AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
İslam hukuku ve kimsesiz çocuklar

Yukarıdaki yazı başlığını Sami Hocaoğlu'dan ödünç aldım. Yazarımız geçenlerde peşpeşe (14,18 ve 21 Şubat) yayımladığı üç yazıyı bu başlık altında toplamıştı. Belki farkındasınızdır, Hocaoğlu'nun sadık okurlarından biriyim... Yazılarını dikkatle takip eder, arada bir de yazılarından hareketle kendisine soru yöneltirim. Siz bilmem ama köşeler arasındaki bu tartışmayı ben çok yararlı bulurum. Kendisiyle pekçok konuda farklı düşündüğümüzü tabii ki o da bilir; ancak her ikimiz de "tartışma"nın her zaman hayırlı olduğuna inanırız..

Hocaoğlu söz konusu üç yazısında benim Urla Barbaros Çocuk Köyü'nden medyaya düşen haberleri temel alarak yayımladığım bir iki yazıda aktarmaya ve dile getirmeye çalıştığım görüşlere açıklama getiriyordu. Doğrusu açıkça yazmasam da bu açıklamayı bekliyordum. Çünkü -belki hatırlarsınız- "İslam hukuku ve kimsesiz çocuklar" konusu Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı'dan dinlediğimiz bir tespitle gündeme düşünce özetle şöyle demiştim: "Ben bu konuda donanımlı olmadığımdan aradan çıkıyorum, dolayısıyla bilenler konuşsun!"

Nitekim Hocaoğlu'ya önümüzdeki bu üç yazısını yazdıran asıl neden de Kağıtçıbaşı'nın şu tespiti olmuş: "İslam hukuku kan bağlarını esas aldığı için evlat edinmeyi onaylamaz."

Değerli yazarımız bu tespiti-açıklamayı tahmin ettiğiniz gibi "yetersiz bilgi ve ideolojik önyargılarla harmanlanmış" nitelikle görüyor. Ve devamla, "fıtri bir zorunluluk"tan dolayı "tüm hukuk sistemlerinin kan bağını esas aldığını", İslam hukukunun evlat edinmeyi onaylamamasını "yapay, sentetik, suiistimale açık" olmasından dolayı onayladığını, nitekim Kur'an'ın "tabii olan yerine ikame edilen her tür suniliği gay-i meşru ilan ettiğini" belirtiyor. "Evlatlık meselesinde asıl yasaklanan husus, evlatlığın gerçek nesebinin yok sayılarak yerine sentetik bir nesep konulmasıdır." Ayrıca şunu da unutmamak gerekmektedir: "Gerçek nesebi saklanan-unutturulan birinin bilmeden öz kardeşiyle, hatta öz babasıyla evlenme ihtimalini düşünün." Yani özetle, Türk sinemasında epeyce işlenmiş bilinan "Yakılacak kitap" hikayeleri...

Hocaoğlu'nun "evlatlık" meselesi ve İslam hukuku söz konusu olunca, Osmanlı ulemasının "esnek yakyaşımı"nı örnek göstererek, Din İşleri Yüksek Kurulu'nun "klasik görüşe dayalı açıklaması" yerine, "evlatlığın mağduriyetini önlemeyi" amaçlayan ve "şer'an yasak olan 'miras'ın oluşturduğu güvence boşluğunu vasiyet ile dolduran yeni bir karara ihtiyaç olduğu"nu hatırlattığına da şahit oluyoruz.

Yazar bu çerçevede Kur'an'ın konuyla ilgili ayeti olan Ahzab 4'ten ("Allah evlatlıklarınızı öz oğullarınız olarak tanımamıştır.") farklı hükümlerın de çıkarılması gerektiğini de belirtiyor.

Hocaoğlu'nun önümüzde duran bu üç uzun yazısını layıkıyla özetleyebilmemiz bile mümkün değil. Gördüğünüz gibi ancak bazı bölümlerini hatırlatmakla yetiniyoruz. Ancak itiraf etmeliyim ki, "İslam hukuku ve kimsesiz çocuklar" söz konusu olduğunda, kafamı meşgul eden bir soruya -maalesef- önümdeki bu üç yazıda da bir cevap bulamadım. Bu soru en saf hali ile şöyle bir soru: Evlat edinilen çocuklarla ilgili olarak din âlimlerinin sürekli hatırlattıkları "mahremlik-namahremlik ilişkisi" acaba bugün daha farklı olarak yorumlanamaz mı? Ancak (hemen kızmayın yani!) şu hususu da hemen belirtmem gerekiyor herhalde: Benim bu sorum -tabii ki- söz konusu ilişkiye yönelik "öğreti"ye ya da "vahyin tarzı"na yönelik bir soru değildir. Bazılarınızın fevkalade "yersiz" bulduğunu bildiğim bu soruyu nasıl oluşturduğumu da açıklayayım:

Urla Barbaros Çocuk Köyü haberlerine ilişkin yayımladığım yazılara gelen yorumlardan birisi de Ömer Demirkaya'ya aitti. Demirkaya, dikkatimi Prof. Hayrettin Karaman'ın web sayfasında yer alan "evlatlık" meselesine ilişkin bazı açıklamalarına çekti. Söz konusu siteyi tabii ki açıp baktım; evet Prof. Karaman'ın bu konuda da -kendisine yöneltilen bazı sorulara cevap olarak yaptığı- açıklamaları vardı. Mesela, "Anne ve babası sağ olan bir çocuğun evlatlık alınması caiz midir?" sorusuna verdiği cevabın son paragrafında şu açıklamayı okuyorduk: "c) İslam'da aile fertleri arasında mahremlik, namahdemlik ilişkisi vardır; bazı yakın akraba yanında örtünme, bir yerde beraber bulunma, seyahat etme... hükümleri, daha uzak akrabaya göre farklıdır. Evlatlık edinilen ve eve alınan bir kız veya erkek çocuk büyüdükçe -himaye edilen bir yabancı değil de evlat olarak telakki edilirse- kadın erkek ilişkilerine ait emir ve yasaklar çiğnenecektir."

Prof. Karaman, "Çocuğu olmayan bir aile evlatlık alma niyetinde, kadın 50 yaşına geldiğinde çocuk ergenlik çağına girmiş olacak. O yaşta, aldığı çocuğun kendisine mahrem olup olmayacağını merak ediyor ve ona göre çocuk alacaklar" sorusunu da şöyle cevaplamış:

"(son bölüm) Himaye altına alınan, aile içinde bakılan, yetiştirilen çocuk (nikah düşmeyecek kadar) yakın akraba değilse yabancıdır, namahremdir. Erkek veya kız olma durumuna göre ev içinde örtünme, başbaşa kalma, dokunmama gibi sınırlara riayet edilmesi gerekir."

Görüyorsunuz, ne diyebiliriz ki? Ülkenin en önde gelen İslam hukukçusu olduğu söylenen Prof. Kahraman, evlat edinilen çocuk "büyüdükçe", kendisi ile rahatça (yani sanki öz çocuğu gibi) "başbaşa kalma" veya kendisine "dokunma" gibi bir ana-baba açısından en tabii davranışların yasaklandığını söylüyor. Çünkü o, şu kadar yılı birlikte geçirmiş olsanız da, herşeyden önce bir "yabancı", bir "namahrem"dir.

Ve şimdi karar verin: Evlatlık almayı düşündüğü çocuk ergenlik çağına girince 50 yaşına basacak olan "anne" adayı, "dokunamadıktan", "başbaşa kalamadıktan", kucaklayamadıktan sonra o çocuğu niçin evlatlık edinsin?

Tamam içinizden bazıları "Ama bakıyorum sen de Wood Allen'ın evlatlık kızının başına gelenleri çabuk unutmuşsun!" diyor mu bilmem... Diyebilirler, ama bu hikaye "yasaklanan" ilişkilerin tamamını açıklayabilir mi? Yoksa, insanoğlunun "iyi yürekli" olduğunu genel kural olarak kabul edip, "istisnalar" ile vakit geçirmemek mi daha doğrudur?


1 Mart 2005
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED