|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Ülkemizdeki iç siyasî gelişmelere teşhis koymakta olağanüstü güçlük çekilmesinin sebebi belli: Çok farklı, eskilere hiç benzemeyen bir yönetim var Türkiye'de: Kadro farklı, yönetimde uyguladıkları tarz farklı, etkilere verilen tepkiler de farklı... Oysa siyasî yorumcular eski ile yeni arasında benzerlikler kurarak ele alırlar anlatmaya çalıştıklarını... Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için iyi bilinen bir olayı hatırlatayım. Olay dediğim bir 'fıkra' aslında; Süleyman Demirel'in muhalefet günlerinde anlatmayı sevdiği, anlattığında o fıkranın konusu olduğunu vehmedenlerin çok rahatsız olduğu bir fıkradır bu... Fıkraların adı olsaydı, buna, "Sadrazam ve üç mektup fıkrası" diyebilirdik... Eski sadrazam koltuğunu yenisine devrederken, köşedeki kasayı göstererek, "Ola ki ileride başın sıkışır, işte o zaman seni rahatlatacak öğütlerimi içinde bulacağın üç zarf var o kasada; ancak senden ricam, mektupları üzerinde yazılı sırayla açıp okuman" der... Gerdeğe girme heyecanındaki yeni sadrazam selefinin bu sözlerine pek kulak bile vermez... Ancak, bir süre sonra yönetimde bazı zaaflar ortaya çıkar: Eleştiriler artar, halk huzursuzlanma alâmetleri gösterir, sadrazamı bunaltan gelişmeler birbiri ardına yaşanır... En bunaldığı noktada gözü çalışma odasının köşesindeki kasaya takılınca, sadrazamın zihninde lâmbalar yanıp sönmeye başlar... "Mektuplar" diye elini başına vurur... "O kasanın içinde beni rahatlatacağı müjdesi olan mektuplar var..." Kasayı açıp üzerinde kocaman '1' rakamı yazılı ilk zarfı açar sadrazam ve selefinin olduğunu hemen tanıdığı el yazısıyla kaleme alınmış mektubu okur: "Bu zarfı açtığına göre işler ilk günlerdeki kadar iyi gitmiyor demektir. Hiç kaygılanma, bu senin durumundaki herkesin başına gelen bir olaydır. Sakın panikleme. Yapacağın şey basit: ESKİ YÖNETİMİ KIYASIYA ELEŞTİR. Her yanlışı geçmiş yönetimlere mâl et. Enkaz bıraktığımızı söyle. Hem sen rahatlayacaksın, hem de muhalefet edenler sana hak verecekleri için yönetimde karşılaştığın sıkıntılar azalacaktır. Daha önce de söylediğim gibi, sakın başın yeniden iyice sıkışmadan kasadaki ikinci zarfı açma..." İlk zarfta yazılanı uygulamaya koyan sadrazam üstünde dolaşan gölgelerin sanki sihirli bir el değmiş gibi dağılıverdiğini fark eder. Mektup rahatlatıcı etkisini hissettirmiştir. İşini gücünü bırakmış yeni yönetimi eleştiren herkes, bir an, "Yahu haklı adamlar, eskiler çok kötüydü" demeye ve sadrazama yönelttiği eleştiri oklarının ucunu eskisi kadar sivriltmemeye başlamıştır... Sadrazam, kendisine bu aklı veren zarfa, dolayısıyla kıyasıya eleştirmeye başladığı eski yönetimin sorumlusu selefine gizliden gizliye teşekkür eder... Bir süre sonra bahar havası yeniden dağılır. Eleştiriler iyiden iyiye koyulaşır. Sadrazam müthiş bunalır. Bu defa 'kasadaki zarflar' daha çabuk aklına gelir. İkinci zarfı açtığında içinde ilkinden kısa yeni bir not bulur: "Demek işler yine iyi gitmiyor. Çok yazık. Fakat üzülme, bu her sadrazamın başına gelmiştir. Bu defa yapacağın seni biraz üzebilir, ama bunu yapmak zorundasın: ETRAFINI SUÇLA VE SUÇLADIKLARINI ETRAFINDAN UZAKLAŞTIR. Havanın rahatlayacağından emin olabilirsin." Bir süre direnir sadrazam, oyalanır, sonra yavaştan yanındakileri suçladığı görülür. Bunun rahatlattığı ortaya çıkınca bu defa suçladıklarını etrafından uzaklaştırmaya da başlar. Kellesi her uçurulan eski yönetici 'şamar oğlanı' durumuna dönüşüp şimşekleri üzerine çektiği için, sadrazam büsbütün rahatlar. Akşamları artık iyice tenhalaşan makam odasında oturup ayaklarını uzatarak günün muhasebesini yaparken, köşedeki kasaya ufak öpücükler gönderir... Son dalga ülke siyasetini yeniden çalkalandırdığında son zarfı açma zorunda hisseder kendini sadrazam; tek cümlelik bir nottan ibarettir son mektup: "Kötü şans ha, çok yazık; yapabileceğin fazla bir şey olduğunu sanmıyorum: SEN DE HALEFİN İÇİN ŞİMDİDEN ÜÇ ZARF HAZIRLA." Bu güne kadar gelip geçen iktidarlar üzerinde şaşmadan çalışan bir rutin oldu 'Sadrazam ve üç mektup' fıkrası... Ancak, Ak Parti hükümetiyle birlikte gelen yeni yönetim tarzının farklılığı yüzünden o öğütlerin çalışması mümkün değil. Eskileri Yüce Divan'a gönderdikleri halde yeterince 'enkaz' edebiyatı yapmadılar. Yanlışların suçunu üstlerine yıkmaları beklenecek 'etraf' yönetimde bulunanlardan daha korunmalı görünüyor. Başkalarının yanlışlığını bile yönetimde yer alanlar taşıyor... 'Solak boksör' deyimini hiç duymuş muydunuz? Ben deyimi ilk kez yıllar önce şimdi Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yanında bulunan bir iletişim uzmanından öğrenmiştim. Dünya şampiyonu bir boksörün karşısına hakkında bilgi sahibi olmadığı bir solak boksör çıkarın, şampiyonun bütün dengelerinin altüst olduğunu görürsünüz. Bu hükümet de öncekilerden çok farklı olduğu, rutine hiç uymadığı için siyasî yorumcuların işini müthiş zorlaştırıyor. Yapması beklendiğinde 'enkaz' edebiyatı yapmıyor, eleştirileri savuşturma zamanı geldiğinde 'etraf' denilebilecek kişileri aslanların ağzına atmıyor yönetim... Hep kendileri ortada, bütün eleştirileri yönetimde bulunanlar göğüslüyor... Bu farklılık üstünlüğü mü bu yönetimin, yoksa zaafı mı? Siz ne dersiniz?
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |