AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
"14 Mayıs" bir "Beyaz Devrim"dir...

"14 Mayıs" tarihinin siyasetimizdeki önemi ve yerinin yeteri kadar anlaşılabilmiş olduğu hususunda çok emin değilim. Her ne kadar bazı partiler kongre, kuruluş ve benzeri bir kısım etkinliği bu tarihe getirip onun sembolik anlamını öne çıkarmaya çalışıyorlarsa da "14 Mayıs"ın sıradanlaşıp unutulmakta olduğu gözlenmektedir.

"14 Mayıs" tarihini Türk siyasetinde bir dönüm noktası haline getiren gelişmenin ne olduğunu bir kez daha hatırlamakta yarar var. 14 Mayıs 1950 tarihinde Türk halkı tarihinde ilk defa gerçekten demokratik bir seçimi gerçekleştirmek için sandığa gitmiştir. İlk defa diyorum çünkü 21 Temmuz 1946 tarihindeki seçimi demokratik bir seçim olarak kabul etmek mümkün değildir. Cumhuriyet döneminde seçmenlerin birden çok siyasal parti arasından gerçekten bir seçim yapma imkanı buldukları seçim 21 Temmuz 1946 seçimleridir, ancak bunun uygulamadaki bazı özellikler nedeniyle demokratik seçim kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim 1946 seçimleri tarihe "şaibeli seçimler" olarak geçmiştir. Ayrıca bu seçimler ülkedeki tek parti yönetimine son vermiş, iktidar kadrosunu değiştirmiş ve yeni bir dönemi başlatmış da değildir.

1946 seçimlerinin en büyük zaafı demokratik seçimlerin olmazsa olmaz şartı olan "gizli oy açık tasnif" ilkesine uyulmayarak tam tersine "açık oy gizli tasnif" ilkesinin gözetilmesinin yanısıra seçim yönetimi ve denetiminin de hükümet yanlısı memurlarca gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bundan dolayı ilan edilen sonuçlar tarafları tatmin etmemiş ve 1946-1950 arasında seçim sonuçları üzerindeki tartışmalar bitmemiştir.

İlk demokratik seçimler…

14 Mayıs 1950 seçimlerinden iki ay önce seçim kanununda gerçekleştirilen değişiklikle seçimlere ilişkin bu zaafların giderilmesi mümkün olmuştur. Buna göre seçimlerin "açık oy gizli tasnif" ilkesine göre değil "gizli oy açık tasnif" ilkesine göre yapılması kuralı getirilmiştir. Ayrıca seçim yönetimi ve denetimi de bağımsız yargıya bırakılarak Yüksek Seçim Kurulu kurulmuştur. Böylece Türkiye'de bağımsız yargı tarafından yönetilen ve denetlenen ilk seçimler 14 Mayıs 1950 seçimleri olduğundan bu seçimlere "ilk demokratik seçimler" diyebilmekteyiz.

Bunun Türkiye'nin demokratikleşme tarihinde önemli bir gelişmeyi ifade ettiğini asla unutmamak gerekir. Zira 1876 tarihinden bu yana seçimler yapan Türkiye gerçek anlamda demokratik seçimi ancak 1950'de gerçekleştirmiştir. Hiçbir toplum bir anda dört başı mamur bir seçimi gerçekleştirebilmiş değildir. Bir olgunlaşma, gelişme süreci yaşanmaktadır.

Diğer yandan "14 Mayıs"ı özel ve anlamlı kılan bir başka husus tarihimizde ilk defa halkın oylarıyla ve kansız bir şekilde siyasal iktidarın el değiştirmiş olmasıdır.

Bir toplumda iktidarın barışçı yöntemlerle el değiştirmesi son derece önemli bir sorundur. Genellikle bu değişiklikte kan dökülmekte, büyük nizalar çıkmakta, bölünmeler, kavgalar, çatışmalar yaşanmaktadır. Demokratik toplumlarda halkın oylarıyla ve tercihleriyle kavgasız ve kansız şekilde iktidar kadrosu el değiştirmektedir. Bu çok önemli bir gelişmeye işaret etmektedir. Türkiye bunu ilk defa 1950 seçimleriyle ortaya koymuştur.

"Beyaz Devrim"…

Siyasi iktidarın barışçı yöntemlerle el değiştirmesi Türkiye için öylesine önemli idi ki buna "Beyaz Devrim" adı verilmiştir. Gerçekten de 14 Mayıs seçimleri en basit ifadesiyle "devrim" niteliğinde seçimlerdi ve kansız ve kavgasız gerçekleştiği için "Beyaz Devrim" adı verilmiştir.

"14 Mayıs"ı önemli kılan bir başka özellik ise 1925'teki Takrir-i Sükûn Kanunu'nun verdiği olağanüstü yetkilerle tesis edilen Tek Parti yönetimine son vermiş olmasıdır. Tek Parti yönetiminin toplumda yarattığı derin acılar ve hukuksuzluklar topluma rağmen İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar devam etmiş, bu tarihte dünya konjonktüründe meydana gelen değişmelerin zorlamasıyla çok partili düzene geçmek mecburiyeti doğmuştur. Dış faktörlerin etkisiyle iktidar partisi ve Milli Şef İsmet İnönü Türkiye'de çok partili sistemin önünü açarken gerçek anlamda çok partililiğe 14 Mayıs 1950 seçimleri işlerlik kazandırmıştır.

Bütün bunlar nedeniyle 14 Mayıs tarihi Türkiye için özel ve anlamlı bir dönüm noktasıdır; her yıl hatırlanmayı ve değerlendirilmeyi hak etmektedir. Ne var ki "Beyaz Devrim" niteliğindeki bu gelişme, on yıllık bir periyottan sonra 27 Mayıs 1960 tarihinde kesin bir "geriye dönüş"le karşı karşıya kalmış ve uygulama sonuçlarıyla toplumda derin yaralar açmıştır. 14 Mayıs'ın kurumsallaşamayıp çok partili uygulamadan yeniden otoriter/totaliter sisteme geriye dönülmesi Türk siyasetinin en ciddi sorunlarından biridir. Ancak bu sorunun varlığı "14 Mayıs"ın kıymetini ve önemi azaltmamakta, tam tersine daha da artırmaktadır.


17 Mayıs 2005
Salı
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED