T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| R Ö P O R T A J | 27 HAZİRAN 2006 SALI | ||
|
|
Tahran Pas'ı çalıştıran ve adı İran Milli Takımı için geçen Mustafa Denizli, İran'ı çok sevdiğini söylüyor. Türk futboluna cesur bir anlayış getiren ünlü antrenör "Futbolda korkular üzerine kurulu dünyayı değiştirdim" diyor.
Dünya futbolla yatıp kalkarken ve uluslararası politika İran'la ısınırken biz de dünya kupasını, Türk futbolunu ve İran'ı konuştuk. Ben sordum, o cevapladı. Net konuştuğu da oldu doğrusu, topu taca attığı da.
Herkesin bir şampiyon adayı var. Benim iki adayım var. Biri Arjantin, diğeri İngiltere. Her dünya kupası futbola yeni bir anlayış getirir. Devam eden kupada böyle, yeni bir futbol anlayışının geliştiğini gözlemlediniz mi? Hayır çünkü arayış bitti. Futbolda sistem bazında yapılabilecekler son 40 yılda yapıldı. Tekli, ikili hatta üçlü forvet, defansta sayısal yapılanma, dünyanın her yerinde denendi. Alınabileceği kadar verim alındı. Bundan sonra ya çok süratli ya da havada hakimiyet oluşturabilecek futbolculardan kurulu bir futbol gelişebilir. Fukuyama, globalleşme, liberal demokrasi ve piyasa kapitalizmiyle arayışın sona erdiğini söylemiş, tarihin sonunun geldiğini iddia etmişti. Futbolda sistem arayışının bitmesi futbolun geleceğini tartışmalı kılar mı? Hayır çünkü sinema da hep aynıdır. Oyuncular değişir, film bitmez. Filmi güzel yapan oyunculardır. Futbolda eksik olan bu. İyi aktörlere ihtiyaç var. Bu sıkıntıyı Türkiye gibi dünya futbolu da yaşıyor. Sınırlı sayıdaki yıldız İspanya'da, İngiltere'de ve biraz da İtalya'da boy gösteriyor. O yüzden bu ülkeler ön plana çıkıyor.
TÜRKİYE DÜNYA KUPASINDA OYNASAYDI GRUBUNDAN ÇIKARDI Türkiye Milli Takımı mevcut haliyle dünya kupasına katılmış olsaydı sonuç ne olurdu? Şu kesin ki bulunduğu gruptan çıkardı. Türkiye gücünde iki güçlü takımı olan grup çok az. Türkiye hakikaten güçlü bir futbol ülkesi. Türk Milli Takımını ve antrenör Fatih Terim'i eleştirmiştiniz?! Ben, bir teknik adamın kafasında soru işareti yaratacak futbolcular varsa, bu isimlerde ısrar etmenin bundan sonrası için faydası olmaz, 2008 elemelerinde zorlanırız, dedim. Bu da bir eleştiri değil. Milli takımın ana temasını oluşturacak futbolcular bu kadroda yer almadılar. Eminim şu anda Fatih'in kafası daha nettir bazı futbolcular konusunda. Bu da doğru bir uygulama. Fatih'le beni karşı karşıya getirmek istediler herhalde. Fatih'e bu soruldu mu, onu da bilmiyorum. Evet soruldu. O da "Mustafa Denizli ile polemiğe girmem" dedi. Fatih akıllıdır. Benim böyle söylemeyeceğimi bilir. Ben de rahatsız oldum zaten. Türkiye'nin 2008 elemeleri için şansı ne? Türkiye'nin tüm elemeler için şansı vardır. Kısa sürede üç büyük başarı elde etti. 2000'de başında bulunduğum Milli Takım Avrupa'da çeyrek final oynadı. GS, UEFA Kupasını kazandı. 2002'de Türkiye dünya üçüncüsü doldu. Şu anda yaşadığımız, başarı arkasından gelen boşluktur, gevşekliktir. Aynı şeyi 1998'de dünya, 2000'de Avrupa şampiyonu olan Fransa da, 2004'ün Avrupa şampiyonu Yunanistan da yaşadı. Başarılara aç ülkelerin yaşadığı bir kriz bu.
FENERBAHÇE'YE KIRGIN DEĞİLİM Christoph Daum ayrılmasının ardından FB ile ilgili olarak "istediğim oyuncular alınmadı, işime karışıldı" gibi eleştirilerde bulundu. Siz FB'yi çalıştırırken bu tür müdahalelerle karşılaştınız mı? Açık yüreklikle söylüyorum: Ben böyle müdahalelerle karşılaşmadım. Benim muhataplarım, çalışma şartlarım bellidir. Başarıyı getiren unsurlardan biri, göreve getirilenlerin düşüncelerini uygulamasına fırsat verilmesidir. Ama Daum'un bunu bugün söylememesi lazım. Böyle bir şey varsa ya yapmayın dersin ya da çalışmazsın. Öküz ölüp ortaklık bozulduktan sonra konuşmak etik değil. Ayrılışınız dolasıyla FB'ye kırgın mısınız? Değilim. Camialarla insanlar kırgın olamaz. GS'da kadronuzda oynayan Prekazi 2003'te verdiği bir röportajda size kırgınlığını ifade etti. "Denizli GS'da kalmak için yönetim ne derse onu yapıyordu. Beni resmen harcadı" dedi. İçinizde bir sızı var mı Prekazi'yle ilgili olarak? (Gülüyor) Benim bildiğim Cevat akıllı biridir. Cevat ile ilgili uygulamaları herkes görmüştür. Ceza da almıştır, ödül de. Olan dediğinin tersidir. Derwall sizin için ne ifade ediyor? Derwall bir derya. Futbolun sadece antreman ya da futbol olmadığını, teknik adamlığın çok farklı bir şey olduğunu onunla yaşadık. Bilinçlenerek öğrendik. O olmasaydı bugünkü Denizli olur muydunuz yine de? Olurdum. Bu kişisel yapımla ilgili. Bir futbol adamı bir okuldur. Siz ne kadar okuyabilirseniz onu alırsınız. Bizim yaptığımız odur. İçimde hissettiğimi söylüyorum: Ben GS'ın, Milli Takımın, FB'nin başına geleceğimi biliyordum. Derwall ile bu süre çok öne çekildi sadece. Türk futbolunun başarıda istikrarı yakalamasının yolunu Türk antrenörlerde mi görüyorsunuz? Sayfaları geri çevirirseniz nasıl daha iyi olabileceğini kendiniz bulursunuz oradan.
Ahmedinejad beni çok sever
İran Pas'la sözleşmeniz bu hafta bitiyor ve İran Milli Takımı için de adınız geçiyor. Ne yapacaksınız, İran'la tamam mı, devam mı? İran Milli takımını için adı en önde geçen benim. Geçtiğimiz hafta federasyon başkanı ve yönetim görevden alındı İran'da. Yeni yönetimle bir şeyler gelişebilir. Böyle bir olasılık var yani. İran Millileri çalıştırmak istiyor musunuz? Evet. İran Milli Takımı güçlü bir kadroya sahip. Asya grubunda ikinci oldu ama başarısı tartışılır yine de. Rakibi yoktu çünkü. Bir takım kendini test edemiyorsa o teknik adamın tercihlerinin sorgulanması lazım. Ve iddialı söylüyorum: Ben o tercihlerin doğru kullanılmadığı kanaatindeyim.
ZAMAN NASIL GEÇTİ ANLAMADIM İran'da hayat sıkıcı mıydı sizin için? Aksine, nasıl geçtiğini bile anlamadım. Tahran'ın keyifli bir yer olduğunu görmeseydim, çalışma şartlarım ne olursa olsun gitmezdim. Çok köklü bir kültür yapısı var İran'ın. İnsanlar son derece medeni, kibar. Bu beni fevkalade olumlu etkiledi. Beni ikna eden de bu oldu. İkna oluşunuzda çok yüksek bir paranın teklif edilmesinin de etkisi yok muydu yani? Tercihlerimi para öncelikli yapmam. Kararımı nerede mutlu ve başarılı olacağıma göre veririm. Pas'da kazandığımdan fazlasını teklif eden Dubai takımları var. Üstelik Dubai İran'dan daha rahat ama düşünmedim bile. İran'ı tanımak parayla pulla elde edilecek bir tecrübe değil.
BEN DE ABLAMA ANNEME EVDEN ÇIKARKEN BAŞINIZI ÖRTÜN DERDİM Bir televizyon programında "Türbanlılar gitsin İran'da okusun" demiştiniz. Bundan dolayı pişmanlık duydunuz mu sonradan? Bir şeylerin siyaset aracı olması yanlış. Bizim ülkemizdeki kurallar, kanunlar da bellidir, İran'dakiler de. Benim tepkim insanlara değil, kuralların bozulmasına. Bakın ben bir din hocasının oğluyum. Dinime de son derece bağlıyım. Ben de anneme, ablama evden çıkarken başörtüsü takmalarını söylerdim. İran kadınları zorla kapatan, Türkiye de hizmet alırken açmaya zorlayan bir ülke. İran'da yaşamak, farklı uçtan aynı zorlamanın yapıldığını görmenizi sağladı mı peki? Zorlama hoş bir şey değil ama devlet belli kuralları benimsediğiyse söyleyecek bir şey yok. İran'da yaşamak neyi değiştirdi sizce? İran'a gidişimden sonra Türkiye'de İranla, İran'da Türkiye'yle ilgili düşüncelerin ne denli değiştiğini takip edenler bilir. Tahran büyükelçimiz "Elçilik görevini yapan öncelikli olarak Mustafa Denizli'dir diyor. Bunu Ahmedinejad da teyit ediyor. Ahmedinejad büyükelçimizle ilk görüşmesinde beni çok takdir ettiğini ve çok sevdiğini söylüyor.
Korkular üzerine kurulu futbolu ben değiştirdim
Hayatınıza baktığımda; hırslı bir insanın elde ettiği başarılara rağmen ve hatta onlara inat başarısız olma riskini göze alarak kendini bir kez de daha zorlu şartlarda sınadığını görüyorum. Buna katılıyor musunuz? Katılıyorum, o yüzden cevap sorunun içinde. Bu seçimler hem bilinçli, hem içgüdüsel seçimlerdi. Bana göre benim avantajım karakterim. Şöhret benim için 30-40 sene evvel neyse bugün de o. Kararlarımı kolay veriyorum. Kim ne der, ne düşünür pek umurumda olmuyor. Hep kazanmaya odaklanış, rakibin durumunu gözetip zayıf yanından faydalanma, buna göre taktikler geliştirme gibi futbola özgü bakış ve yaklaşım hayatınızı insanlarla ilişkilerinizi nasıl etkiliyor? Bunlar kişiliğinize de yansımış olabilir mi? Hayır mesleğimde vardır bunlar. Ama futbol otomatikman yaşam şeklinizi oluşturuyor. Futbolda beklenmeyen başarıları elde etmek için var olanı kabullenmeyip, başarıyı kimsenin düşünmediği alanda aramak gerekir. Budur sizi beyin jimlastiğine zorlayan ve düşünülmeyeni ortaya çıkartan. Ben bununla uğraşırım hep. Dolayısıyla kendi yaşamımda da bunlardan etkilenirim. İnsan sarraflığına giden bir yoldur bu. Sizin futbolunuz daha çok inanç futbolu. Futbolda başarmak kazanmaya inanmakla ilgilidir ama işin teknik tarafı da önemlidir. Bu ikisi sizin terazinizde nasıl durur? Türkiye'de yaşamın hangi alanında olursa olsun, insanların içinde hep bir korku vardır. Benim futbolda yaptığım hadise şuydu: Korkular üzerine kurulmuş bir dünyayı değiştirmek. Türk Milli Takımını, ya da üç büyükleri çalışmak ister misiniz? Ben bunları yaptım ama zaten. İkinci kere de yapılır ama neticede içimde ukde yok. Benim için önemli olan yapılmayanı yapmak. Beşiktaşlı olarak biliniyorsunuz. Bir takıma gönül bağınız varken gidip rakip takımı çalıştırmak yaptınız işi nasıl etkiliyor? Çocukluk ve gençlik yıllarımda iyi bir Beşiktaşlıydım. Bunu Galatasaray'ın başındayken de söyledim. Gizlemem de mümkün değil zaten. Eğer bu işi yapıyorsan, vicdanen de huzur içinde olmak istiyorsan; tuttuğun takım başında olduğun takımdır. Küçükken olmayı istediğiniz kişi misiniz şimdi? Ben küçükken pilot olmak isterdim. Sonra futbolcu olmak istedim. Futbola müthiş bir sevgim ve bir yeteneğim vardı. Sevdiğim işi yaptım yani.
Futbol medyamız türlü gibi, herşey var Futbol medyasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Hani türlü dediğimiz bir yemek türü vardır. Her şeyi koyarsın içine. Bizim futbol medyası da bunun gibi işte. Dedikodu, polemik, başka şeyler, her şey var içinde. Bir de futbol magazini var. İsminizin magazin haberlerine de karışıyor olması sizi rahatsız ediyor mu, yoksa bu işin doğasında var deyip gülüp geçiyor musunuz olup bitene? Bu Türkiye'nin bir çarpıklığı, başka ülkelerde görülmeyen sevimsiz bir tarafıdır. Türkiye gibi bir ülkede bunlar büyük ölçüde başarının şöhretin getirdiği ödenmemesi gereken bedellerdir. Tam tersi davranılması gerekirken insanların yemek yeme hürriyetleri dahi ellerinden alınmaktadır. Bu anlayış ancak Türkiye gibi çağdışı bir ülkede görülebilir. Hata mı ediyoruz başarmakla?
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |