T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
R Ö P O R T A J 30 MAYIS 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Hal bu ki
Fadime ÖZKAN

Sıkılan her kurşun beni yeniden yaralıyor

25 Nisan 1998 günü Hürriyet ve Sabah gazetelerinde yayınlanan andıçta hedef gösterilen, 12 Mayıs günü silahlı saldırıya uğrayarak ağır yaralanan Akın Birdal ile mavinin ve yeşilin kucağında Moda'da buluştuk. 8 yıl öncesinden bu güne ne olduğunu, ne olmadığını, adı konulmamış illegal yapıyı, Türk İntikam Tugayı'nı konuştuk. Halen Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Başkan Yardımcısı olan Birdal, röportaj sonunda "Tatsız olayları değil de doğanın güzelliğini konuşacabileceğimiz günler" diledi.

* * *

FOTOĞRAFLAR: SEDA BAŞBUĞ
8 yıl önce polis korumasındayken silahlı saldırıya uğradınız. 13 el ateş edildi. Ağır yaralandınız, uzun süren bir tedaviden sonra -şükür- sağlığınıza kavuştunuz. Nasılsınız, iyi misiniz?

Teşekkürler ben iyiyim. İyi olmayanlar bu toplumun iyiliğini istemeyenler, bozanlar. Böyle bir saldırıdan sonra ölmeyince iyi günler göreceğim diye umdum ama göremedim ne yazık ki.

Saldırı üzerinizde fiziki ya da psikolojik hasar bıraktı mı?

Günlük yaşamda hâlâ sıkıntıları var. Kollarım güçlendi ama parmaklarımda hissizlik var. Gömleğimin kol düğmesini ilikleyemiyorum örneğin, yardıma ihtiyaç duyuyorum. Ayak bileğimde de kırıklar var.

Travmayı atlatabildiniz mi peki?

Psikiyatr arkadaşlar travmanın izinin kalıp kalmadığını anlamak için yokladılar ve sağlam olduğuma karar verdiler. Psikolojik hasar yok yani.

Herhangi bir uzvunu kaybedenler, buna neden olan olayı hatırladıklarında olmayan uzuvlarının ağrıdığını hissederlermiş. Benzer şekilde; Danıştay saldırısı, yaşanan diğer kanlı olaylar eski yaralarınızı sızlatıyor mu?

Hayatın damarlarına, bütününe bir saldırı olduğunda yüreğimde hissediyorum. Bir insan hakları savunucusu olarak nereden, kime gelirse gelsin yaşam hakkına, özgürlüklere yönelik saldırılar yaralıyor beni.

Örgüt aynı aktörleri değişiyor

Saldırgan Alparslan Arslan'ın size yönelik suikastın azmettiricisi Semih Tufan Günaltay ile bağlantılı çıkması, Türk İntikam Tugayı'nı (TİT) yeniden gündeme getirdi. Aradan geçen zamana, faillerin cezalandırılmasına rağmen aynı örgütün bir kez daha kanlı bir olayla karşımıza çıkması ne demek?

Örgüt aynı, aktörleri değişiyor. Bu örgütün de adı konulsun artık. Bu örgüt tüm NATO üyeleri gibi, 1950'de NATO üyesi olduğundan bu yana Türkiye'de de var. Bunun adı ya 'gladyo'dur, ya 'gal'dir. Bizde kontrgerilladır. Soğuk savaş sonrası birçok ülke bu örgütleri ya kapattı ya daralttı ya başka birime dönüştürdü. Bizde hâlâ duruyor çünkü örgütün varlığı kabul edilmedi. Yok olan bir şey nasıl dağıtılsın? Sorun burada. Kaygım o ki bu kez de üstü örtülecek, unutturulacak. Sonra başka bir yerde yine ortaya çıkacak. Çünkü zaten aramızdalar.

TİT'in üstlendiği size yönelik saldırıda hapis cezası alan hükümlüler Rahşan Affı'yla salıverildi. Bunu duyduğunuzda ne hissetiniz?

Emin olun kişisel öfke, kin duymadım. Böyle bir duygum, kültürüm yok.

ŞİMDİ SALDIRGANIN SIRTINI SIVAZLIYORLARDIR

Ama insansınız, canınıza kast edildi, canınız yandı. İnsan öfkelenmez mi, isyan duygusuyla dolmaz mı?

Davada faillerin idamla yargılanmasını bile istemedik. Sorun kişisel değil, barış içinde insanca yaşamakla ilgili. Emin olun şimdi Danıştay saldırısının faillerinin de sırtlarını sıvazlıyorlardır. "Bir şey olmayacak endişelenmeyin, hüküm giyseniz de iki yıl yatıp çıkacaksınız" diyorlardır.

95-96'da 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde yaptığınız konuşmalardan ötürü 2 yıl hüküm giydiniz. Dernek başkanlığınız düşürüldü, dernek ve parti üyesi olmanız yasaklandı. Size yönelik suikastın azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay ise parti genel başkanı olabildi. Bu da mı siz de isyan duygusu uyandırmıyor?

Uyandırıyor kuşkusuz. Bu, siyasal sistem açısından büyük bir paradoks.

2002'de ÖDP'den ayrılarak SDP'yi kurdunuz. 2004'te ise Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu'nun Türkiye ve Ortadoğu temsilciliğini yapabilmek için SDP'den ayrıldınız. Siyaseti neden bıraktınız, siyasetle bu işin yürütülemeyeceğine inandığınız için mi, insan hakları alanında çalışmanın siyasetten daha elzem olduğuna inandığınız için mi?

Çalışmalarımızın en azından hukuki bir karşılığının olabileceğini düşünüyorum. Toplumun buna büyük gereksinmesi olmasına rağmen ezinlenlerden, emekçilerden, farklı kültür ve kimliklerden yana siyasi bir yapılanma oluşmadı ne yazık ki. Siyaseten ikbal, iktidar beklentim de olmadığı, için insan haklarını yeğledim.

Danıştay saldırısı sizin için şaşırtıcı oldu mu?

Hayır. Türkiye'nin geleneğinde böyle bir yapılanma var. Habercisi pekçok şey olmuştu önceden. 21 Mart Nevroz için medyada provokasyonların olacağı yazıldı ama hiçbir şey olmadı. Senaryo tutmayınca yeni bir sayfa açıldı: Şemdinli. Orada da olay birden bire olmadı. Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli'de aynı ayda 17 bombalama oldu. Halk suçüstü yapınca Susurluk'tan sonra Şemdinli'nin de örtülemeyeceği umuldu fakat tam tersi oldu. Hem olay toplumun gözünden kaçırıldı, hem müdahale oldu. Ardından Cumhuriyet gazetesi bombalandı. Haberlere göre bombalar ordu menşeili, MKE yapımı. Bu arada da Cumhurbaşkanlığı ve erken seçim tartışılmaya başlandı. Danıştay saldırısı bunların ardından oldu.

DENİZ BAYKAL BÜYÜK BİR HEZEYAN İÇİNDE

Yani ne oldu? Bunların ardında gerçekte ne var?

Aslında bunu herkes biliyor ama konuşamıyor. AKP'nin hukuk dışı örgütlenmelerden rahatsızlığı varsa, TMY'yi derhal geri çekmeli, 302 ve 316. maddeleri evrensel hukuk normlara göre düzenlemeli ki insanlar özgürce konuşabilsin. Kaygı ve korkudan kurtulmadıkça olanları doğuran ortam beslenir. Başka örgüt ve olaylarla karşılaşmak olası hale gelir. Bu tür saldırılar tarihimizde ne ilk, ne de son.

Baykal, hükümeti Danıştay saldırısının azmettiricisi olarak niteledi. Bu ne anlama geliyor sizce?

Bu büyük bir hezeyan. Siyasetle ilgilenen herkes bilir ki ana muhalefet partisi iktidardan daha eşitlikçi, özgürlükçü, toplumcu ve açıktır. Toplumun beklentilerini hükümete karşı savunur. Burada durum tam tersi. Sorun da burada. Demokrat olduğunu ileri süren CHP'lilerin şimdi ne yaptıklarını çok merak ediyorum.

Danıştay saldırısı Cumhurbaşkanlığı seçimi ve olası erken seçimle ilişkilendirildi ama bölgemizi de kapsayan ölçekteki resimde siz ne görüyorsunuz?

AB'ye giden Türkiye'nin bölgedeki stratejik, ekonomik, siyasi ve toplumsal rolü belirleyici. ABD'nin genişletilmiş Ortadoğu Projesi Türkiye üzerinden yayılıyor. Bu nedenle ABD'nin yayılmacı politikaları sürecek. ABD karşıymış gibi dursa da TSK'nın Kandil'e, PKK'ya yönelik operasyon yapması olası.

Demirel suç işliyor

Olay aydınlandıkça karanlık noktalar netleşti ama saldırının ardından yapılan ve suikastı ısrarla türbana çeken ilk tepkileri 'hazır tepkiler' olarak mı yorumladınız?

Bu bir manipülasyondur. Laik- antilaik karşıtlığı ya da türban konusu gerçeğin gizlenmesinden başka bir şey değildir. Çatışma halleri için Almanların "ilk kurban gerçektir" diye bir sözü var. Burada da gerçek kurban ediliyor.

Demirel "ille de başörtüsüyle okuyacaklar Arabistan'a gitsin" diyerek neyi kurban etti?

Onlar ülkeyi babalarının çiftliği gibi görüyorlar. Bu demokrasiyle bağdaşmayan devletçi, otoriter, ayrılıkçı bir anlayıştır. Ve emin olun suçtur.

İnsan hakları savunucusu olarak kamusal alandaki türban yasaklarına nasıl bakıyorsunuz?

Hiç doğru değil. Biz insan hakları savunucuları, kimsenin dinine, cinsiyetine, inançlarına, ulusal kimliğine, sınıflarına bakarak hak ve özgürlüklerine müdahale edilmemesi gerektiğini savunuyoruz.

Af dileyen olmadı

Hürriyet ve Sabah gazetelerinin andıçı yayınlamasıyla hedef gösterildiniz, vuruldunuz. Dönemin aktörlerinden Can Ataklı konuştu, Oktay Ekşi özür, Ertuğrul Özkök özüre benzer bir şeyler yazdı... Bunlar sizi tatmin etti mi?

Hayır. Yeterli değildi. Ayrıca bir de, bir gazeteci örgütünün başkanı "Biz özeleştirimizi yapıyoruz, mağdurlar da, Akın Bey de kendi özeleştirisini yapsın" dedi.

Özeleştiri yapmanızı gerektiren ne var? Neye dayanarak istedi bunu?

Bilmiyorum. Ne yaptım, onları kışkırtıp beni vurmalarını sağlayarak onları mağdur mu ettim? Ben o zaman saldırılara neden olan şeyin kaynağını söyledim, bugün de söylüyorum. Sorun burada zaten. Karargahta andıçı hazırlayanlar; imzalayanlar hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunduk ama olumlu-olumsuz hiç bir sonuç alamadık.

Nasıl olur? Her suç duyurusunda işletilmesi zorunlu bir hukuki süreç vardır.

Hukuk işletilmiyor ama andıçı hazırlayanlar, imzalayanlar terfi ettiler. Medya azmettirip hayatınıza kast ediyor. Bunun failleri yargılanmıyor, hepsi yerinde ve hatta daha da önemli kişiler oldular. Önemli yerlere hizmet ettiler çünkü. Peki yurttaşın, bireyin hakkı, güvencesi nerede? Ben hâlâ başvurumun işleme konulmasını bekliyorum.

Çevik Bir ile ilgili ne düşünüyor, ne hissediyorsunuz?

Bazen şimdi neredeler, neyin içindeler diye düşünüyorum. Üç beş gün önce bir haberde okudum mesela. Çevik Bir Genelkurmay İkinci Başkanı'yken, Ulusal Savunma Fuarı, Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'nca düzenlenirken, CNR'ın başkanı Ceyda Erem'e on yıllığına böyle bir fuar açabilme yetkisi vermiş. Kendileri yıl başına kadar CNR'ın yönetim kurulunda 25 bin dolarla görev yapıyormuş. Bazı insanlar ne kadar vazgeçilmez oluyor, vatanı ne çok seviyor! Onların adlarıyla böyle karşılaşmak benim için sürpriz olmuyor.

Dinç Bilgin'in pişmanlığını ifade etmesi sizi rahatlattı mı?

Bilinen şeyleri söyledi ama andıçın yeniden güncelleşmesine katkı sağladı.

Andıçı hazırlayan, imzalayan ve yayınlayanları affettiniz mi?

Arayıp benden böyle bir şey istemediler. Benden olduğu kadar halktan, insan hakları savunucularından, basın emekçilerinden, ailelerinden, çocuklarından özür dilemeliler. Onlar toplum vicdanında mahkum edildi.

Sizi asıl yaralayan hangisi; kurşunlar mı, andıç mı, andıçın yayınlanması mı, suçluların salıverilmesi mi yoksa benzer olayların sürüyor olması mı?

Hepsi yaraladı ama en fazla yaralayan saldırıların hâlâ devam ediyor olması.

Ben sıramı savdım

Uğradığınız silahlı saldırı size ne öğretti?

Türkiye'nin demokratik bir toplum olmadığını, hukuk dışı örgütlenmelerin varlığını, insan hak ve özgürlüklerinin savunmasızlığını.

Önceliklerinizi değiştirdi mi peki?

Önceliklerim daha da güçlendi. Barışa, çatışmasız topluma, düşünce ve ifade özgürlüğüne daha çok ihtiyaç duyuyorum. Bunun için de çaba gösteriyorum.

Bu süreçte sizi kimler ayakta ve dinç tuttu?

Ailem. İnsan hakları savunucuları dostlarım. Uluslararası kuruluşlar ve toplum. Batman'da, Kırşehir'de bana dua eden anneler. Tabii üzdüm ben onları ama sonra da sevindirdim direnerek.

Saldırıdan önce aldığınız tehditler siz iyileştikten sonra da devam etti mi?

Hayır. Bıçak gibi kesildi, ben sıramı savdım


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi