AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Çözüm: Daha fazla lâiklik...

Yine aynı tablo ortada: Başbakan Tayyip Erdoğan "Türban sorunu çözülmeli" dedi ve hemen hükümetin konuyla ilgili çalışma yürüttüğü konuşulmaya başlandı... YÖK başkanı Erdoğan Teziç, "Türbanı serbest bırakmanın imkânı yok" sözleriyle çözüme karşı çıktı ve yasakçı uygulamaya yeni bir deklarasyonla destek vermek üzere YÖK genel kurulunu toplantıya çağırdı. DYP çözümden yana, CHP ise çözüme karşı saflarda yerini aldı. Medyada da 'Majino hattı' oluşması fazla zaman almadı.

Son iki yılda iki kez yaşanan olay Ak Parti'nin üçüncü iktidar yılında bir kez daha tekrarlanıyor; bakalım sonuç bu kez öncekilerden farklı olabilecek mi?

Herhangi bir sorunun çözümü, soruna sebep teşkil eden şartlardan bazılarının ya da temel unsurlarından hiç değilse birinin ortadan kalması veya değişmesi ile mümkün olabilir. Üniversitelerde uygulanan 'türban yasağı' ile ilgili Ak Parti'nin ilk çıkışı hükümet değişikliğinden sonra gerçekleşmişti; o değişimin çözümü mümkün kılacak güçte bir unsur olmadığı anlaşıldı. İkinci çıkış, girişimin muhalefetten de ilgi göreceği varsayımına dayanıyordu; o da sonuç almak için yeterli olmadı. Yeni çıkış, bir çok alanda 'başarılı' olmuş bir hükümetin ciddiye aldığı bir soruna başarısını kullanarak çözüm araması sayılabilir.

Bunun yeterli olacağı ve soruna bu kez çözüm bulunacağı konusunda ciddi kuşkularımız var.

Kuşkumuz talebin haksızlığından kaynaklanmıyor. Tam tersine, üniversite eğitiminin 'türban' yüzünden engellenmesi bir haksızlık; gerilen sinirler kadar kadınların ayrımcılığa uğraması da Türkiye için büyük bir kayıp. Ancak, Ak Parti'nin siyasî alandaki varlığını hazmedemeyen, başarısını 'endişe' ile izleyen, iktidarını kendi iktidar alanının daralması olarak gören çevrelerin etkisi henüz yitmiş değil. Uygulamalarının 'yaşam tarzı' tedirginliğine son vereceğini düşünen, Avrupa Birliği irtibatının 'lâiklik' konusunda güvence teşkil ettiğinin anlaşılmasını bekleyen Ak Parti yöneticileri, nasıl bir kaygan zeminde siyaset yaptıklarını 'türban' muhabbeti açıldığında anlıyorlar.

Türkiye'de varolan ve kolayından değişmeyeceği belli o zemini kaygan olmaktan çıkarmadan savrulmanın bitmesi beklenemez.

Bazılarına ters geliyor, ama biz doğru bildiğimizi yine tekrarlayalım: Yapılması gereken, Türkiye'de 'lâiklik' eksenli tartışmaları bütünüyle sona erdirecek yapısal değişikliklerdir. Ak Parti, varolan sistem içerisinde sonuç almayı değil, sistemin temel kabullerini yeniden gözden geçirmeyi hedeflemelidir. Bunun da yolu, Türkiye'yi tam anlamıyla 'lâik' bir sisteme kavuşturmaktan geçiyor.

Diyanet'i özerk hale getirmekle işe başlanabilir. Diyanet'in devletten ayrılması, sadece Müslüman dinadamlarının genel bütçeden maaş alması uygulamasına son verecektir. Özerk Diyanet'e bağlanacak vakıfların gelirleri hizmetlerin devamı için yeterli olmuyorsa devlet gönüllü din vergisi toplar. İmam Hatip Liseleri genel lise yapılıp Diyanet'e bağlanabilir; mezunlarının üniversite sınavında denkliği garanti edilerek... Vakıf üniversiteler de YÖK sistemi içerisinde 'özel' statüye sahip kılınabilir.

Böyle bir köklü değişikliğin bir çok sorunu kendiliğinden çözeceğine dikkatinizi çekerim: Sünni olmayan vatandaşların "Ödediğim vergiler hizmet almadığım kurumlara gidiyor" yakınması biteceği gibi, Alevilik de lâik sistem içerisinde kendisine daha uygun bir ifade biçimi bulacaktır. YÖK 'kamusal alan' bahaneli 'türban yasağını' sürdürmekte ısrar ederse, Diyanet'in liseleri ile vakıf üniversiteleri 'yasak' kapsamı dışında tutulur; böylece insanlar okurken farklı seçenekler arasında tercih imkânına kavuşurlar. Tıpkı, Avrupa'nın diğer 'lâik' ülkelerinde olduğu gibi...

Türban yasağı eğitim özgürlüğünü ve kadın-erkek eşitliğini engelliyor; sırf başı örtülü olduğu için okuyamayan kızlar olduğu gibi, "Haydi kızlar okula" türü olumlu kampanyalara rağmen, "Nasıl olsa okuyamayacaklar" diye aileleri tarafından önleri erken kesilen kız çocuklar da var. Bu duruma son vermek elbette siyasetin görevi.

Lâiklik adına yasakçılığı savunanlar Türkiye'nin 'daha lâik' olmasına da itiraz ederler mi dersiniz? Bunu anlamak için bile denemeye değer.


9 Şubat 2005
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED