Kara Fatma nın biyografisi çıktı
Kara Fatma'nın biyografisi çıktı

İlknur Bektaş'ın hazırladığı kitap, Kara Fatma''yla ilgili birçok bilgi yanlışını ortaya çıkarıyor.

İlknur Bektaş'ın, Milli Mücadele'nin kadın kahramanlarından Kara Fatma'nın öyküsünü bilinmeyenleriyle anlattığı kitap, bir biyografinin ötesinde. Kitaba "Geç Kalmış Bir Özür" başlıklı bir sunuş yazan Marmara Üniversitesi''nden Yrd. Doç. Dr. Selman Can ise hem Kara Fatma'yı hem de kitabı değerlendirdi.

Can şunları diyor: ''Milli Mücadele''de Bir Kadın Üsteğmen/Kara Fatma adlı çalışma, burada isimlerini sıralayamayacağımız çok sayıda kurumun arşivi didik didik edilerek, uzun ve meşakkatli bir araştırma süreci sonunda hazırlanmış. Kitap, Kara Fatma üzerine yapılan yayınların ve yazıların tutarsızlıklarını ve bilgi yanlışlarını ortaya koyarken birçok bilinmeyeni de ilk kez gün yüzüne çıkarıyor. Elde ettiği verileri doğru bir mantık süzgecinden geçirerek okuyucusuna aktaran kitabın belge ve bilgileri yanında ilk kez yayınlanan görsel malzemesi de tarih araştırmacılarına çok önemli kaynaklar sağlayacaktır. Bu çalışma geç kalmış bir özür borcudur Kara Fatma''ya.''

Kitaptan seçilen bölümler:

Zaferlerini koynunda taşırdı

Mücadele ettiği cephelerde Ermeni, Yunan ve diğer düşmanlara karşı vuruşmuştur. Çetesinde özellikle eşleri Ermeni isyancılar tarafından öldürülen kadınları bir araya toplamış, onlarla çok şiddetli çarpışmalara müdahil olmuş ve başarılar kazanmıştır. İzmit, Kara Fatma gibi cesur yürekli insanlarımızın üstün gayretleriyle, 28 Haziran 1921 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır. Keza Bursa ve İznik''in kurtuluşunu da sağlamıştır. Hatta bir savaş sırasında göğsünden yaralanmıştır. Mütarekeden sonra Erzurum''a dönmüştür. Milli Mücadele''de Anadolu''nun pek çok köşesinde bağımsızlık aşkıyla savaşmıştır. Bunu, koynunda taşıdığı ve sorulduğunda gazetecilere gösterdiği evraklarla ispatlamaktadır. (sf.54)

Düşmanla ön saflarda vuruştu

Kara Fatma bir hayal kahramanı değildi. Olmayan yel değirmenleri ile dövüşmedi. Olana bitene seyirci kalmadı. O sokaklarda gördüğü düşman askerlerini görmezden gelmedi. Avrupai elbiselerle, hele de zenginlerin yemekli eğlence toplantılarıyla hiç işi olmadı. Memleket kan ağlarken kapısını sıkıntılara kapatıp cepheden kaçmadı. Türlü çaresizliklerde ne yapıp edip cepheye koştu. Düşmanla direkt ön saflarda vuruştu. Fakat ne yazık ki bir gün savaş bittiğinde bir kenarda yaşlanırken aslında bambaşka bir savaşın içine düştü. Yaşam savaşında güçten kuvvetten düşmüş bu mübarek kadın üzerine yüklenen aile sorumluluğu, kızının ve torunlarının geçimi artık onun için en büyük dertti. (sf.94)

Ölene kadar asker kıyafetleriyle gezdi

Üzerinden atamadığı işgal yıllarının ''Hazır ol!'' hâli onu ölene dek bırakmadı. Her daim vatanın savunmasına hazırlıklı olmak için ölene kadar asker kıyafetleriyle gezdi. Yıllarca ellerini iltihaplı romatizmadan ve barut yanmasından kullanamadığı gibi son zamanlarında gözleri de iyi görmemeye başlamıştı. Artık günlük bakımı arada bir onu ziyaret edenlerin himmetiyle mümkün oluyordu ki bu onu çok mağdur ediyordu. Ağır hastalandığı dönemde komşuları tarafından Darülaceze''ye kaldırılmış, 11 gün orada yatmıştı. Orada da vefat etti. (sf.204)

''Bayrağa selamı onda görmeliydiniz''

Komşusu Habib Akyürek: ''Kara Fatma''nın bayramlarda elini öpmeye giderdik, çocukları çok severdi. Bir de nereden gelirlerdi bilmem, bayramlarda kalabalık bir halk güruhu önce onun evinin önünde toplanırdı. İstiklal Marşı ve bayrağa selamı siz onda görmeliydiniz. Onun için asıl bayram o zamandı.'' (sf.88)