AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
K R O N İ K  M E D Y A
Sakin bir 'siyasi karikatür' yazısı...

Sanki "bir sizden bir bizden" oyunu oynanıyor... İşte, Cumhuriyet'ten sonra Vakit'e de bir "karikatür cezası" geldi. Yeni skor öncekinin beş katı, tam 25 bin YTL (yani 25 milyar Türk Lirası). Her şerde bir hayır var, bu işin hayrını da şu "siyasetçileri karikatürize etme" meselesini tartışmamız oluşturuyor. Bu çerçevede bütün tartışmacılara faydalı olacağına inandığımız bir yazıyı dikkatinize sunmak istedik: Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Aslı Tunç'un Karikatür Vakfı'nın "Yirminci Yüzyılın Karikatürü" derlemesi kitabında yer alan "Siyasi karikatüristlerin demokrasi sürecindeki işlevleri" başlıklı makalesi... Yazıdaki arabaşlıklar tarafımızdan eklenmiştir...

Eski Philadelphia valisi Frank Rizzo The Philadelphia Inquirer gazetesi karikatüristine kendisine manevi olarak zarar verdiği ve sanatçının acımasız olduğu iddiasıyla dava açar. Oysaki yazı işleri müdürü Gene Roberts'a göre "bu, bir dava konusu değil, meslek tanımıdır" (Pond, 1987). Demokratikleşme sürecinde, siyasi iktidarı elinde tutanlar, onlara karşı olan karikatürlere daima gücenmiş ve yaratıcılarına ve çalıştıkları gazetelere durmaksızın dava açmışlardır. Hatta kimileri fiziksel görünümlerinin karikatürlerde abartılarak iyice gülünçleştirilmesini (örneğin, Kraliçe Punt'un aşırı şişmanlığı ya da Charles de Gaulle'un burnu) kişisel bir hakaret olarak yorumlamıştır. Oysaki, siyasi karikatürün gücü, politikacıların dış görünüşünü deforme ederek alaya almaktan çok, ciddi meseleler hakkında değişmeyen argümanlar kullanarak okurlarını ikna edip yönlendirebilmesinden gelmektedir.1 Karikatürün bu gücü, onu özde "tahrip edici bir sanat" (Brinkman, 1968) ve politik kurumlar için de bir kabus haline getirir.

'İŞİMİZ, MİDELERE KRAMPLAR SAPLAMAK'

Günlük gazete (editoryel) karikatüristinin rölünü tartışırken, San Francisco Chronicle karikatüristi Tom Meyer şöyle der: "Bizler, gazetecilerin rolünü üstleniriz. Sorumluluğumuz, meseleleri biraz daha berraklaştırmak ve onları süzgeçten geçirip daha kolay algılanabilir hale getirmektir. Öte yandan da işimiz, başkaldırıyı teşvik etmek ve insanların kahvaltı masalarında midelerine kramplar saplamaya çalışmaktır" (Borromeo, 1984). Buna benzer bir yaklaşım da Tan Oral'dan gelir. Şöyle der Oral: "Hint fakirinin yatağı bol çivilidir ama çivilerin boyu aynı olduğu için batmaz. Karikatürcü ise umulmadık bir anda sandalyeye konan bir raptiyedir. Oturanın kıçına "cart" diye batar ve bağırtır. Çok farklı bir eylemdir bu ve ikinci kere yapılsa da aynı etkiyi yaratmaz" (Arik, 1997).

Siyasi karikatürcünün bu "meslek tanımı"nın açıklığına rağmen, asıl sorun tarih boyunca siyasi iktidarın alaya alınmayı nasıl kaldırdığı, karikatürcülerin politik yapıyı radikal olarak değiştirmede ne kadar güçleri olduğu ya da zaten bu gücü kullanıp kullanmadıkları etrafında dönmektedir. Toplumlarda neyin kabul edilebilir ve neyin kabul edilemez olduğu arasında her zaman çok ince bir çizgi olagelmiştir. Siyasi karikatürcüler tarih boyunca hem toplumsal normların hem de devlet hoşgörüsünün sınırlarını zorlamanın bedelini çok ağır ödemişlerdir. Örnegin, Honoré Daumier 1831'de Kral Louis Philippe'i canavar olarak çizmenin bedelini altı ay hapiste geçirmekle ödemiştir. 20. yüzyılın başlarında, bir kapitalisti "Hayvan ve İnsanoğlu" başlığı altında filin arka kısmıyla betimleyen Amerikalı karikatürist Art Young ise hem kendinin hem de gazetesi The Masses'in başını derde sokmuştur.

'ŞU AŞAĞILIK RESİMLERİ DURDURUN'

Politik karikatürün içinde barınan mizah ve saklı anlamlar genel olarak baskıcı ve despotik otoriteye kafa tutmuş ve onları yıpratmıştır. Long'un (1962) dediği gibi "Tarih, karikatürlerin gücüne tanıklık eder. Kralların, parlamentoların ya da çürümüş politikacıların aykırı birkaç çizimle sarsılıverdiklerini kanıtlamak için sadece Hogarth'dan, Daumier'den ya da Nast'den söz etmek yeterlidir." Örneğin, 1870'de Tweed, Thomas Nast'ın politik karikatürlerinin etkisinin farkındadır. İşte bu endişe, onun "şu aşağılık resimleri durdurun" diye buyurmasına yol açar. Tweed, sanatçıyı çizmekten uzaklaştırmak için her yolu dener. Rüşvet ve tehdit girişimleri işe yaramaz. Sonunda Nast Amerikan tarihinin en kokuşmuş politik yapılanmasını devirerek hak ettiği ünü kazanır (Judge & West, 1988). Bu kahramanca eylem, Amerikan politik karikatür tarihinin dönüm noktası olacaktır.

Nast'ın arkasından gelenlere yol açmasıyla ve baskı teknolojilerinin siyasi karikatürlerin yaygın olarak kullanılmasına olanak tanımasıyla birlikte, karikatürcüler 19. yüzyılın sonlarına doğru daha fazla güç kazanırlar. Karikatürlerin siyasi eleştiri aracı olarak gelişmesi, vali Samuel Pennypacker'in 1902'de Pennsylvania eyaletinde karikatür karşıtı bir yasa çıkarmasına neden olur. Benzer yasalar, 1897'de New York'da, 1899'da California'da, 1913'de Indiana'da ve 1915'de Alabama'da çıkartılmıştır. Bu yasa, temel olarak, "devlet memurlarının hayvan şeklinde tanımlanmasını suç kapsamına almaktadır" (Judge & West, 1988).

CEVAP: ÇOK SAYIDA BİÇİMSİZ NESNE

Hiç kuskusuz, karikatürcüler valiyi çok sayıda biçimsiz nesne seklinde çizmekte gecikmezler. Kanun birkaç yıla kalmadan geri çekilmek zorunda kalır. Amerikan siyasal karikatürü, I. Dünya Savaşı sırasında radikal karikatürcülerin aykırı ve uzlaşmaz görüşlerini The Masses (1911-1917) ve Liberator (1918-1924)'da yayınlamasıyla devam eder (Pogel Somers, Jr., 1989). Böylece, Amerikalı okurlar savaş karşıtı alternatif karikatürler görme olanağına kavuşurlar. Örneğin, Robert Minor'ın 1915'de yayınlanan etkileyici yapıtında, "kusursuz asker" başlığı altında, kafası olmayan dev yapılı ve kaslı bir erkek vücudu sergilenir. 1922'de Pulitzer Ödülü New York World'den Roland Kirby'ye verilerek editoryel karikatür ilk kez ödüllendirilmiş olur. Yarım yüzyıl sonra, üç kez Pulitzer ödülü almış Los Angeles Times'ın 1964-1993 yılları arasındaki baş karikatüristi Paul Conrad ise Richard Nixon'in düşman listesinde olmanın, prestijli ödüllerden çok daha önemli olduğunu söyler.

II. Dünya Savaşı sırasında ise ABD'de siyasal karikatür trendi Mussolini ve Hitler'in şeytansı görüntüleriyle devam eder. 1950'lere gelindiğinde, bu imgeler yerini anti-komünist histeriye, 1960'larda ise Amerikanın güneyindeki görgüsüz tiplemelerine bırakır. "1980'lerin kavgalı dönemlerinde ise, davaların karanlık gölgesi, günlük gazete karikatüristlerinin çizim tahtalarına düşüverir" (Pogel & Somers, Jr., 1989). Bundan böyle, hakaret davaları hem editörlerin hem de karikatüristlerin daha fazla ciddiye almaları gereken bir unsur haline gelecektir.

SİYASAL BİR DİRENİŞ ARACI

Batı burjuva demokrasilerinde, bir siyasi karikatürist, eleştirme ve politik söyleme katılma hakkına sahiptir. Buna ek olarak iyi bir karikatürün de "gerçek bir demokrasinin gereği olarak tartışmalı konulardaki görüşlerin cesur bir ifadesi olduğuna ve dürüst bir tartışma ortamı yarattığına" inanılır (Long, 1962). Ne var ki, bu ideal tanımlama tarihsel gerçeklere pek uymamaktadır. ABD'de siyasi karikatürün büyük bir bölümü, sistemin özünden kaynaklanan sorunlara saldırmak yerine, bireysel kusurların üstüne gitmeyi yeğlemektedir. Tarihsel olarak, sosyalist ve gelenekdışı görüşlerin sınırlı ifadeleri, Horace Taylor, Art Young, William Gropper ve Robert Minor'in bireyden çok sorunlara yoğunlaşan yapıtlarında ses bulurlar (Kunzle, 1977). Amerika'da 1990'larla birlikte gelen bireylere aşırı yoğunlaşma, yapıtların farklı gazetelere toplu satımı (syndication), aykırı ve ses getiren karikatürlerin azlığı ve internet gibi güçlü bir kitle iletişim aracının ortaya çıkması günlük gazete karikatürlerinin gücünü hızla alıp götürmektedir. Her ne kadar, editoryel karikatüristlere göre bir karikatür doğası gereği kışkırtıcı olmalı ise de, Kuzey Amerika'daki azınlık gruplarının alınganlık derecesine varan duyarlılığının sonucu olarak, sanatçıların alaya alması ve eleştirmesi için geriye sadece Anglosakson beyaz erkek tiplemesi kalmıştır.

Amerikan yapısının tersine, devlet kontrollü Ortadoğu ve Asya toplumlarında, politik karikatüristler resmi sansür, çalıştıkları gazetelerin kapanması, yüksek para ve hatta hapis cezaları ile karşı karşıyadır. Genellikle, siyasi karikatüristin zekayı ateşlemedeki ve resmi ideolojiye kafa tutmadaki gücü pek çok ülkede tehdit unsuru olarak görülmektedir. Öte yandan, bu güçlükler, okurların gizli politik mesajları aramalarına, sanatçı ve halk arasında da özel bir bağın kurulmasına yol açmaktadır. Sonuç olarak, günlük gazete karikatürünün siyasal ve ideolojik bir direniş aracı olarak kullanılması, ülkelerin demokratikleşme süreçlerinde vazgeçilmez bir rol oynamaktadır.


1 Mart 2005
Salı
 
YÖNETENLER: Kürşat Bumin
Alper Görmüş


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED