|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Yürüyüş Türküsü şiirinde Nazrul İslam şöyle başlar söze: "ileri marş, ileri marş, ileri marş / bugün yeryüzünde herşey heyecan içinde / gökyüzünde nağmeler / davul sesleri yürekleri titretir / yeni şafağın gençliği / marş ileri, ileri, ileri. şafağın kapılarını zorlayarak, / aydınlık bir sabahı buyur edeceğiz / gecenin karanlığını imha edeceğiz." Bengal edebiyatının en önemli ve en büyük şairlerinden olan Nazrul İslam, Batı Bengal'de 24 Mayıs 1899'da fakir, müslüman bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya geldi. "Kadı" soyadı, Moğollar zamanında kadılığa getirilen atalarından kalmıştır. İngilizler atalarını kadılık görevinden azlettiler. Böylece kadılık bir unvan olarak kaldı. Babası Kadı Fakir Ahmed Pahelvan Veli Dergâhında vazife yapmaktaydı. Dokuz yaşında babasını kaybeden Nazrul İslam, düzenli bir eğitim alamadı. Babasının yerine dergâhta müezzinliğe başladı. Aldığı maaşla geçinemeyince, nahiyesindeki müzik gruplarına katılarak onlara türkü sözleri yazmaya başladı. 1911 yılında tekrar liseye kaydolduysa da mali sıkıntılar yüzünden okulu bırakarak ahçılık ve fırıncılık yaptı. Birinci Dünya Savaşı'nda Hint ordusunda çavuş rütbesiyle, İngilizler tarafından Çanakkale'ye gönderildi. Burada müslümanlara karşı savaşıldığını görünce, ordudan firar etti. Hindistan'a döndüğünde, İngilizler kendisini zindana atıp şiirlerini yasakladılar. Nazrul İslam, kendisini her zaman bir devrimci olarak gördü. Dünyadaki tüm haksızlıklar son buluncaya kadar kavgasını sürdüreceğini her fırsatta söylerdi. "Evet Adım İsyan" şiirini 1921'de yayınladığında, Bengal edebiyatının en önemli olayı olarak değerlendirilmiş, ünü bütün ülkeye yayılmıştı. Nazrul İslam, Bengal edebiyatına yeni bir soluk getirdi. Arapça, Urduca, Farsça deyimler, kelimeler kazandırdı. Dili daha etkili kullanmanın kapılarını açtı. Nazrul İslam, 1942'de zulümlere, haksızlıklara tahammül edemedi ve delirdi. Yirmi üç yıl süren mücadeleyle dolu yazı hayatında sazıyız roman, hikâye, piyes, türkü, şiir ve makaleler yazdı. Nazrul İslam yazı hayatına atıldığında İkbal ve Tagor, uluslararası filozof-şair olarak kabul ediliyorlardı. İkbal orta halli bir müslüman aileye, Tagor aristokrat Brahman bir aileye mensuptu. Her ikisi de Nazrul'un aksine çok iyi eğitim görmüşlerdi. Tagor, Nazrul İslam zindana düştüğünde kendisini yalnız bırakmamış, ona ithafen "Gel ey isimsiz halkların şairi" şiirini yazmıştı. Şiir toplantılarında hep onun yanında oturmuş, ona saygı ve sevgisini esirgememiş, şiirlerinden etkilenmişti. Nazrul İslam, sevenlerinin tüm çabalarına rağmen, hastalığına çare bulamamış ve yoksulluk içinde bu dünyadan göçmüştür. Nur içinde yatsın, hayatı boyunca olduğu gibi, ölümünden sonra da ne yürüyüş bitti, ne türkü. Çünkü haksızlıkların son bulacağı yok. "Evet Adım İsyan" Mevlüt Ceylan'ın tercümesiyle Fide Yayınları'ndan çıktı. Filmi çekilmesi gereken hayatının özeti de kitabın başında yer alıyor. Gönlümüzden geçen filmlere kavuşana kadar, piyasadakilerle idare edeceğiz. KUSURLU TANIMLAMA
İstanbul Bahçelievler'de bir parkta oynayan 6 yaşındaki Arif Demir, iki grup arasında çıkan silahlı kavga sırasında hayatını kaybetti. Gazeteler "Maganda kurşunu" demeyi tercih edince, bizim kafamız karıştı. "Hırsızlık, gasp ve çek-senet tahsilatı yaptığı iddia edilen grup elemanlarının silahlarından çıkan serseri bir kurşun kaydıraktaki Arif'e isabet etti." Bu cümleden sonra, "maganda" üzerinde düşünmek gerekiyor. Seçilen bu ifade ile olay hafifletilmiş olmuyor mu? Ancak gazete editörlerini de anlamaya çalışmak zorundayız. Hırsızlık, gasp ve çek-senet tahsilatı yaptığı iddia edilen grup elemanlarına "mafya" demek de doğru değil. Parkta kavga ederek silah çeken ve ateş ederek bir çocuğun ölmesine sebep olan üç-beş çapulcuya da mafya denirse, bütün serseri takımı kendilerini sınıf atlamış gibi hisseder. Velhasıl maganda desek değil, mafya desek değil. İkisi arasında bir yerlerde bir tanım olmalı.
KEDİ-ADAM Kediler balığa bayılır. Fakat hiç bir kedinin, balık tutmak için denize gittiğini görmedik. Olta sallamaz, ağ bırakmazlar. Sadece balıkçıların etrafında miyavlayarak dolaşır, nasibini beklerler. Bazı insanlar da balığı çok sevdiği halde hiç tutmaya çalışmayan kedilere benzer. Onun da vardır bir hikmeti!
KONSER
Türk Musıkisini halka sevdirmek ve yaşatmak amacıyla kurulan Kartal Musiki Cemiyeti, bu akşam bir konser verecek. Dr. Arif Şanlı yönetiminde düzenlenecek konsere Munip Utandı misafir sanatçı olarak katılacak. Konser Cemil Topuzlu Caddesi 112 Caddebostan adresinde, Irmak Okulları Konser Salonu'nda saat 20.30'da başlayacak.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |