|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Tarihin belli dönüm noktaları vardır; 1 Mart 2003'e tekabül eden takvim yaprağı, bizim yakın tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olmaya çoktan hak kazandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) o günkü tarihî oturumunda, Washington'un hükümetten talep ettiği, askerlerini topraklarımızda konuşlandırma ve Irak'la savaşında kuzeyden cephe açma talebine geçit vermedi. Bir yönüyle, Meclis'in bu tavrı, ABD'yi savaşla sonuç alma niyetinden vazgeçirmeye yetmediği ve başlayan savaş sonrasında Bağdat'ta mevcut sistem devrildiği için fazla bir işe yaramamış görünebilir. Bazı askerî yorumcuların beklediğinden de kısa sürdü nizamî savaş; Donald Rumsfeld'in yakınlarda dile getirdiği "Sünni direniş Türkiye'nin bize kuzeyde cephe açtırmamasının sonucu" dese de, ABD'nin topraklarımızı kullanamamasının savaş üzerinde fazla bir etkisi olmadı. 1 Mart tezkeresinin önemi daha başka bir yerde yatıyor. Washington'un bugünkü huzursuzluğu sorunun nerede yattığına ışık tutuyor aslında: 1 Mart tezkeresi geçseydi, bunun, savaş, Irak'taki rejim veya ABD'nin niyetleri üzerinde olağanüstü bir etkisi olmayacaktı; ancak Türkiye'nin kendisi değişecekti. Bir taşla birden fazla kuş vurmayı iyi bilen Washington, Irak seferine çıkarken bütün bölgeyi dönüştürme hesapları içerisindeydi; dize getirmeyi planladığı ülkelerin başında Türkiye'nin geldiği apaçık görülüyor bugün... Meclis'i tezkereyi geçirmiş Türkiye, o andan itibaren, bir süpergücün askerî üstünlüğünü kendi dar gündemleri için kullananların dünyayı dize getirme planlarının bir unsuru haline dönüşecek ve en anlamsız ve zararlı projelere bile "Hayır" diyemeyecekti. Onbinlerce Amerikan askerinin toprakları üzerinde varlığını sürdüreceği bir Türkiye, bölgede en önemli 'ileri karakol' haline dönüşecekti. Dün 100'den fazla insanın canını alan bir eylem yaşandı Irak'ta; askerî seferin bir parçası haline dönüşseydik, şimdiki gibi serinkanlıkla karşılamamız mümkün olmayacaktı o olayı... En önemlisi ise, Türkiye açısından müthiş bir 'yörüngeden kopuş' yaşanacaktı 1 Mart tezkeresi geçseydi. Türkiye'nin yörüngeden kopmasının İslâm Dünyası'nda yaşatacağı travma ise dayanılmaz hale gelecekti. Türkiye'nin savaşan cephede yerini almasının Washington'da ipleri elinde tutanlara sağlayacağı 'meşruiyet' duygusunu ve bunun kullanımının dünyanın dört bir tarafında yol açacağı altüst oluşu da unutmamak gerekiyor. Neo-Con ekibinin Türkiye'den intikam alma çabasına girdiği bugün artık genel bir kabul görüyor; ancak bunun sebepleri pek irdelenmiyor. Sebep açık: Türkiye'den talep edilen ile o talep elde edilseydi ele geçirilen çok farklı olacaktı; Türkiye'nin "Hayır" demesi talep edileni aksatmadı, ancak "Hayır" cevabı ile elden kaçırılan o ekibe hayli pahalıya mâl oldu. Kendilerini bir türlü toparlayamıyor, projelerini istedikleri hızla ve kapsamda hayata geçiremiyorlar. Irak düştü, Suriye ile İran hedef tahtasında, ancak Türkiye yerli yerinde duruyor... 1 Mart tezkeresinin reddi, daha önce kullanılamayan seçeneklerin önünü açtı, bunun da yararını görüyor Türkiye... Bugün, İslâm Dünyası'nda kendiliğinden dönüşüm arzusu varlığını belli ediyorsa, bunda, Türkiye'deki demokrasi deneyiminin payı büyük: Pek çok ülkede, insanlar, "Benzer bir talep ülkemizdeki her dediği kural olan yöneticimize gelseydi, o tek kişi, üzerinde yoğunlaşacak baskılara direnebilir miydi?" sorusunu soruyorlar. Verdikleri cevap o ülkeleri de dönüşüme zorluyor. Bu toprakların tarihini yazmaya ABD'ye egemen olanlar kalkışmıştı; 1 Mart tezkeresiyle o niyeti boşa çıkartan TBMM kendi alternatif tarihini yazmayı başardı. 1 Mart 2003 Türkiye için de, bölge ve dünya için de olağanüstü önemli bir tarih.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |