kendi dünyalarına tıkabiliyorlar. Bu tabii ki dürüst ve ahlaki bir yol değildir. Ama bu mücadelede kimden ahlaklı olmasını bekleyebilirsiniz ki?

Ermeni Diasporası, kendi tezlerini anlatma konusunda inanılmaz bir sebat ve ısrar içinde oldu. Bu işi hayatlarının tek davası kılmış durumdalar. O yüzden de aslında acınacak durumdalar. Onların gerçekliğini var eden tek şey de hem başkalarına hem de kendilerine anlattıkları ve neticede kendilerini içine hapsetmek zorunda kaldıkları bu Türk algısıdır.
Hrant Dink'in daha iyi anlaşılabilecek şekilde düzenlenmiş ifadesiyle Türk nefreti Ermenilerin kanını zehirleyen, onların varlığını tüketen tehlikeli bir şeye dönüşmüş durumda.

Yine kabul edelim ki, Türkler, en haklı oldukları konuda bile sadece haklılıklarına güveniyor, bu haklılığı ifade etmeye ayrıca fazla bir önem atfetmiyorlar. Haklılığını bıktıracak şekilde anlatarak bir de çevreye rahatsızlık vermemek gibi bir mahcupluk var adeta. Türkiye'nin son zamanlarda bu açığı görerek önemsemeye başladığı kamu diplomasisi faaliyetleri de Ermeni meselesindeki algıyı düzeltmeye yetmedi. Her gün Ermeni diasporasının her yere sirayet etmiş militanlarından defalarca “Ermeni soykırımı” deyimini duymaya alışmış kulaklara alternatif bir sesi duyurmaya yetmemiştir bu çabalar.

Örneğin, nereden çıktı şu 1,5 milyon rakamı? Durup dururken mi oldu bu ölümler? Ermeni çetelerinin 1870'li yıllardan itibaren yaptıkları katliamları biliyor musunuz?
Ya Balkanlardan açıkça ve kastı mahsusa ile katledilen yüzbinlerce, milyonlarca Müslüman Türk evladından haberiniz var mı? Ermeni tehciri kararının tam da Balkan trajedisinin üstüne gelmiş olduğunu, hele Anadolu'nun bütün savaşan evlatlarının cephelerde olduğu bir dönemde, Osmanlı tebası Ermeni çetelerininse Rus üniforması giyerek Müslümanları katletmekle meşgul olduğu bir dönemde alındığını biliyor musunuz?

Bu katliamlarda kaç Müslüman Türk, Kürt, Arap evladının hayatını yitirdiğinden haberiniz var mı? Bir tek Ermeni mi ölmüş bu dönemde? Ermenilerin acılarını da saygıyla analım ama bir tek onların canı mı candı? Diğerlerininki can değil miydi?
Ayrıca, gerçekten biliyor musunuz, Ermeniler nereye nakledildi? Osmanlı arazisinin dışına mı kovuldular? Yoksa Osmanlı toprakları içinde sadece yerleri mi değiştirildi?

Kısaca böylesi bir olay bağlamında akla ilk gelebilecek bu basit sorular bile duyurulamamıştır.
İşin aslı tam bir Türk soykırımına hazırlanılan 1. Dünya Savaşı şartlarında, bu soykırıma karşı kendini savunarak, Çanakkale savunmasıyla, Ermeni nüfusu ülkenin başka bölgelerine nakletmekle, istiklal Savaşıyla var kalabilmiş Anadolu Müslümanlarından bir türlü alınamamış bir intikam vardır. İçlerinde ukde kalmış bir Türk Soykırımı vardır. Balkanlarda gerçekleşmiş olanın Anadolu'da gerçekleşememiş olmasının hıncı vardır.
Papa da AP da normalde üstlerine vazife olmayan böylesine riskli bir konuya giriyorsa, bunun arkasında haçlı bir motivasyon aranmasına da açık hale gelmişler demek.

Yoksa ne bilsin parlamenterler 1915'te ne olup bittiğini? Sadece lobi faaliyetlerinin propagandasıyla tarihte neler olup bittiğinin anlaşılamayacağı, bununla sadece bir tarih algısının pazarlanabileceğini herkesten çok onların bilmesi gerekiyor.
Ama bir malın pazarlamacısı ne kadar usta ve ısrarlı olursa olsun, o malın alıcısı da bir tercih yapmış oluyor neticede. AP da Papa da dünyada bugün bile olup biten o kadar insanlık suçu varken yüzyılın derinliklerinden gelip kendilerine vicdan görüntüsünde intikamlarını ve kinlerini pazarlayanların çürük mallarını almayı tercih etmiştir.
Bu sahte malı tercihte kimse kusura bakmasın, ben sadece haçlı motivasyonu görüyorum.