|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Ansiklopedilere bakarsanız, mart ayının adının Latince martius'tan, dolayısıyla Romalıların savaş tanrısı Mars'tan geldiğini görürsünüz. Batı dillerinin birçoğunda da küçük imlâ ve telâffuz farklarıyla aynı ad kullanılmaktadır. Mart Romalılarda yılın ilk ayı imiş ve Mars, savaş tanrısı olmanın yanı sıra tarım tanrısıymış da. Osmanlı döneminde kullanılmış olan rûmî takvim de mart ayında başlardı. Bizim yarımkürede baharın da başlangıç ayı olan mart, dilimizde çeşitli deyimlere, atasözlerine konu olmuştur. Atalarımızın "Mart ayı, dert ayı!" demelerinin sebebi, herhâlde bu ayda havaların değişkenliğinden ötürü, insanların hastalanma tehlikesiyle daha sık ve kolay karşılaşmalarıdır. Bu durum, "Mart çıkmadıkça dert çıkmaz." sözüyle de dile getirilmiştir. Kıştan tam olarak çıkılmadığı, bahara tam olarak girilmediği bu aydaki hava değişikliklerinin şaşırtıcılığı ve güvenilmezliği, "mart havası" deyimini; sözleri arasında veya sözleri ile davranışları arasında uyum olmayan kimselerin davranışları da "mart havası gibi" deyimini doğurmuştur. "Mart içeri, pire dışarı" deyimi ise, birbirlerinden hoşlanmayan kimselerin aynı ortamda bulunmamak için uzaklaşmalarını betimlemek için kullanılmıştır. Şehvet ya da çapkınlık peşinde yelenleri tanımlamak için de, öteden beri "Mart kedisi" tabirine başvurulmaktadır. "Mart martladı, tavuk yumurtladı" atasözü, baharın yaklaşmasıyla tavukların da verimli olmaya başladıklarını gösterir. Buna karşılık "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır." atasözü, bu ayda kışa özgü şiddetli soğuklarla da karşılaşabileceğimizi, hazırlıksız isek, kazma kürek gibi önemli araçlarımızın ahşap saplarını yakmak zorunda kalabileceğimizi dile getirir. "Martta yağmasın, nisanda dinmesin!" sözü, mart yağmurlarının ekinler için zararlı, nisan yağmurlarınınsa yararlı olacağı inancını yansıtmaktadır. "Martta sürmez, eylülde ekmezsen, sabanı bırak!" sözü de yine çiftçilerimiz deneyimlerini dile getirmekte ve işlerin vaktinde yapılmasına dikkatimizi çekmektedir. Diyebilirsiniz ki, bütün bunlar eskidenmiş, şimdi devir değişti, modern çiftliklerde tavuklar yumurtlamak için martı beklemiyorlar; sulama sistemleri ve seralar, doğal yağışlara bağımlılığı ortadan kaldırdı; çocuklarımızın çoğu biti de, pireyi de ancak kitaplarda filân görürlerse görüyorlar! Bütün bunlar doğru ama yine de mart muhtıralarına karşı dikkatli olmak gerek. Tam, bu yazı burada bitsin, demişken 40ikindi.com'da CNN Türk'ten aktarılan bir "mart haberi"ne rastlıyorum. İşte o tuhaf haberden cümleler: "Diyarbakır Altıncı Ağır Ceza Mahkemesi, Aynur Doğan'ın bir yıl önce çıkardığı "Keçe Kurdan", yani "Kürt Kızı" albümünün müzik marketlerden toplatılarak yasaklanmasına karar verdi. Gerekçe, "Kürt Kızı" adlı parçada, yasadışı silahlı örgüt propagandasının yapılması. Ancak, hem albümü çıkaran "Kalan Müzik" yetkilileri hem de Aynur Doğan, Kültür Bakanlığı'nın denetiminde çıkan albüme bir yıl sonra gelen yasaklamayı anlamadıklarını söyledi. Aynur Doğan'ın söylediği "Kürt Kızı" parçası, şu sıralarda İspanya'da en çok dinlenen ilk beş şarkı arasında yer alıyor. Yaz aylarında İspanya'daki bir festivale katılmaya da hazırlanan genç sanatçı ise, sadece müzik yaptığını, siyasetle ilgilenmediğini söyledi. Aynur Doğan'ın "Kürt Kızı" albümüne getirilen yasaklamayla ilgili karar 81 ilin emniyet müdürlüklerine gönderildi. Bu illerde de sanatçının albümleri müzik marketlerden toplatılacak." Ne söylenebilir? Hu huk, gak guk, huk kur, hukurt, hukurth… "Hakka da, hukuka da canım kurban, hâkim bey!"
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |