T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
R Ö P O R T A J 28 MAYIS 2006 PAZAR
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
  657'liler Ailesi
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mezin TANRISEVEN

Başbakan'ın yüzünde nur gördüm...

Ben Başbakan'ın yüzünde bir nur gördüm, farklı bir güç gördüm. Bir gün eve geldim Rabbim'e dua ettim. 'Bugünden itibaren her kötülüğü bırakıyorum, içkiyi, gece hayatını bırakıyorum' diyerek Kur'an-ı Kerim'e el bastım. O insanla tanışmanın mutluluğunu hâlâ yaşıyorum


FOTOĞRAFLAR: YASİN YILMAZ
Türk Sanat Müziği, bana her zaman zor bir müzik gibi gelmiştir. Ne bileyim, bu eserleri söyleyebilmek için oldukça uzun bir eğitimden geçmek gerekir. Bence sanat müziği, bizimle birlikte büyüyen bir yetenektir. Allah vergisi güzel sesinizle şarkıları iyi icra ederseniz, sizi kimse artık tutamaz. Tıpkı Adnan Şenses'te olduğu gibi... O 18 yaşına kadar marangozda sesini de biledi. Her gelen müşteriye kendini hayran bıraktı. Ve, 'bu böyle olmayacak' dedi. Kilit vurdu dükkana, açıldı, bülbül kesildi. Karagümrüklü Adnan Şenses'le sahibi olduğu benzin istasyonunda sohbet ettik umarım siz de beğenirsiniz...

GİZLİ DERSLER ALIYORDUM

Sanat hayatına girişiniz çok farklıydı. Asıl mesleğiniz marangozluktu sanıyorum.

İlkokula başladığım zaman bile musıki dersleri alıyordum. İçimde de müziğe karşı çok büyük bir sevgi vardı. Babam da askerdi, subaydı. Babam, benim hiçbir zaman şarkıcı olmamı istemedi. Benim de asker olmamı istiyordu. Müzikle uğraşmayayım diye babam beni okul tatillerinde marangozun yanına çırak olarak verirdi. Rahmetli babam, iki ağabeyimi de daha evvel, okumadılar diye, marangozun yanına vermişti.

Marangozun yanına vermesi bir çeşit cezalandırma mıydı?

Cezalandırmak için değil de bir zanaat öğrenmemiz için verirdi. İki ağabeyimi marangozun yanına verdiği için ileride 'bir mobilya atölyesi açar, birbirlerine destek olurlar' diye düşündü. Oysa benim aklım müzikteydi. Ortaokulu bitirdikten sonra artık tamamen babam kanaat getirdi ve beni okuldan aldı. 18 yaşına kadar marangoz yanında çırak olarak çalıştım. Ama ben bu arada babamdan gizli musıki derslerine gidiyorum. Babam öğrendiğinde de ayaklarımı falakaya çekiyordu. Sonra ortanca ağabeyim dükkan açtı ve beni de onun yanına verdi. Büyük ağabeyim de bu arada askere gitti. Büyük ağabeyim askerdeyken öteki ağabeyimin de askerlik zamanı geldi. O askere gidince dükkan bana kaldı. Ama ben son kararımı verdim. Beyoğlu'na çıkıp şarkıcı olmak istiyordum. Dükkanın kepengini çektim. Babama bir iki satır mektup yazdım.

SAĞLIĞIM ŞİMDİ ÇOK İYİ

Son yıllarda ciddi sağlık problemleri yaşadınız. Şimdi nasılsınız?

Vallahi kendimi o kadar dinç, o kadar sağlıklı hissediyorum ki... Bir sahne hayatım var, bir ticaret hayatım var. Kendimi iş hayatıma vermişim, eşime vermişim, kızıma vermişim. Kızım Ulusoy Holding'te tekstil bölümünde çalışıyor.

Torununuz var mı?

Torunum yok; fakat eşimin teyzesinin bir torunu var. Benim torunum gibi. Onu kabul etmişim. O benim dünyamda çok farklı yere sahip.

Prestij Müzik'ten dostluk kaldı mı geriye?

Tabiî hepsiyle dostum.

Bir zamanlar her yere birlikte giden ve yedikleri içtikleri ayrı olmayan diğer sanatçılar, şimdilerde birbirlerinin yüzüne bakmıyorlar ama...

Onların konuşmaması, işlerinin çok yoğun olmasından dolayıdır. Birbirlerini severler. Herkes kendi ekmeğini yer; kimse kimsenin ekmeğini yiyemez. Sanatçılar arasında birtakım rekabet vardır. Konuşmamazlık, dargınlık, çekememezlik var; fakat bunlar yanlış şeyler. Herkes birbiriyle iyi geçinse mesleklerinde birbirlerine yardımcı olsa...

O zaman iyinin kıymeti kalmaz mı acaba?

O zaman hep kötüyü mü bileceğiz. Herkes iyi olamaz zaten. Ama biz sanatçılar çok az toplumuz. Bu az toplumun içinde biz iyi olmak mecburiyetindeyiz. Sanatçı nedir? Toplumun malı olan insandır. Ben bütün sanatçı kardeşlerimi seviyorum.

Keşkeler çok yer tutar mı hayatınızda?

Tabiî var. Hayatımda yaptığım 5 evliliği kendimde hata olarak görüyorum. Keşke böyle evlilik yapmayıp da şimdiki eşimi ilk başta bulabilseydim. Bu hayatımı onunla devam ettirseydim. Onunla mutlu olsaydım...

EŞİM 'ADNAN' DİYE SEVDİ


Kızı ve eşi ile medya önünde görünmekten hoşlanmayan Adnan Şenses'in kızı Arzum, röportaj sonunda yanımıza geldi.

Belki de önceki evlilikleri yaşamamış olsaydınız şimdiki evliliğinizin değerini bilemeyecektiniz?

Yok. Şimdiki eşimin kıymetini anlamamak mümkün değil. Diğerleri bana hep 'Adnan Şenses' olarak yaklaştılar. Ama şimdiki eşim bana 'Adnan' diye yaklaştı. Benim hayatımda sevmediğim bir şey vardır. Eşimi hiçbir zaman medya önüne çıkartıp da 'bu benim eşim demem'. Öteki eşlerim hep benim önümde olmak istediler. Şimdiki eşim, iki fakülte bitirmiş. Çok büyük kültür farklılığı var aralarında. O bakımdan onlarla bu insanın arasında dağlar kadar farklar var. Onlar benim paramı, şöhretimi, malımı, mülkümü sevdiler. Ama bu ise Adnan'ı sevdi.

Hayatınızda manevi olarak en çok neyin olmasını isterdiniz?

Madden değil manevi olarak ne olmasını isterdim biliyor musun?.. Bu ameliyatları olmasaydım. Bir kere by-pass ameliyatı oldum. Bir de stent takıldı. İki defa da mide ameliyatı oldum. Bunları olmasaydım. Ama olmaz diye bir şey yok. Zamanı geldiğinde insanlar bazı acıları yaşıyor. Keşke anneciğim, babacığım hayatta olsaydı. İki ağabeyim hayatta olsaydı. Ama olmuyor.

Demirel zamanında her kapıdan geçene ödül verildi

Sanat hayatında 50 yılı aşmış bir insanın devlet sanatçılığını alamaması çok acı. Sanatçı yaşarken ödüllendirilmeli, öldükten sonra bu ödülün bir anlamı yok. Zeki Müren'e de aynı şey yapıldı

'Haneme Ay Doğacak' adlı romanın yazarı Şebnem İşigüzel, "Bu kitap korkusunu yıkmak çok zor. Başbakan Erdoğan, Adnan Şenses'i sevdiği kadar, 'Beraber yürüdük biz bu yollarda' şarkısını sevdiği kadar bir romanı sevseydi, Türkiye'de kitabın kaderi değişirdi" diyor. Bu yaklaşıma ne diyeceksiniz?

Bu kitabı okumadım. Sayın Başbakan okumayı çok sever. On dakika dahi boş olsa eline bir konuyu alır okur. Onlardan faydalanmaya çalışır. Sayın Başbakan çok zeki bir insan. Bu kardeşimiz Başbakan'a roman okumayı sevmiyor diyor. Hayır çok seviyor. Eğer öyle diyorsa o zaman Sayın Başbakan'ı tanımıyor. Birikimlerini, ne yaptığını bilmiyor.

Bugüne kadar AKP'den hiç teklif aldınız mı?

Hayır, hayır.

Gelseydi kabul eder miydiniz?

Edemezdim. Çünkü 70 yaşında bir insanım. Hiçbir zaman faydalı olamam.

SANATÇI YAŞARKEN ÖDÜLLENDİRİLMELİ

Mutlaka birikimleriniz vardır ?

Var. Çok da iyi politika bilgim var. Ben zaten milletin vekiliyim. Bakın birçok arkadaşımız bu ülkede devlet sanatçısı olmuştur. Maalesef ben devlet sanatçılığını almadım. Sanat hayatında 50 yılı aşmış bir insanın devlet sanatçılığını alamaması çok acı. Benim gibi birçok sanatçı var. Rahmetli Zeki Müren için de ben bunu daha evvel söylemiştim. "Sanatçıyı yaşarken ödüllendirin, öldükten sonra ödüllendirilmez" dedim. Zeki Müren'e öldükten sonra sanatçılık ödülü verildi. Süleyman Demirel zamanında sokaktan geçen, kapıdan geçen insanlara devlet sanatçılığı ödülü verildi.

Demirel demişken, eski Cumhurbaşkanı'nın, "Türban takmak isteyen Arabistan'a gitsin" açıklamasına ne diyeceksiniz?

Vallahi ben hâlâ Demirel'in politikasının içeriğini bir türlü anlayamadım. Bir Başbakanımız, bir Cumhurbaşkanımız olarak mutlaka Türkiye için güzel şeyler yapmıştır. Bunu insanların kendi inançlarına bırakalım.

BAŞBAKAN'I SEVİYORUM

Başbakan'la tanıştıktan sonra hayatınızda nasıl bir değişim oldu?

Ben Sayın Başbakan'ı top oynadığı zamanında da çok seviyordum. Ağabey-kardeşliğimiz bir süre sonra daha da derinleşti. Ben o insanın yüzünde bir nur gördüm, Farklı bir güç gördüm. Bir gün eve geldim Rabbim'e dua ettim. 'Bugünden itibaren her kötülüğü bırakıyorum, içkiyi, gece hayatını bırakıyorum' diyerek Kur'an-ı Kerim'e el bastım. 'Çok iyi bir baba ve eş olacağım' dedim. Benim kötülüğüm kendimeydi. Ben içkimi içerdim kendime yapardım. O insanla tanışmanın mutluluğunu hâlâ yaşıyorum. Onu çok seviyorum.

Sağlık alanında olumlu gelişmeler var

Birçok sağlık problemi yaşamış biri olarak bu alanda gelişmeler görüyor musunuz

Bu memleketi 40 yıl yönetenler bu memlekete çivi çakmadı. İnsanlarımız hastane ve SSK kapılarında, ilaç kuyruklarında ölüyorlardı. Bugün her insan sevkini alıp özel hastanede tedavi olabiliyor. Bu çok büyük bir gelişme. Olacak şey değildi. Olmayan bir şeyi gerçekleştirdiler.

Not defterimden

Adnan Şenses'le teybimizi açmadan hoş bir sohbete başlıyoruz. Bu arada misafirperver bir tutum sergileyip ikramlarda bulunuyor. Sıcak bir ortam oluştuğu anda ben teybimi çıkarıyorum ve söyleşiye başlıyoruz... Bir de bakıyorum ki, teyp dönmüyor. Şimdi 15 dakika boşuna mı konuştuk? Neyse, pil alıyoruz ve yeniden sohbete dalıyoruz.

Bunları biliyor musunuz?

  • Ünlü sinema sanatçısı Gülşen Bubikoğlu ile teyze çocukları olduklarını.
  • 18 yaşına kadar marangozluk yaptığını...
  • Bir kızının olduğunu...


    Geri dön   Yazdır   Yukarı


  • ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi