AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
İlk görüşte aşk

Çağımızda Leyla da pek yok Mecnun da, dolayısıyla o tür aşklara tanıklık etmek zor; ancak ‘Leyla-Mecnun’ aşkını, ‘sevdiği için her şeye katlanmak’ olarak yorumlarsak, farkında olmaksızın öyle bir öykünün başlangıcına tanıklık etmiş olabilirim...

Öykü bir diplomat ile bir CIA ajanı arasında geçiyor. Afrika ve Ortadoğu’da uzun yıllar diplomat olarak ABD’ye hizmet etmiş Joseph Wilson ile CIA adına örtülü operasyonlar düzenleyen Valerie Plame’in tanışmalarına muhtemelen ilk tanıklık edenlerden biriyim. Wilson’un yeni çıkan ve Bush ekibini sarsan ‘The Politics of Truth’ (Gerçek Politikası) anı kitabına göz atarken okuduklarıma inanamadım.

Konunun uluslararası önemi var: Irak’a savaşın en güçlü gerekçelerinin başında, Saddam Hüseyin’in kirli silâh merakı geliyordu; Savaş lobisi, “Irak’ın elinde kimyasal ve biyolojik silâhlar var, nükleer elde etmek için zenginleştirilmiş uranyum peşinde” iddiasını işleyip durdu. Wilson, daha önce büyükelçilik yaptığı Nijer’e ‘uranyum pazarlığı’ konusunu araştırmak üzere Beyaz Saray tarafından gönderildi, ama o iddianın uydurma olduğunu kanıtladı. Sadece kanıtlamakla kalmadı, bulgularını New York Times’a yazdığı bir yazı ile (6 Temmuz 2003) Amerikan kamuoyuyla da paylaştı.

Tespiti, ABD’yi karıştıran ve bir süre sonra birkaç kişinin kellesine mâl olacak bir ‘ulusal skandala’ yol açtı: Beyaz Saray’dan birileri, en önemli gerekçelerinden birinin alenen yalanlanmasına duyduğu tepkiyle, bazı gazetecilere, “Onun karısı CIA ajanı, biliyor musunuz?” dedikodusunu ulaştırdı. CIA’nin en değer verdiği elemanlardan olduğu anlaşılan ‘sarışın casus’ böylece afişe edildi.

Konunun önemi şurada: Valerie Plame gibiler istihbarat dünyasının ‘en mahrem’ unsurlarıdır. İrtibatlarını sadece birkaç kişi bilir; dış dünya -hatta en yakınları bile- bir başka kimlikle tanır onları. Şirket yöneticisidir sözgelimi; o kimlikle gittiği ülkelerde casuslar ağını kurar ve yönlendirir... Kimliğinin afişe olması, sadece usta bir casusu genç yaşta işlevsiz ve CIA’yi değerli bir elemandan mahrum bırakmadı, Valerie Plame ve ona bağlı çalışan dünyanın her yerindeki CIA casuslarının hayatını tehlikeye de attı.

Bizim MİT, Türkiye ile ABD arasındaki sıcak ilişkiler yüzünden, “Şirket kimliğiyle gelip ülkemizde de bir ağ oluşturdu mu?” sorusu üzerinde durmamıştır; ancak Valerie Plame’in iş tuttuğu tek ülke herhalde Türkiye değil. İlgi alanına girenler arasında ‘CIA ajanı’ tespit ettiği yerde çarmıha gerecek ülkeler de mutlaka vardır...

Sanki böyle bir ilişki varmış gibi Türkiye’nin adını geçirmemin sebebi var: Sonradan mutlu bir çift oluşturan Joe Wilson ile Valerie Plame, hayatlarında ilk kez, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği ikametgâhında verilen bir dâvette karşı karşıya gelmişler. Wilson, “Bizimki ilk görüşte aşktı” diyor o karşı karşıya gelişte duyduğu hisler için... Tanışmalarının pekişmesi de, ertesi gün, American-Turkish Council (Amerikan-Türk Konseyi, ATC) toplantısına katılanlara plaket dağıtılan yemekte olmuş... ATC toplantılarına uzun yıllardır pek çok kez ben de katıldığım, dolayısıyla dâvetlerinde de bulunduğum için, Joe ile Valerie’nin tanışma faslının farkında olmayan tanığı sayabiliyorum kendimi...

Joe Wilson, dâvet akşamı uzaktan gördüğü kendisinden genç sarışını bir yerlerden tanıdığını düşünmüş önce ve tebessüm etmiş; Valerie Plame yanına yaklaşıp kendisini tanıttığında tanışmadıklarını anlamış diplomat... O akşam birbirlerinden kopamamış, başkalarıyla ililenmeden sohbet edip durmuşlar... Genç kadın enerji alanında çalışan bir şirketin Brüksel yöneticisi olarak tanıtmış kendisini. Wilson da, görev yaptığı ilginç yerlerden söz etmiş kadını etkilemek için; ilk Körfez Savaşı günlerinde Bağdat’ta bulunduğunu ve Saddam Hüseyin’le görüştüğünü de anlatmış...

CIA ajanı aşkı da istihbaratsız olmaz. “Öykülerim o kadar inanılmaz gelmiş ki, hemen ertesi gün bir avukat dostuna verdiğim bilgilerin gerçek olup olmadığını databanklardan araştırma ricasında bulunduğunu sonraları anlattı...” diye yazıyor Wilson... Şu cümleyi sarf etmiş: “Bir hanımefendiye böyle konularda dikkatli olmak yakışır...” Doğru...

Bir bayan CIA ajanının ciddi anlamda ilişkiye girmesi de zor olmalı. Birkaç gün sonra, diplomata bir e-posta mesajı göndermeyi ihmal etmemiş Valerie. Joe ikinci eşinden boşanmak üzereymiş o sıralar ve “Hanımefendiler evli erkeklerle çıkmaz” inadındaymış Valerie... Bir süre sonra Washington’da biraraya geldiklerinde gerçek kimliğini açıklamış genç kadın ve “Nasıl olsa güvenlik soruşturman sorun çıkarmaz” diyerek sonuna kadar gitme niyetini belli etmiş... Yine de, kimliği yüzünden göreceği tepkiyi merak ediyormuş...

“Diplomatlık görevim sırasında yakın çalıştığım için” diyor Wilson, “İstihbaratçılara derin saygı besliyordum...” Evliliğe kadar giden ilişki böyle kurulmuş işte... Türk büyükelçiliğinde tanışılmış, ATC ödül töreninde tanışıklık pekiştirilmiş... Bizlerin gözü önünde...

Hadi Joseph Wilson’un Türklerle ilgili sizlere de aktaracağım ilişkisi var; peki, dünyanın dört bir yöresinde ajan yöneten Valerie Plame’i iki gün üst üste Türkiye dâvetine koşturan ne gibi bir dürtüydü dersiniz? Herhalde âşık olmaya gitmedi oraya.


30 Mayıs 2004
Pazar
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED