AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
'G8'ciler konserle yola gelmez' mi?

'Afrika için düzenlenen Live-8 konserini yaklaşık 3 milyar kişi izledi". "6 Temmuz'da İşkoçya'da toplanacak G-8 ülkelerinin Afrika'ya yardım etmesi için dokuz kentte düzenlenen konser zincirleri tüm dünyayı salladı."

Söz konusu konserler muhakkak ki Türkiye'den de birçok seyirciyi ekran başına çekti.

Eskilerden ve yenilerden pekçok ünlü sanatçıyı bir araya getiren konserler Afrika'nın borcunun silinmesi için G-8'lere baskı yapmayı amaçlıyordu...

Konser alanlarına hücüm etmiş dinleyicilerle yapılan kısa röportajlara da tanık olduk. Mikrofon uzatılan herkes bugünün dünyasında Afrika'da milyonlarca insanın açlık, AIDS ve yoksulluk yüzünden ölmesine isyan ediyordu.

Biliyorsunuz, bu konserler dizisi de geçmişi seksenli yılların ortalarına kadar ancak giden yeni bir "duyarlılığın" ürünüdür. Bu yeni duyarlılığın özünü -lafı fazla uzatmadan- şöyle tarif edebiliriz:

Siyasetten ve siyasetçilerden umudunu kesmiş insanların başta açlık ve hastalık gibi dünyanın yoksul bölgelerini kasıp kavuran felakatlerini "etik"in gücünü ortaya koyarak altetmeye çalışmaları...

Bu yeni "eylem planı"nın dünya sahnesine önceden niçin çıkmadığının açıklaması malum: Çünkü özellikle "soğuk savaş" yıllarının geride kalmasıyla "siyaset" çekiciliğini büyük ölçüde kaybetti ve "kamusal alan" giderek "etik"i temel alan bu türden eylemlerla doldurulmaya başlandı.

Küçümsenmesi hele de "dalga geçilmesi" imkansız olan yepyeni bir eylem türü ile karşı karşıya olduğumuz muhakkak.

Hatta bu çerçevede şunu da hatırlatabiliriz: Bu türden "hümaniter" eylemler siyasal içerikli "gevezelikler"den bıkmış olan insanların kanını o derece kaynattı ki, bazı siyasetçilerin siyasetlerini bu büyük dalganın izinden giderek tarif ettiklerine de tanık olduk.

Bu yeni toplumsal hareketler amaçlarına ne derece ulaştı, 1985'de Etiyopya merkezde olmak üzere yine açlığı yenmek için düzenlenen büyük konser derde ne derece deva oldu, bu başka bir mesele. Afrika halkları bu yirmi yıl içinde -bu sefer işin içine "savaşlar"ın da girmesiyle- daha hangi yeni felaketlerle karşılaştılar, bu da başka bir mesele. Ama ortada duran bu "zayıf karne"ye rağmen -bana göre de- bu ve benzeri hümaniter organizasyonlar-eylemler "para"nın canının istediği gibi oynadığı bugünün dünyasında insanoğlunun övünebileceği sayılı girişimlerinden birisidir. Dolayısıyla -bana göre de- küçümsenmeye, hele de "dalga geçilmeye" hiç mi hiç tahammülü yoktur...

Live-8 konserleri için görüşü alınan bir gazeteci arkadaşımız "Konserin en ilgi çekici yanı çok edepli olmasıydı. (...) Halbuki G8'in adamları daha fazla küfürü hak ediyordu" derken belli ki konser düzenleyerek dünyanın düzeltilmesinin imkansız olduğunu hatırlatmak istiyor. Erkin Koray bu konuda daha açık sözlü: "G8'cileri konserle filan yola getiremezsiniz."

Tamam yalan değil; konserlere katılmayan bir siyah şarkıcının dediği gibi belki de bu gösteri, "bizi Afrika'ya yaklaştırmıyor, oraya sadece hasta ve yorgun bir yer muamelesi yapıyor", yani çok da "hakiki" bir şey değil. Belki de bu konserleri düzenleyenlerin başında gelen Bob Geldof'un "Live-8 kültürel bir olay değil, siyasal bir olaydır" açıklaması siyaseti bugüne kadar bambaşka kavramlar ve araçlarla düşünmüş olan bizler için "şaka gibi" bir şey... Ama unutmayalım ki, 1.5 milyon insanı konser alanlarında, 3 milyar insanı ekran başında toplayan bu "faaliyet", dünya sorunları ile başedebilmek için "etik"in gücünün hiç değilse sınandığı küçümsenmeyecek bir olaydır.

"Live-8" konserleri için en ağır yazıyı Radikal'den Yıldırım Türker yayımladı. Aslına bakacak olursanız o da haksız değil... ("Ne bu böyle, o haklı öbürü haklı, bu şin sonu nereye varacak?" diye söylenmeye başladınız herhalde!) Geldof'un daha dün Irak'ı işgal eden İngiltere Başbakanı Blair ile "kafa kafaya" verip hümaniter nutuklar çekmesinin "mide bulandırıcı" etkisi inkar edilemez. İngiltere'nin G-8 zirvesinde konserlerle yaratılan bu hümaniter havayı dikkate alacağını hissettirmesi "dalga geçme" konusu olabilir. "Afrika'nın borç ve silah batağına sürüklenmesinde, kaynaklarını yitirmesinde, kamu hizmetlerinin çöküşünde" zengin ülke yönetimlerinin sergiledikleri sorumsuzluklar sıralanabilir...

Ama önümüzdeki durum Türker'in bir İngiliz yazardan alıntıladığı şu tespitte dile geldiği gibi midir, siz karar verin: "İktidar sorununa yanıt, güçlünün meşruiyetini reddeden ve kontrolü onun elinden almaya çalışan siyasi hareketler inşa etmektir." Ben bu tespitin -doğruluğu yanlışlığı bir yana- artık ömrünü tamamlamış bir kapıya işaret ettiğini sanıyorum. "Siyasi hareketler"i önemsemediğimden, onların rolünü küçümsediğimden filan değil tabii ki; ben bu tespitte sadece, "iyi niyetli" milyonlarca insanın "Live-8" konserleriyle bir kere daha önümüze gelen itiraz ve desteklerinin "siyasi hareket" değil denerek önemsenmemesine katılmıyorum. Türker yazısını şu müstehzi ifadelerle bitiriyor: "Vicdanlar temizlendi. 8 lideri ikna edebilmek için milyonlar imza verdi. O liderlerin içlerindeki iyiyi, temizi, hayırlı olanı çıkarabilmek için seferber oldu yeni milenyumun yorgun rock'çuları."

Olsun, ne zararı var... Konserlerde söz alan Koffi Annan ve Nelson Mandela'nın milyonlarca insana "İşte gerçek Birleşmiş Milletler budur" ve "Yoksulluğu gidermek sadece sadaka vermek demek değildir, bu bir sağduyudur. Yoksulluğun olduğu burada, özgürlük yok" diyerek hitap etmelerinin ne zararı var... Diyelim ki milyonlarca insan "muhalif olmak" ve "vicdanlı olmak" arasında pek bir fark görmüyor... Bunun neresi kötü?


5 Temmuz 2005
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED