T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| R Ö P O R T A J | 31 TEMMUZ 2006 PAZARTESİ | ||
|
|
Futboldaki şike iddialarına "Buna 'Türkiye'de rüşvet var mı' sorusuna vereceğim cevabın aynısını veririm" diyen Başbakan Yardımcısı Şahin, Futbol Federasyon Başkanı Ulusoy'u "Temiz ayaklar adına çok şey yapabilirdi, ama yapmadı" diye suçladı
Bu ortamda hangi spor bireylerin zihni ve bedensel gelişimine katkı sağlıyor sorusu karşılıksızlığını sürdürüyor. Sistemin çarkları ivme kazanıp futbolu spor olmaktan çıkarıp, onu bir büyük endüstriye dönüştürdüğünde, yöneticiler, oyuncular, taraftarlar... hepsi birer tali unsur olarak oyuna kenarından tutunuyorlar. Top mu daha değerli, futbolcu mu sorusuna acıtan bir cevap vermek istediğimizde, topun efsaneleştiğini, futbolcuların hızla unutulduğunu görürüz. Avrupa ve Dünya Kupası maçlarından bize kalan bir efsane adam hatırlayan var mı, bir kafa darbesinin ötesinde. Şampiyonluklar da sevinç vermiyor artık. Geçen sezonun şampiyonu Galatasaray, rakibinin "siyasi istifa" hamlesiyle sevinemedi. Dünya Kupası'nı alan İtalya'nın sevinci bir kafaya asılı kaldı.
Futbola nelerin olduğu sorgulanması gereken bir fenomendir.
Top nereye gidiyor? Alınıp satılan şeylerin gerçek bir kimliği olmaz, onların etiketleri olur. Onun için de değerler dünyasında konumlandıkları gerçek bir zemine sahip olmazlar. "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim" diyenlerin sayısı gün gün tükeniyor. Bu süreçte futbol beden toplumlarının kurnazlık aracı olarak yeniden kurgulanıyor. Değer üretemeyen spor, spor olmaktan çıkıyor, şiddet, kaba kuvvet ve güç gösterisine dönüşüyor. Bizim futbol camiasında tanık olduklarımız da bu hayal kırıklığından başka bir şey değil. Spordan sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'le hafta sonu başlayacak süper lig öncesi şike ve şaibeleri üzerine konuştum. Bakan; temiz futbol için top bende değil, Ulusoy'un federasyonunda dedi.
Ligler başlamak üzereyken Türkiye sporda şikeyi tartışıyor. Futbol camiası şaibe altında. İddialar gözardı edilecek cinsten değil. Spordan sorumlu bakan olarak şikeyi nasıl tanımlıyor, temiz spor adına bu süreçte ne yapıyorsunuz? Spor hukuku ve ceza hukuku açısından şikenin açık bir tarifi yapılmamış. TCK'da şikeyi açıkça tarif eden ve şike yapanları cezalandırmayı öngören herhangi bir madde yok. Dolayısıyla cumhuriyet savcıları ve yargı şikeyle ilgili kendisini görevli saymamaktalar. Şikeye ceza verilecekse bunu federasyon yapacak. İddiaları konunun üzerine ciddiyetle gidilmesini gerektiriyor. Doğusu şu ana kadar Futbol Federasyonu bünyesinde kurulmuş Şike Tahkik Komisyonları kamu vicdanını rahatlatacak kararlar vermedi. Neden? İddiaların ispatı açısından karar verebilecek delile rastlanılmalı denildi. Fakat bunlar toplumu ikna etmiyor. Anketlerde Türkiye'de şike var diyenlerin oranı yüzde 70'i buluyor. Kamuoyunda hakim olan kanaat, şike iddiaları üzerine kafi miktarda gidilmiyor.
RÜŞVET DE VAR ŞİKE DE Sizce Türkiye'de şike var mı? Türkiye de rüşvet var mı sorusuna vereceğim cevap neyse, şike var mı sorusuna vereceğim cevap aynıdır. Teşvik yönetmenliklerde nasıl geçiyor, suç mu değil mi? Bu konuda da açık bir şey yok. Bazı kulüp başkanları; "teşvik primi yasak değil, bu bir suçta olmaz" diyorlar. Bir başka spor kulübüne "o maçı alırsanız size şu kadar para" denilmesi prim değil şikedir. İtalya örneği sonrası şike bizde daha fazla tartışılır oldu. İtalya'da ne oldu? Ne olduğunu, ne şekilde olduğunu tam anlamıyla bilmiyoruz. İtalya da olup bizde olmayan nedir, şikeyle mücadele konusunda hangi yapılar, ne tür yasal düzenlemeler var gibi konularda Futbol Federasyonu'ndan bilgi dosyası istedim. Henüz gelmedi. Gecikmeyelim düşüncesiyle, hem İtalya'yı hem de spor hukukunu iyi bilen Doç. Dr. Nadi Günal hocayı bilgilenmek amacıyla davet ettim, geldi.
İTALYA MODELİ SORUNU ÇÖZER İtalya'da ne olmuş? Roma Savcılığı 2004-2005 sezonuyla ilgili mafya bağlantısıyla ilgili telefon dinlerken, tesadüfen futbolda şikeyle ilgili bazı bilgilere rastlamış. Bilgiler gazetelere yansıyınca İtalya Futbol Federasyonu Başkanı istifa etmiş. Bir süre vekaletle yönetilen federasyon başkanlığına, İtalya Milli Olimpiyat Komitesi tarafından kayyum sıfatını haiz Prof. Dr Rossi'yi atanmış. Profesör Rossi de, Milano eski başsavcısını soruşturma komisyonunun başına getirmiş. Başsavcı meslekten gelmesi sebebiyle konunun gerektirdiği donanıma sahip, adli mercilerle irtibata geçip, delilleri toplamış. Federal İstinaf Komisyonu'nun da başında da eski anayasa mahkemesi başkanı varmış. Komisyonda üyelerinin çoğu eski yargıçlardan oluşan bir Spor Mahkemesi kurulmuş. Yüksek yargıda görev yapmış insanlar federasyonda önemli noktalara getirilmiş ve adamlar, biz bu işin üstesinden geleceğiz diye karar vermişler. Bizdeki yapı nasıl? Bizim mevzuatımızda federasyonda boşalma olduğunda yerine yardımcısı bakıyor. Geçen yıla kadar, ben 45 günlüğüne atama yapıyordum. FİFA "bu siyasi müdahaledir" dedi bizde mevzuatı değiştirdik. Şu an Sayın Ulusoy federasyonu iş başındadır. Federasyon bünyesinde soruşturma, tahkik komisyonları kurabilir, temiz ayaklar operasyonu adına çok işler yapacak kişileri atayabilirdi. Atadı mı? Atamadı... İtalya modeli bizim için çıkış yolu olabilir.
İSTİHBARATLA DA ÇALIŞILMALI Federasyon Başkanı Ulusoy'un İtalya'daki hassasiyeti gösterip istifa etmesini beklediniz mi? O kendi takdiridir. Federasyondan, yasal sınırlar içinde kalmak koşuluyla, istihbaratla da iletişim kurarak işin üzerine gidip netice alacağı adımları atmasını bekliyorum. Federasyondan sonuç alınacağına dair sizde bir ümit görmüyorum. Geçtiğimiz dönemlerde de Şike Tahkik Komisyonları kuruldu. Bunları komisyon kurmuş olmak için kurulmuş intibakını uyandırdı. Şimdi kurulacak komisyonunda aynı akıbete uğramaması için ilgilileri, daha titiz, daha kararlı olmaya davet ediyorum. Federasyondan bunu talep ederken, denetim ve gözetim yetkimin gereği olarak Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun da görevlendirilmesi için Başbakanlığa müracaat ettim. Teftiş Kurulu'nun imkanları geniştir, federasyonun ulaşamayacağı bilgilere kolaylıkla ulaşabilir. Federasyon ile aranızda iletişim kopukluğu, şike iddialarını farklı okuma gibi bir durum var mı? Yasa, yönetmenlik ve talimatlar bellidir, herkes bu sınırlar içinde hareket etmek zorundadır. Kopukluk olmaması gerekir. Benim için önemli olan, bu iddiaların üzerine ciddiyetle gidilecek performansın gösterilmesidir. Kamuoyu beklediği çözümü sizde mi aramalı, federasyonda mı? Hesap kime sorulmalı? Mevzuatı bilemeyen vatandaşlar diyorlar ki; devlet ne duruyor, spordan sorumlu bakan bu iş el koysun... Ancak futbol özerk bir alandır, bu alana bakanlık olarak müdahale etmemiz söz konusu değil. İşlemlerinde yasaya aykırılık gördüğüm taktirde, denetim ve gözetim yetkimi kullanabiliyorum. Bu sadece denetime yönelik yetkisi olan bir sorumluluktur.
KİRLİ PARAYI AKLAMAK İSTEYENLER OLABİLİR Size göre spora spor dışı, mafya türü odakların baskısı var mı? Türkiye'de futbolun yıllık kullandığı para 500 milyon doları buluyor. Futbolun dışında 54 tane daha federasyonumuz var, hepsi yıllık 50 milyon dolarla yetiniyorlar. Büyük paraların döndüğü futbola niyeti kötü insanların ilgisiz kalacağı düşünülemez, pastadan pay kapmak isterler. Spora mafya girebilir, bazı illegal örgütlü yapılanmalar sızabilir. Nitekim basına yansıdığı gibi, cezaevinde bulunan bir kişi adına bu pazarlıkların yürütüldüğü, futbolcular, yöneticiler üzerinde maçların sonuçlarını etkileyecek konuşmaların yapıldığı mahkeme dosyalarına kadar girmiş. Demek ki bazıları bu oyundan haksız menfaat elde etmek için yoğun çaba gösteriyorlar. Kirli yoldan elde edilmiş paralarını aklamak için yöneticiliğe soyunmuş ve başarılı olmuş insanlar da olabilir aramızda. Kulüp başkanları şaibelerin bitmesi için size açıktan destek veriyorlar mı? Kulüpler Birliği şike ve şaibeler konusunda bir açıklama yaptı; federasyon üzerine gitmeli, yasal eksiklikleri varsa giderilmeli... gibi temennilerde bulundular. 3 gün önce Sayın Cavcav'la karşılaştığımda; "Bakanım Kulüpler Birliği olarak ziyaretinize gelmek istiyoruz" dedi. "Hay hay, konu neydi" dediğimde, "Bizim stopaj vergi oranları %15'e indirilmişi, 2007'nin başında tekrar % 40 olacak. Bu oran değişmese..." dedi. Sayın Canaydın da birkaç sefer beni aramış, henüz görüşemedim. İhan Bey'in beyanına göre yine vergilerin indirilmesi için arıyorsa -onu da görüşürüm- ama şu anda derdimiz stopaj değil ayyuka çıkan iddialar olmalı. Sokakta vatandaş soruyor; ne olacak şu şike işi...
Türk hakemlerine ambargo uygulanıyor
Dünya Kupası'nda hakemlerimizin olmaması bir başarısızlık değil mi? Dünya Kupası'nda diğer hakemleri gördüm. Bizimkilerden ne üstünlükleri vardı? Birçok maçta hakem hatalarından geçilmiyordu. Bize tavır mı var diyorsunuz? Karar veren mercilerde Türk hakemliğine karşı mesafeli durulduğunu, az da olsa bir ambargo uygulandığını düşünüyorum. Dünya Kupası'nda maç yönetecek kapasitede hakemlerimiz var.
Şike ve şaibelere karşı yeni yasalar getireceğiz
Kulüp başkanlığı zaman zaman saltanata dönüşüyor. İtibar, imtiyaz, imaj, reklam hepsini içinde barındırıyor. Orada yapısal bir sorun görüyor musunuz? Taraftarı çok olan camialarda başkanlığa gelip orada tutunmak da kolay değil. Bu soruyu, bir kişinin birkaç dönem kulüp başkanlığında kalması bazı gerçeklerin ortaya çıkmasına mahzur teşkil eder mi şeklinde alıyorum. Kimin nasıl seçileceğine kulüplerin genel kurul delegeleri karar veriyor... Spor camiasından sözüne itimat ettiğim bir dostum; "Bizim kulüp başkanı haftada bir cep telefonununun numarasını değiştiriyordu" dedi. Neden diye sorduğumda, güldü. Bu bilgi bana çok ilginç geldi. Yorumunu kamuoyuna bıkıyorum. Şu anda hakemler üzerinde bir baskı var mı? Federasyon ve hakemler üzerinde siyasi baskı yok. Siyaset dışı baskı ise şöyle olabilir. Seçimlerde, bazı adaylar oy için bazı kulüplere "oyunuzu bize verirseniz sizi kollarım" türü vaatlerde bulunmuşlarsa -ki buna dair bilgiler dolaşıyor- o kulüp başkanlarının arzu ettiği hakemlerin o kulübün maçlarına tayin edilmesi gibi baskının sonucudur. Bu tür bilgiler size geldiğinde ne yapıyorsunuz? Benim bir şey yapmam gerekmez, ne gerekiyorsa onu Futbol Federasyon yapmalı. Bir gazetede eski federasyon yönetim kurulu üyelerinden birinin bir spor kulübünün başkanıyla konuşması mahkeme kayıtlarından alınarak yayınlandı. Diyor ki, "İzmir de oynanacak maçla ilgili hakem konusunu sen bana bırak, ben hallederim." İşte bunların üzerinde gidilmesi lazım. Ancak federasyon ve Sayın Başkan Ulusoy bunu yeni öğrenmişlerse hemen üzerine gitmeliler, çünkü bu konuşmayı yapan onun en yakın arkadaşı. O konuşmada diyor ki; "seni ziyarete geleceğim Haluk Bey'le."
AKLANDIKTAN SONRA SEÇİLMELİYDİ Federasyon seçimlerinde Ulusoy'a karşı olmanıza bu tür bilgiler mi neden oldu? Sayın Ulusoy'un federasyon seçiminde başkan adayı olmasının şık olmayacağını beyan etmiştim. Detayına girmiyorum, dönemi itham edilen bir kişinin aklandıktan sonra yeniden federasyon başkanı geçilmesi daha doğru olurdu. İçinizde haklı çıktım diye bir ses yankılanıyor mu? Kişilere değil, yanlışlaradır tavrım. Devlette küslük olmaz. Ligler ertelenebilir mi? Hayır... Spor kamuoyu bir güven bekliyor. Şaibeden uzak bir lig olması konusunda kulüp başkanları güç birliği yapmalılar. Eski tas eski hamam gidilirse bundan en büyük zararı futboldan ekmek yiyenler görür. Şike ve şaibelerin üstü örtülmemeli. Bir şeyin konuşulması olmasından çok daha fazla zarar veriyor. Meclis açıldığında sporda yeni yasal düzenlemeleri gündeme getireceğiz.
GÖREV BAŞINDAKİLERİ TAKİP EDİN Top köşeli olmaktan çıkıp yine yuvarlak olabilecek mi? Umutsuzum dersem kamuoyu büsbütün umudunu yitirir. Türkiye'de spor kamuoyu ve futbol ailesi çok dinamiktir. Görev başında olanları takip eder, netice almasını bekler, beklediği neticeler ortaya çıkmazsa o kamuoyu siyasi iktidarları da değiştirir, federasyonları da değiştirir. Top federasyonda.... Adım atması gereken federasyondur. Ben de onlardan sonuç bekliyorum. Sporda ve futbol camiasında yaşanan sorunları Türkiye'deki bozuk sistemin sahalara kurulmuş bir maketi olarak görmek mümkün mü? Toplum olarak nasılsak her alanda da öyleyiz.
|
![]()
| ||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |