AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bu Amerika - Bu İngiltere!

"Ramadi'de ne oldu?" diye yazmıştım. "Guantanamo'da ne oluyor?" diye sormuştum. Yeni Şafak'ta manşet çıkmıştı, Ramadi'de işgal güçleri tarafından kadınların kaçırıldığı ve ırzına geçildiği, bu yüzden de halkın ayaklandığı bildiriliyordu. Acaba haberde dezenformasyon var mıydı? Dezenformasyon varsa bile, işin gerçeği neydi? Kendi gazetemizi bile sorgulamıştık.

Oysa "Ramadi'de ne oldu?" sorusunun cevabı gelmedi o günlerde...

Benzeri bir şekilde Guantanamo'da ne olduğuna dair bilgiler de çok sınırlıydı...

Ben dedim ki "embedded gazeteciler kullanıyor Amerika, eğer savaşını bu kadar kamuoyu önünde yapıyorsa açsın Guantanamo'nun kapılarını... Açsın Irak'ta oluşturduğu toplama kamplarının kapılarını..."

Guantanamo'dan dışarı sızanlar, sadece Amerika'nın hukuksuz hukukunun yansımalarıydı.

Irak'taki toplama kampları hakkında ise "gidenin gelmediği bir cehennem" söylentisi hakimdi...

İşte pislik torbası patladı ve işgal güçlerinin günah dosyası, bütün iğrençliği ile ortaya döküldü...

Hâlâ "bunlar buzdağının sadece görünen kısmı" denildiğine göre, Irak'ta insanlığa karşı en barbarca eylemler yürütülmüş olmakta!

"Demokrasi getireceğiz Irak'a..."

"Irak örnek olacak bölgeye!"
Irak, Irak, Irak!
Ah Irak!

Almanya'da bir toplantıda Bosnalı kız çocuklarını görmüştüm. Tepeden tırnağa bembeyaz elbiseleri içinde ilahi okuyacaklardı... Bosna'nın acılı günleriydi.

Dedim ki:

-"Bosna'yı anlamamız zor. Şimdi gözlerinizi açın ve şurada ilahi okuyan kız çocuklarının, silahlı eşkıya tarafından teker teker götürüldüğünü, öteden çığlıklarının geldiğini, sonra onların bembeyaz giysileri kana bulanmış halde geri döndüklerini tasavvur edin! İşte Bosna'yı o zaman biraz anlarız!"

Fotoğraflardan Irak'ı anlamak... Bu mümkün mü? Tutun yüreğinizi de, evinizden çığlık çığlığa eşinizin, çocuklarınızın bilinmez bir yere götürüldüğünü tasavvur edin bir, bin kere tövbe etmez misiniz bunu düşündüğünüze... bunu yaşıyor Iraklılar, kadını, erkeği, genci yaşlısı, çocuğu ile...

Evet fotoğraflar yetmez, ama onlarla bile hepimizin içi kalkıyor.

Bunlar Sırp milisi değil. Bunlar dünyaya, bizim coğrafyamıza medeniyet ihracına soyunmuş iki gücün askerleri...

Çırılçıplak soydukları insanların üzerine işeyen... Kadınlara toplu tecavüzlerde bulunan... İnsanları birbiriyle cinsel ilişkiye zorlayan... copla, sopalarla insanlara tecavüze yeltenen... vücutlara elektrik veren, tazyikli su sıkan... Ve bunu fotoğraflayan!

Nasıl devam edebilirim ki bunları saymaya!

Bush da susuyor hâlâ, Tony Blair de... Amerikan kamuoyu ayaklanmış, İngiliz kamuoyu ayaklanmış. İnsanlık damarı ayaklanmış... onlar susuyor!

Allah Allah!

Ya hu bunlar sizin askerleriniz! Bunları oraya siz gönderdiniz, siz gelip bunların elini sıktınız, bunlarla oturup yemek yediniz, bunları "kahraman asker" diye siz kutladınız. Elleriniz kirlenmedi mi?

Bosna vahşeti sırasında "Ey Papa, Ey Patrik!" diye çığlık atılmıştı bu sütunlarda "Cüppelerinize kan sıçrıyor! Harekete geçin! Ne duruyorsunuz!" diye çığlık atılmıştı.

Şimdi Miloşeviç kimin kimliğinde reenkarne oldu, Karadziç kimin kimliğinde?

Felluce'de bir hafta içinde 600 kişinin katledilmesiyle kabristana dönüşmüş olan stadyumla Srebrenitsa'da üzerlerine hilal kazınmış olan tahtadan kabir taşlarının oluşturduğu ölüm tarlaları arasındaki benzerlik kimi utandırmalı?

Amerika Irak'ta öldü.

Aslında Afganistan'a papatya biçen bombaları atarken öldü.

Aslında Filistin'de Şaron'a arka çıkarken öldü.

Bush'un neo - conlarla paylaştığı yönetim, tıpkı Hitler gibi milletine utanç taşıyan bir güç kullanımı mantığı oluşturdu.

Hayır, böylesine bir süper güç, böylesine bir insani duyarsızlıkla biraraya gelmemeli. İnsanlığı öldürüyor bu süper güç, oluşturduğu barbarlık vakumunda!

Bu barbarlık, en az kendi tonunda bir özürle dünya huzuruna çıkmazsa, Amerika'nın uygarlık, demokrasi gibi insani disiplinler adına dünyaya söyleyeceği bir tek söz kalmayacaktır.

İslam dünyasında Amerika!!! Bundan böyle hangi yüzle iletişim iddiasında bulunabilir? Hatta İslam dünyasında Amerika ile iyi ilişki, el uzatanların elini yakmaz mı?

Bir süper güç, üstelik tümüne yönelik projeler ürettiği bir büyük coğrafyada, ancak bu kadar aptalca bir politikayla imaj yıkımı gerçekleştirebilir, kendini "düşman hedef" haline getirebilir.

"Utanç verici görüntüler!"

Bu söz, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e ait... Varın siz İslam dünyasındaki sade insanların duygularını hesap edin!

May Lay Katliamı... Cenk Kalesi katliamı... Felluçe katliamı... Ramadi, Ebu Gureyb, Basra, Guantanamo... Bu dosya ile nereye kadar ey Amerika, ey İnglitere?


5 Mayıs 2004
Çarşamba
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED