Simge bir mahkum...

Serhat Tugan’dan dün annesinin mektubu vasıtasıyla söz etmiştik. Tugan bir simge, DGM’lerde mahkum olan insanların simgesi, Yargıtay’ın kimi ünlü daire ve uygulamalarının simgesi...
Bu kez sizi avukatı ve ablası Rojbin’i okumaya davet ediyorum.

Bu okumalar birikir, birikir ve umarız bir adalet seli olur.

“Serhat, Kasım 1988 tarihinde, Sürgünde Filistin Devleti’nin ilan edildiği gece Hakkâri’de üç arkadaşı ile bildiri dağıtıp, Filistinlilerin artık haklarına kavuştuğunu, Kürtlerin de mağduru oldukları zalim rejimin son bulması için ayağa kalkması gerektiğine dair bir bildiri dağıttığı gece yakalandı. Daha 15 yaşını doldurmamıştı o zaman. Çok ağır işkencelere maruz kaldı ve 10 ay Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu kaldı, beraat etti. 
 Diyarbakır cezaevinden salıverildikten sonra balkon kapısının önünde, kapıyı açık tutarak uyudu, bir daha polis kendisini almaya gelirse, yine o işkencelerden geçirilmektense, balkondan atlayıp ölmek için. Çocukluğundan beri evimiz ayda en az iki kez rutin olarak aranıyor, bütün mahremiyetimiz postallarla çiğneniyordu. Diyarbakır 5 No’lu cezaevinde ve oraya gitmeden Hakkari Emniyetinde yaşadıklarıyla tekrar karşılaşma korkusuna daha fazla dayanamadı. .
Sonuçta, hapisten çıkmasının üzerinden bir yıl geçmeden dağa gitti. 2 yıla varmadan yakalandı. O günden bugüne içerde.
 Serhat Askeri Hakimli Devlet Güvenlik Mahkemesi Heyeti tarafından yargılanıp cezalandırıldı.
 Anayasa›nın 143. maddesi ile kurulan ve üyeleri içinde askeri hakim üye bulunan DGM’ler artık mevcut değil.
 Bizzat Genel Kurmay Başkanlarınca defalarca ifade edildiği gibi «Savaşa Taraf ve Savaşın Tarafı» olan askerlerden birinin kararı veren heyette yer almasından dolayı, tarafsız ve bağımsız yargılama yapmadığı gerekçesiyle 2004'te kaldırılan DGM'lerin  yerine 30.06.2004 tarihinde Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri kuruldu.  Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri de 06.03.2014 günü 6526 sayılı yasa ile kaldırıldı; böylece Türk hukuk sisteminde olağanüstü yargılama usulüne tabi bir mahkeme kalmadı.
Anayasa’nın 138. maddesinde teminat altına alınan Yargı Bağımsızlığına gölge düşüren DGM’ler artık mevcut değil ama o mahkemelerin hukukî, adil ve tarafsız olmayan kararlarıyla cezalandırdığı Serhat Tuğan gibi yüzlerce insan halen cezaevlerinde mahkûm.
Yakalandıklarında çocuk ve genç yaşlardaki bu insanlar polis ve jandarmanın işkence ve ağır baskı altında aldığı ifadeler, hukuka aykırı yüzleştirme ve yer gösterme tutanakları ve tanık beyanlarına dayanılarak, alelacele ve Ceza Yargılaması Hukukunun temel kuralları hiçe sayılarak Asker Üyeli DGM’lerin kararları ile yıllardır cezaevindeler.
Fakat yakın tarihte umut verici bir gelişme oldu. Aynı cezaya mahkum edilen İBDA-C lideri Sayın Mirzabeyoğlu da hukuken mevcut olmayan DGM Hükmünün taraflı ve yanlı olmasından dolayı Yeniden Yargılanma kararı verilerek 16 yıldan sonra serbest bırakılmıştır.
Semiha ve Abdulhafız Tuğan’ın arzusu, oğullarının yeniden yargılanması  ve serbest bırakılması. 
Zira Serhat, 24 yıldır kendisi ile aynı kod adı (Şerwan) taşıyan, Uludereli, tutanaklarda belirgin fiziki özellikleri, ismi ve nereli olduğu açıkça yazılı “dudağı yarık, T. O. adlı “ bir kişinin cezasını yatıyor. Sonradan tespit ettiğimiz bu delil nedeniyle yeniden yargılanması ve dosyanın açılması için Diyarbakır Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurduk, ancak mahkeme yarım sayfayı bile doldurmayacak bir gerekçe ile talebimizi reddetti.
 Bütün yollar kapandı. Türk hukuk sisteminde, DGM ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin hayatını kararttığı yüzlerce kişiden biri Serhat.
 DGM savcısının bile isyan edip, müebbet hüküm için temyiz ettiği dosya, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne gitti ve verilen ceza ne yazık ki orada onandı.
Serhat’ın hikayesi, annesinin yüreğinden twitter.com/serhattugan1 adresinden sizlere ulaşmaya çalışıyor. Kulak verin. 
Şimdi de #SerhatTuğanaAdalet’ konusuna dikkat çekmek ve toplumsal bir duyarlılık da yaratmak gayesi ile bir imza kampanyası başlatıldı. Bu kampanyaya destek ve ilginizi bekliyoruz.  https://www.change.org/p/serhattu%C4%9Fanaadalet-istiyoruz...”
Böyle...