T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| R Ö P O R T A J | 25 NİSAN 2006 SALI | ||
|
|
Basına ilk özel röportajını Yeni Şafak'a veren RTÜK Başkanı Zahit Akman yayın sektöründeki sorunların ancak diyalogla çözüleceğine inanıyor.
O ilk merak ve heyecanın ardından 1994'de 3984 sayılı kanunla birlikte Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) girdi hayatımıza. Yayınların içeriğini denetliyor, mahzurlu gördüklerini cezalandırıyordu. Aradan geçen 12 yıl içinde kurullar, RTÜK başkanları değişti. Yayınlarda kısmen fark edilir bir değişme görülse de, çetin rekabet ortamının getirdiği 'reyting savaşı' hiç değişmedi. Yeni kurul ise göreve, Dr. Zahit Akman'ın başkanlığında 13 Temmuz 2005'te başladı. Frekans tahsisi, dijital yayın, yerel dil ve lehçede yayın gibi öncelikli konuların ardından RTÜK son olarak, 23 Nisan'da Akıllı İşaretler sistemini yürürlüğe soktu. Okuyacağınız röportajı da buna borçluyuz doğrusu. Çünkü Akman, göreve geldiğinden bu yana basına özel röportaj vermiyor, dört aydır tekrarladığım görüşme talebim de bu yüzden karşılıksız kalıyordu. Lisans eğitimini İlahiyat'ta tamamlayan, 'TRT Televizyon Haberciliği' başlıklı teziyle yüksek lisans, 'TV Yayınlarının Gecekondu Gençliğinin Eğitimine ve Toplumsallaşmasına Katkısı' başlıklı teziyle doktora sahibi olan Akman'ın yüzü de, ismi de tv izleyicisine hiç yabancı değil. Kanal 7'de Ankara Temsilciliği, ana haber sunuculuğu ve Washington Temsilciliği yaptı çünkü Akman. Yani hem akademiden, hem meslekten.
'Akıllı İşaretler' neyi amaçlıyor? Ebeveynleri bilgilendirmeyi, çocukları ve gençleri zararlı yayınlardan korumayı amaçlıyor. Özel televizyonların açılmasının üzerinden 16, RTÜK'ün kurulmasının üzerinden 12 yıl geçti. Uygulama için hayli gecikilmiş değil mi? Bugüne dek sektörün düzenlenmesi ve denetlenmesinde geçmiş üst kurullarımız çok hayırlı faaliyetler göstermişler. Ancak her şey tamam mı sorunuza maalesef olumlu cevap veremeyeceğim. Gerçekleşemeyen düzenlemeleri yapmaya çalışıyoruz. Daha önce olsaydı elbette daha iyi olurdu ama bugün başlaması da güzel. Sistemin uygulanmasında televizyonlar sizinle işbirliği yapmak zorunda mı? Televizyonları icbar eden bir kanun yok. Bu eksikliği şu anda gidermeyişimizin nedeni, uygulamada karşılaşabileceğimiz güçlükleri tam tespit edip o duruma uygun kanuni bir düzenlemeyi yapmak istememiz. Yani şu anda sistem, televizyonlar uygularsa işleyecek. Kanal yöneticileri nasıl yaklaşıyor? Yayıncı kuruluşların karşılıklı rıza ve yayın sorumluluğu çerçevesinde ilgi duyacağına inanıyoruz. Bu ilgiyi de görüyoruz.
YAYINCI SORUMLULUĞU DEVREDE
Simgeler program içeriklerinin hangi yaş grubuna sakıncalı olabileceğini belirtiyor. Mesela +13 simgesini kullanan bir televizyon "az sonra yayınlayacağım program 13 yaşın altındakilere zarar verecek" diyecek. Çetin rekabet ortamında reyting uğruna "savaşan" bir televizyon kanalı bunu niye desin? Zararlı yayın yaptığını niye ilan etsin? Bu tamamen yayıncı sorumluluğuyla ilişkili. Yayıncı sorumsuzsa ne yaparsanız yapın, olumsuz yayınları düzeltmede onu bir noktaya getirmekte güçlük çekersiniz. Ancak yayıncı sorumluysa ve iyi niyetliyse, onun bunu uygulamasına vesile olacak enstrümanları, hizmeti ona sunmamız lazım. Bizim yaptığımız bundan ibaret. Bundan evvel çocukların ekran başında olduğu bir saatteki yayın içeriğini belirlerken yayınlanabilir olup olmadığına daha yüzeysel bir denetlemeyle karar veriyorlardı. Şimdi sosyologların, psikologların hazırladığı basit sorulara verecekleri basit cevaplarla denetleyip simgeleri atayacaklar.
KAMU YARARINI DÜŞÜNMELERİ GEREK
Kanuni bir yaptırım, herhangi zorunluluk olmadan bunu yapmak istemeyebilirler? Kamu malı olan frekansları kullanan yayıncı kuruluşların, kamu menfaatlerini düşünmek gibi bir zorunluluğu var. Tek arzusu, isteği, beklentisi ya da hedefi daha fazla reyting, daha fazla reklam, daha fazla para anlayışında olan kişileri de doğrusu biz yayıncı olarak görmek istemiyoruz. Hem para kazanacaklar, hem de topluma karşı sorumluluklarını yerine getirerek ekran başındaki insanların yaşını, eğitimini dikkate alarak yayın yapacaklar. Bu konuda yayıncılarımıza son derece güveniyoruz. Hiçbir tereddüdümüz yok. Yayın sorumluluğunu her şeyin önünde tutup reklam ve reytingi ikinci plana atacaklarına hiç şüphemiz yok. Çok iyimsersiniz. İnşallah öyle olur. Peki canlı yayınlarda nasıl olacak? Anında gelişen bir olayda ya da canlı telefon bağlantısında da çocuklar için sakıncalı şeyler olabiliyor. Canlı yayınların risk içerdiğini, yayına çıkanlar da, programcılar da çok iyi biliyorlar. Buna göre davranmaları lazım. Bu herkese sorumluluğunu hatırlatan bir çalışma. Genç ve çocukların çok olduğu bir ülkede çocuklarımızı, eşlerimizi emanet ettiğimiz yayıncı kuruluşların bu bilinçte yayın yapmak gibi bir zorunluluğu var.
TELEVİZYONLARIN KÂR ETMESİ İÇİN ELİMİZDEN NE GELİRSE YAPARIZ
Daha fazla reytingin daha fazla reklam demek olduğu bir rekabet ortamında bu, yayıncılar için gelir kaybına yol açmayacak mı? Reklam geliri olmazsa biz ne yaparız, sorularını duyar gibiyim. Haklılar. Ancak sorumluluklarını gerçekleştirirlerse, onların yayın yaparak daha fazla para kazanmasını sağlamaları için üst kurul olarak elimizden ne gelirse yapacağız. Yayın kuruluşlarının maddi yönden güçlü olması, sahiplerinin para kazanması lazım ki yeni aktörler devreye girsin. O nedenle onların para kazanmasından daha doğal bir şey yok. Sonuna kadar destekliyoruz. Ancak para kazanırken topluma karşı sorumluluklarımızı da unutmamamız gerekiyor. Televizyonların RTÜK'le işbirliği yapmasında zararlı yayınların toplumsal hasılasının artık ortaya çıkmaya başlamasının etkisi olabilir mi? Kesinlikle bunun da etkisi olmuştur. Acımasız yarış ortamında gelirlerini düşürmemek için bazen kuralları ihmal edebiliyorlar. Bu kötü niyetten değil. İçinde bulundukları durumdan. Biz iyi niyetimizi koruyoruz, ihmal ya da ihlallerde müdahale ediyoruz. Onlar da bize öneride bulunuyor. Bu diyalogla yayın hayatının şu ana kadar çözülememiş birçok meselesinin çözüleceğine inanıyorum.
'Sansürcü RTÜK' imajı medyanın işi
RTÜK artık ekran karartma cezası vermiyor ama daha önce verdi. Bu ceza bir çeşit sansür gibi işledi. Toplumsal fayda için yapılıyor olsa bile cezalar, son derece itici, olumsuz bir anlam taşıyor. Bu süreçte de RTÜK bir şekilde 'sansürcü' gibi algılandı. Bu imajı değiştirmek için bir çalışma yapacak mısınız yoksa, işimizi yaparız imaj da değişir mi diyorsunuz? Program yayınlanmadan önce yapılan müdahalelerdir sansür. Bunu bizden öncekiler de yapmadı. Ama yayın sonrası müdahaleleri, yayın engellemeleri böyle bir anlamaya neden oldu. Sağolsun medyamız da biraz böyle bir intibaın uyanmasına katkı sağladı. Bu kanaati ortadan kaldırmak için özel bir çabamız yok. Ama yayınları iyi hale getirme çabası tek başına RTÜK'ün omuzlarında olmamalı. Aynı sorumluluk yayıncılarımızca da hissedilmeli. Ebeveynler de filtre görevi üstlenmeli. AGB Anadolu, televizyonların izlenme oranlarını Türkiye genelinde 2 bin 201 hanede ölçüyor. Deneklerin toplum katmanlarını, beğenilerini temsil etmediği yönünde kuşkular, sistemin işleyişindeki pekçok sorunun buradan çıktığına dair bir kanaat var. AGB ölçümleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz? AGB'nin günlük reyting ölçümleri, reklam verenler, hazırlayanlar ve yayınlayanların kurdukları bir derneğin kendi ihtiyaçlarını temin için yaptırdıkları bir ölçüm. Özel bir ilişki. Yeterli olup olmadığını uzmanlar tartışır. Ancak ortada şöyle bir gerçek var. Bu işe taraf olan kesimlerin önemli bir kısmı bu işten rahatsız. AGB'nin verilerini tüketenler bundan mutluysa, kendi içlerinde bir ilişki olduğu için kimsenin diyeceği bir şey yok. Yayın içeriklerini reyting ölçümleri belirliyor. RTÜK bununla ilgili bir şey yapmayacak mı? AGB'yle görüştük. Kendileri de çalışmalarının kentte yaşayan nüfusun yüzde 60'ını kapsadığını, diğer yüzde 40'lık kırsal kesimin imkansızlıklar nedeniyle ihmal edildiğini ifade ediyorlar. Türkiye genelini kapsayan bir araştırmanın maliyeti nedir, bu maliyet karşılanabilir mi karşılanamaz mı, diye onlara bir teklif götürmüştük. Cevap geldikten sonra bir değerlendirme yapıp, yol haritasını belirleyeceğiz.
Ekip küçük, iş büyük
1500 özel radyo ve tv'nin 24 saatlik yayınının tamamını denetlemek ne kadar mümkün? Ulusalların tamamını, bölgesellerin bir kısmını takip ediyoruz. Yerellerde Emniyet'in tahsis ettiği elemanlar ve vatandaşlar devreye giriyor. SKAAS projesiyle etkin takip söz konusu olacak. 400 personeliniz var. Özellikle yapılan iş düşünüldüğünde bu sayı çok az değil mi? Biz yayıncılara hakikaten çok güveniyoruz. Her yayıncıyı potansiyel suçlu gören bir yaklaşımla görev yapmamız mümkün değil. Böyle bir görevimiz de yok zaten.
Okullara medya dersi geliyor
Çocukların kendi filtrelerini geliştirebilmeleri çok önemli. Bunun için ne yapacaksınız? Medya Okur Yazarlığı Projesi ne aşamada? Protokol safhasında. Projeyi Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığıyla birlikte götürüyoruz. Önümüzdeki günlerde protokolü imzalayıp projeyi pilot okullarda başlatacağız. Çocuklarımıza iletişimin etkileri, radyo ve televizyon yayınları, amaçları ve bir yayın nasıl okunmalı, anlaşılmalı gibi konularda bilgi verip onların olumsuz yayınlardan etkilenmelerini asgariye indireceğiz. Bu yolla bir bilinç oluşturmaya çalışacağız.
EVDE KUMANDA BENİM ELİMDE
5 çocuklu bir RTÜK Başkanı'sınız. Evde işler nasıl yürüyor? Oğlum, kızım şunu izleme, dediğiniz oluyor mu? Onlar beni uyarıyorlar, baba bunlara nasıl göz yumuyorsun diye. Birlikteyken izlediğimiz programlar her yaş grubunun izleyeceği türden programlar oluyor. Ebeveynlik sorumluluğu dünyanın en önemli sorumluluğu. Okuyacakları kitaplar gibi, izleyecekleri programlar noktasında da önerilerde bulunuyoruz ama baskı yok. Bizim evin özelliği bu. Herkes kendi tercihini kendisi yapıyor. İhtiyaç olursa fikrimizle müdahale ediyoruz. Kumanda sizin elinizde mi? Elbette, benim elimde. ADRENALİN SALGILAMAYA DEVAM EDİYORUM Televizyonculuğu özlemiyor musunuz? Elbette özlüyoruz. O dönemle ilgili hep iyi hatıralarım var. Yaptığım işin ağırlığıyla bir özlem ifade ediyor değilim. İşimden memnunum, mutluyum. Birçok şey öğreniyorum, katkı sağlıyorum. Televizyonculuk hele de canlı yayınlar adrenalin salgılamasını arttırır. Ve adrenalin, bağımlılık oluşturabilir. Burada ise rapor okuyor, karar alıyorsunuz. Bir heyecan eksikliği hissediyor musunuz? Sağolsun yayıncı arkadaşlarımız bize o heyecanı sürekli yaşatıyor. Adrenalin ihtiyacımızı karşılamakta hiçbir sorunumuz yok.
BUNDAN SONRA BENİ EKRANA ÇIKARTIRLAR MI BİLMEM
RTÜK Başkanlığı sona erdiğinde ne yapacaksınız, televizyona dönecek misiniz? Yayın kuruluşlarına o kadar müeyyide uyguladıktan sonra bizi ekrana çıkaracak kanal kalır mı bilmiyorum. Şaka bir yana, diyalogumuz sürerse hayırlı işlere imza atacağımız için bu dönem de, ilerde anılacak güzel bir dönem olur. Görev sizi korkuttu mu? Korkutmadı. RTÜK çalışanlarına ve sektöre güvendiğim için zor olmayacağını bilerek geldim. Ancak işin manevi mesuliyeti hakikaten omuzlarımı çökertiyor. O sorumluluk çerçevesinde yeteri kadar iş yapabiliyor muyum sorusunu çok sık soruyorum kendime. Nasıl cevaplıyorsunuz peki? Cevap vermekte güçlük çekersem burada kalmam.
DENETLEMEYİ, CEZALANDIRMAYI HİÇ SEVMİYORUM
Denetlemek cezalandırmak sizin için ne anlam taşıyor? Dünyanın en zor ve sevimsiz işi, yapılan bir yanlışlığı tespit edip o yanlışı yapanı cezalandırmak. Şahsen hiç sevmiyorum. Biz devletimize, milletimize olan sorumluluğumuz çerçevesinde denetim yapıyoruz. Bu denetim sırasında da sevmediğimiz bu işleri yapmak gerekiyorsa ihmal etmiyoruz. Bu, basına verdiğiniz ilk özel röportaj. Basın toplantıları dışında basın karşısına çıkmıyorsunuz. Neden? (Gülerek) Bu kadar çok soru sorulduğu için. Doğrusu yine de fazla çıkmayı düşünmüyorum. Akıllı İşaretler Sistemi'ni önemsediğim, kamuoyuna duyurulması gerektiğine inandığım için konuşuyorum. Biraz iş yapmamız lazım. Keman çalmadan şapka uzatırsak insanlar bizi yadırgar.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |