T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| R Ö P O R T A J | 2 NİSAN 2006 PAZAR | ||
|
|
Masonlukta her kafadan bir ses çıkmaz. Konuşmak için selahiyet verilmiş insanlar vardır. Bunlar iddia edildiği gibi kapalı kapılar ardında gizli birimler değildir
Televizyonun karşısına geçer, heyecanla Zeki Alasya-Metin Akpınar filmini beklerdik. Bir solukta, heyecanla, kahkahayla izlerdik. "Yabancı Damat" dizisinin setine gittiğimde, o heyecanı bir daha tattım. Sohbet esnasında Zeki Alasya, öyle güzel bir şey söyledi ki "Ben iyimser bir adamım. İnsanların kaybettiği özveri, hoşgörü gibi duyguları yeniden kazanmalarını bekliyorum." İşte, zamana direnen, neşesinden hiçbir şey kaybetmeyen. Zeki Alasya... Şu sıralar, yoğun çalışıyorsunuz. Ben mesleğe 1959'da amatör olarak başladım. Yaklaşık 47 yıl oldu. Benim için sağlıkla 47 yılı sürdürebilmek başlı başına büyük mutluluk. Bizim ülkemizde sevilmek çok keyifli. Çünkü benim ülkemin insanları değer verdiklerini, başka ülkenin insanlarından farklı seviyor. Vahşice seviyor, saldırıyor, öpüyor. Elde ettiğiniz bu sevgi, şöhretten ve maddi kazançtan daha önemli değil mi sizin için? Evet, daha çok önemli. Parayla bir şeyleri satın alabiliyorsunuz. Ama bu tip kitlelerin sevgisini satın alamazsınız. 20. asrın son çeyreğinde insanlar birtakım güzel duyguları yitirdiler. Paylaşmak, özveri, hoşgörü gibi şeylerden bahsediyorum. Bunda teknolojinin de suçu var galiba? Efendim tabii. Şair, 'Tek dişi kalmış canavar' demiş; biraz doğru galiba. Çok maddi bir dünya oldu. Herkes bir şeyin peşinde. Benim umudum var. Ben iyimser bir adamım. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde yani 2025'e kadar, hatta 2050'ye kadar prim veriyorum. İnsanların bu kaybettikleri duyguları yeniden kazanmalarını bekliyorum. Heyecanla bekliyorum. Umutluyum, çünkü başka çare yok. İnsanlar, başka çare olmadığını hissedip bir duvara dayandıklarını, ondan ötesi olmadığını, ondan ötesine bu maddi duygularla geçemeyeceklerini farkederlerse sanıyorum doğru yolu bulacaklardır. Metin Akpınar'la iş ortaklığınızın bitmesinde görüş farklılığı mı rol oynadı daha çok? Görüş farklılığı oluyor tabii. 37 sene. 37 sene Türkiye'deki insan ömrünün yarısı kadar hem de iyimser bir hesapla. İnsanların kafalarının, düşüncelerinin, dünyaya bakış açılarının çok değiştiği bir 37 sene. Bugün doğru bulduğunuzu üç gün sonra doğru bulmayabilirsiniz. Zaman içinde fikirleriniz değişebilir. İki insan bir süre sonra aynı düşünmemeye başlar. Bunu yaşadığınızda da çok paniklememek lazım. O zaman ne yaparsınız, belli ortak noktalar bulmaya çalışırsınız. Bulduğunuz sürece de götürürsünüz. Ama bazen orada da bir şey bulamazsınız. Bizde böyle durumda dedik ki, 'devam ettirmeyelim'. Ha bu yalnız bazılarının iddia ettikleri gibi, 'hiçbir konuda bu iki insan bir araya gelemez' değildir. Biz tiyatroyu noktaladıktan sonra 'Güle Güle' ve 'Rus Gelin'i yaptık. Dostluk adına paylaşma oluyor mu? Elbette, hiç tereddütsüz biz yine çok iyi arkadaşız. Belki eskisi kadar çok sık görüşmeyen ama çok iyi arkadaş. Metin'in herhangi bir sıkıntısı olsa, çözebileceğimi bilsem koştura koştura giderim. Aynı şey Metin için de geçerli. O tarafımız hiç bozulmadı. Yani bizim sevgimizde hiç azalma yok. Ortak görüşlerimizde azalma var. Para ne ifade ediyor sizin için? Ben paraya değer vermiyorum. Paraya bir başkasının gördüğü gibi bakmıyorum. Çok cömertim. Cömert olmayı seçiyorum. Para benim için amaç değil, çok sağlam bir araç. Keşke de çok param olsa falan diyorum ama çok param olması için gerekenleri de hiç yapmadım. Galiba bundan sonra da yapmayacağım. İkinci kez dünyaya gelsem, evet böyle olmak isterim. Çok büyük paralar da kazandım. Çok büyük paralar kazandığımda da parayı önemsemedim. Büyük paralar da kaybettim. O zaman da üzülmedim. Ama ben kumar oynayarak para kaybetmedim. İşler yaptım, dağıttım. İçkim yoktu, kumarım yoktu; ama araba merakım vardı. Bir araba yerine dört araba aldım. Tek kızım var. Onun geleceğini garantiye almak istedim. Bir ev aldım. Parayı da buna verdim bitti. Yani kızıma 6 tane ev, bankada da trilyon bırakmıyorum ama bir evi ve mesleği var. En önemlisi ona Zeki Alasya ismini bırakacaksınız... Evet bu çok önemli. Bazı şeyler iki kişi arasında kalmalı ama dilin kemiği yok
Metin Akpınar, bir açıklamasında 'Zeki bana masonluk teklif etti' diyor, bu doğru mu? Metin Akpınar, böyle bir şey olsa bile bunu ifade etmekle yanlış yapmıştır. En azından bana saygısızlık yapmıştır. Bunu söylememek lazım. Öyle bazı şeyler paylaşırsınız ki insanlarla, o iki insan arasında kalır. Aynı şekilde ben Allah'la da öyle şeyler paylaşıyorum ki, benden başka kimse bilmiyor. Böyle bazı şeyleri çok fazla açıklamaktan yana değilim. Metin, orada bir yanlışlık yapmıştır. Ama dilin kemiği yok. Onun dışında ben bir laf edeceksem selahiyetli olmam lazım. Herkes, her konuda konuşuyor. O bakımdan benim bilgim dahilimde olan her konuda konuşmak gibi bir özgürlüğüm var. Kullanırım veya kullanmam, var. Masonluğa gelince, masonlukta her kafadan bir ses çıkmaması çok önemlidir. Bu bakımdan bazı konuşma özgürlüğü olan, konuşmak için kendine selahiyet verilmiş insanlar vardır. Bunlar ulaşılabilir. Bunlar iddia edildiği gibi kapalı kapılar ardında gizli birimler değil. Bir dernektir masonluk, bütün diğer dernekler gibi. Türk Dernekler Kanunu'na göre kurulmuş bir dernektir. Bütün üyeleri açıktır, kim oldukları bellidir. Onlara gidip masonlukla ilgili soru sorulacaksa sorulur. Ama saygı olarak da verdiğimiz karar olarak da her kafadan bir ses çıkmaması için yanlış anlaşılmaması için masonlar konuşmazlar. Bir şeyi gizledikleri için değil, sadece her kafadan bir ses çıkmaması için. Türkiye'de herkes her şeyi çok iyi biliyor. Biz iyi bilmiyoruz. Ben her yeni öğrendiğim şeyden sonra, 'ben hiçbir şey bilmiyormuşum' diyorum. Bir hedef tutuyorum kendime, tam o hedefe yaklaşıp elimi uzatıp tutacağım zaman hedef benden uzaklaşıyor. Ve şimdi anlıyorum ki, 63 yaşında ben hiçbir şey bilmeden öleceğim. Kurtlar Vadisi toplum için kötü örnektir
Şu sıralar 'Kurtlar Vadisi' çok konuşuluyor. Sizin değerlendirmeleriniz nasıl? Benim izlediğim bir bölümde adamın birini masanın üzerine yatırdılar; ağzını açıp beş el ateş ettiler. Bu sahne yetti. Bir daha izlemedim. Çok kötü bir örnek. Televizyon kötü bir silah demiyorum. Önemli bir silah. Doğru kullanırsanız çok faydalıdır. Ama yanlış kullanırsanız, yanlı kullanırsanız, maksatlı kullanırsanız toplumları çok olumsuz etkileyebilir. Efendim, özgür bir ülkeyiz, demokrat bir ülkeyiz, her şey yapılabilir, yapılamaz. Yok öyle bir şey. Adamın gırtlağına basarım. Benim halkımı doğru yönlendirmek zorundasın. Hiç müsaade etmem. Sen diktatör müsün. Evet diktatörüm. Demokrasiyi, özgürlüğü yanlış algılıyoruz. Özgürlük, her şeyi yapmak değildir. Toplum yararı diye bir şey vardır. Onu ciddi gözetmek lazım. 'Kurtlar Vadisi' bu konuda inanılmaz kötü bir örnek. Ben tek karar mercisi olsam birinci gün yasaklardım. Ama düzen böyle. 'Yabancı Damat'ta oynuyorsunuz. Gerçekte yabancı bir damat ister miydiniz? İsterdim, hiç tereddüt etmezdim. Ancak şunu mesele yapabilirdim. Çok farklı kültürlerse, o zaman zor olabilir. Kızımı karşıma alıp anlatmaya çalışırdım. Ölmekten hiçbir zaman korkmadım Hiç ölmeyecek gibi yaşıyorum, bir gün sonra ölecekmişim gibi bazı şeylere hazırlıklıyım. Korkmuyorum; çünkü ölüm, insanların başına gelebileceğini bildiği tek şey Balık lokantası işletiyordunuz, hâlâ devam ediyor musunuz? O balık lokantasına 500-600 bin dolar paramız gitti. Hiç yapmadığım, hiç bilmediğimiz bir işti, 'hadi yapalım' dedik. Ama yapamadık. Başkaları yürümeyince 3 ay sonra bırakır, biz namusumuzla direndik. Etrafımızdaki insanlar parasını alsın diye direnince yarım milyon dolardan fazla para gitti. Cumhurbaşkanı rolünde olduğunuz 'Öteki Türkiye'de Bir Cumhurbaşkanı' film neden vizyona girmiyor? Sinan Çetin'in birçok filmi vizyona girmiyor. Kendince eksik olunca vizyona girmiyor. Günün birinde bir yol bulacağız. Bu filmde bir Cumhurbaşkanı olarak halkın arasına karışıyorsunuz. Cumhurbaşkanı halkın arasına karışmalı mı sizce? Sırça köşk gibi Çankaya'ya çekilip de bütün halka sırtını dönmemeli. Yani karışabildiği kadar halka karışmalı. Atatürk, Cumhurbaşkanlığı süresince devamlı dolaşırdı. Eğer Atatürk bunu yapabiliyorsa bugün çok demokratik bir ortamda çok partili rejim içinde Cumhurbaşkanı'nın bunu yapması gerekir. Halkın arasında neyi görüyordunuz? İnsanları tanımadığımı görüyordum. Yani oradan baktığınız, yeterli değil. Aralarına karıştığınız, onlarla diyalog kurduğunuz zaman farklı bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Sevmediğiniz şeylerin birçoğunu sevebiliyorsunuz. Başka bir şeyleri paylaşabiliyorsunuz, başka bir insan oluyorsunuz. Biz de filmde onu gösterdik. İnsanlara bakış açınız nasıl? İnsanları çok seviyorum. Olumsuz her şeye rağmen o kadar çok seviyorum ki... Bazen beni irkilten, bazen çok üzen şeylere rağmen insanlara güvenmek gerektiğini düşünüyorum. Çok sağlam bir felsefe mi tartışılır; ama hiç ölmeyecek gibi yaşıyorum, bir gün sonra ölecekmişim gibi bazı şeylere hazırlıklıyım. Ölümden korkmuyorum. Ölüm korkusunu da anlamakta güçlük çekiyorum. Ölüm, insanların başına gelebileceğini bildiği tek şey. Siz mutlu bir ailede mi yetiştiniz? Evet mutlu bir çocukluk geçirdim. Çok önemli bir babam vardı. Bir öğretmendi. Ancak çok genç yaşımda kaybettim. 17 yaşındaydım. Yani yetişmiş genç adam gibi yaşını başını almış iki kişi olarak bir şeyleri paylaşamadım. Ama babamın önemini, ölümünden sonra anladım. Benim inandığım bir felsefe vardır; bir ışık taşıyoruz. Buna bir bilgi deyin, güzellik deyin taşıyoruz ve bu ışık ölümsüz. Ancak bunu taşıyan eller ölümlü, fani. Bunları biliyor musunuz?
Not defterimden
Zeki Alaysa ile 'Yabancı Damat'ın setinde buluştuk; çekimlerden hemen sonra sette sakin bir yer bulduk. Güler yüzlü, tıpkı eski o güzelim Türk filmlerindeki gibi... Bir saatlik sohbetten sonra çekim setinden dış kapıya kadar birlikte çıktık. Vedalaşırken, bana "Daha sonra ne sormak istersen, çekinmeden arayabilirsin" diyerek arabasına bindi. Giderken de arabadan eski bir dostuna gösterdiği içtenlikle el sallarken, gülümsemesi hâlâ yüzündeydi...
İstanbul'da doğdu. Robert Kolej'in orta bölümünü bitirdi. Sanat hayatına 1959'da amatör olarak başladı. Bir süre dekoratörlük ve rehberlik yaptı. Çeşitli tiyatrolarda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun kurucuları arasında yer aldı. Film çevirmeye 1973'ten sonra başladı.
|
![]()
| |||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |