|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Açıkçası, böyle bir "paranoya!" haksız da değil… O ünlü cümle gibi bir şey. Paranoyak olmam izlenmediğim anlamına gelmez! Gerçekten de Türk kelimesi çoğu kez beraberinde, şaşırtıcı bir ilginin de merkezinde olmayı getiriyor. Bunun somut temelleri de var. Mesela, Almanya'nın doğal gündeminin bir parçası Türkler ve Türkiye. Mesela, kadınlar Günü eylemi negatif cümlelerle de olsa neredeyse bir uçtan bir uca Avrupa'nın ortak konusu haline geldi. Neyseki son istatistik pozitif. Türkiye yüzde 9'la, adaylar ve üyeler dahil AB'nin en çok büyüyen ülkesi oldu. Üstelik, enflasyon rekortmenliğinden de kurtuldu. Ve mesela… Fransa gibi Avrupa'nın en büyük üç ülkesinden birisi Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için anayasa değişikliğiyle referandumu gündemine alıyor. Doğal olarak bu karar, Türkiye'yi Fransa'nın gündemine uzun süreliğine bağlıyor, hatta çakıyor.. Ülkenin gelecekteki en güçlü cumhurbaşkanı adayı Sarkozy'nin ara seçimde yeniden milletvekili seçilmesi de böyle. Görünüşte sıradan bir seçim ama Ankara'ya pek sıcak bakmayan bu genç politikacının yükselişi Türkiye'nin üyeliğiyle doğrudan ve riskli bir ilişkiyi ifade ediyor. İtalya'dayız. Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) ile bir grup işadamını yanına alarak Türkiye'nin hem politik hem de ekonomik olarak en gözde partneri İtalya'da yeni fırsatları kovalıyor. Toplantı üzerine toplantı, görüşme üzerine görüşme… Önceki gece Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe de şehre geldi. Pepe'nin de dün Dünya Gıda Örgütü'nde bir konuşması vardı. Dahası… Kara Kuvvetleri Komutanı ve Donanma Komutanı da başka toplantılar için Roma'da bulunuyor. Tam bir Türk resmi geçidi yani. Zaten, İtalyanlar da Türkleri artık benimsemiş durumdalar ve Türkiye'nin AB üyeliğiyle yakından ilgililer. Sanayi Bakanı Coşkun'a göre İtalya, Türkiye'nin Avrupa açılımının temel istasyonlarından birisi. Ticareti geliştirdikçe, bu istasyonla Ankara arasındaki bağ da şüphesiz güçlenecek. Yakın zamana kadar Dışişleri Bakanlığı müsteşarı olarak görev yapan Uğur Ziyal, şimdi Roma büyükelçisi. Yani, hariciyenin ağır topu artık Avrupa'nın merkezinde ve AB için çok önemli bir pozisyonda görev yapıyor. Zaten, 17 Aralık'taki tarihi zirve sırasında da müzakere ekibine katkı vermek için Brüksel'e çağrılmıştı. Ziyal İtalya'nın Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermek konusunda politik gerekçeleri olduğunu düşünüyor. Avrupa'nın bir dünya süper gücü olabilmesi için Türkiye'nin birliğe dahil olması gerektiğini anlatıyor. İtalyanlar'ın da gerçekçi bir politika izleyerek Türkiye'yi angaje etmeye çalıştıklarını söylüyor. Geçtiğimiz günlerde İtalya'da Türkiye'nin üyeliğinin referanduma götürülmesi yönünde bir girişim yaşandı. Ancak, bu teklifin parlamento gündemine alınması için yapılan oylama bile ezici bir çoğunlukla Türkiye lehine çıktı. Şurası açık ki, Brüksel yolunda hiç olmazsa Roma diye bir engel söz konusu değil. Hatta, Berlusconi sonrası iktidara gelmesi muhtemel parti ve liderlerin de Türkiye yanlısı bir politika izledikleri dikkate alınırsa Roma cephesinde her şeyin yolunda gitmemesi için bir engel görünmediği de gönül rahatlığıyla söylenebilir. Tabii ki, Türkiye'nin Avrupa yolundaki yürüyüşü sadece doğrudan diplomasiyle sınırlı değildir. Birlik ile Türkiye'yi sık sıkıya bağlayacak ekonomik ilişkiler ve bütün soft diplomasi faaliyetleri de aynı anda yürütülmek zorunda. Bu açıdan, Sanayi Bakanı Coşkun'un ziyareti ve benzerleri, üyelik yolunun "pek görünmeyen" ama önemli ünitelerinden birisi olarak kayda geçecektir.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |