T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
R Ö P O R T A J 7 AĞUSTOS 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fatma ÇİFTÇİ

Markam Fransa’da doğacak Türkiye’de büyüyecek

Çerkeş’ten 13 yaşında ayrılan, yıllarca bankacılık yapıp emekli olunca tekstile giren Aynur Bektaş, şimdi Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı. Başarısının sırrı da matematikte gizli.

Zehir gibi bir hafıza. 20 yıl öncesine ait rakamları bile bir çırpıda söylüyor. Çünkü, matematikten başka hiçbir dersin önemsenmediği bir kasabada yetişmiş. Çankırı Çerkeş’te... “Babamın gözünde başka ders yoktu. Güzel el işi yapardım, yakaladığı zaman da sobaya atardı” diyor. Ama matematiğe çok şey borçlu olduğunu da ekliyor. 20 yıllık bankacılık kariyerinden sonra, emekli bankacı olarak tekstil işine girme cesaretini gösteren Aynur Bektaş’ın kurduğu Hey Tekstil, örme konfeksiyon ihracatında Türkiye birincisi. 105 milyon dolarlık ihracat yapıyor. Üstelik Türkiye’nin 20 milyar dolarlık tekstil ve hazırgiyim ihracatını temsil eden sektörün en önde gelen örgütü Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) de başkanlık koltuğunda oturuyor.

İŞ KONUSUNDA TEVAZU GÖSTERMİYORUM

Okumak için Çerkeş’ten ayrıldığınızda idealiniz neydi? Nasıl bankacı oldunuz?

Çerkeş’in farklı bir kültür yapısı var. Orada kız erkek ayırımı yapmadan çocuklarını okutmak isterler. Ve tek bir ders önemlidir: Matematik. Babalarımız matematik soruları sorarak bizi yarıştırırdı. Babamın gözünde de başka ders yoktu. Gizli elişi yapardım, yakaladığı zaman sobaya atardı. Ankara’da teyzemin yanında okudum. Ticari İlimler Akademisi’nin İşletme-Muhasebe bölümüne okurken Töbank’ta (Türkiye Öğretmenler Bankası) çalışmaya başladım. Bankacılığım 20 yıl devam etti.

Hep Ankara’da mı bankacılık yaptınız?

1985 yılında İstanbul’a geldik. Şubeci olmak istiyordum. Çünkü insanlarla haşır neşir olmak beni mutlu ediyor. Bankanın Teşvikiye şubesini istedim verdiler. Şubeyi merkez şubeyle aynı konuma getirdim. İyi bir bankacı olduğuma inanıyorum. İş konusunda tevazu gösteremiyorum. Çalışkan bir insanım, araştırmacıyım, insanlarla diyaloğum çok iyi.

EŞİME KALSA EVDE BERABER OTURUYORDUK

Bankacılıktan emekli olduktan sonra, “Yoruldum, artık dinleneceğim” demediniz mi? Tekstil, sizin mi, eşinizin mi seçimiydi?

Eşime kalsaydı biz hala bankacıydık. Evde oturuyorduk. Ben emekli olduğumda 37 yaşındaydım. İstanbul’a gelince her şeyin ticari olduğunu öğrendim. Otomotiv işine girmek istedim. Büyük sermaye gerektiği için olmadı. Bankadan bir müşterimin eşi İngiltere’ye bornoz gönderiyordu. Boğaziçi mezunu, tekstili bilen çok değerli bir beydi. Anlaştık. 1991 Körfez krizinden hemen sonra başladık. Kocam önce “Dur yapma etme” dedi. Onu dinlemedim. Sonra tekstilde her zaman para kazanılmadığını da kaybedildiğini de gördüm.

FİNANS ALTYAPIM AVANTAJ SAĞLADI

Tekstilde birçok firma ayakta kalamadı. Siz nasıl tutundunuz?

Finans altyapımın olması bir avantajdı. Çünkü ticaretin yarısı finans demek. Herşeyi verimlilik esasına matematiğe dayandırdım. Hata yaparak öğreniyoruz. Allah yardım etti. Bu işe hayatımı koydum. Üç yılımı hatırlamıyorum. Ayakta durmaktan dizlerim üzerine oturup kalkamıyorum, operasyon geçirmem lazım.

Hey Tekstil hangi noktada

Geçen yıl başında, firmamızı ikiye böldük. Hece Tekstil olarak oğlum ve gelinimi ayırdım. Onlar Florya’daki binamızda devam ediyor. Hey Tekstil olarak geçen yılı 80 milyon dolar ihracatla, En Büyük 500 Sanayi şirketi arasında 348’inci sırada kapattık. Yine örmede birinci sıradayız. Hece Tekstil de 35 milyon dolarla kapattı. 4 yıl önce İngiltere’de bir tasarım ofisi açmıştım. O firmayı Hey Trend olarak çocuklarıma devrettim. Onlar o kanalla kendi tasarımlarını yapıyorlar. Arkasından Milano ofisini açtık. Ekimin başında da Fransa’da çok büyük bir showroom açıyoruz. Farklı bir uygulamayla paket bir tasarım yapacağız. Dokuması, örmesi, aksesuarı dahil olacak. Ben yurtdışında da marka olacağım. Altyapısını oluşturuyorum. Şimdi de Barselona’ya oğlum ofis açtı. Aktif pazarlamaya ağırlık veriyoruz.

HACI BEKTAŞ’A 100 VİLLA

Farklı alanlara da girdiniz. Turizm den başka neler var?

Tamamıyla elemanlarım için kurmak istediğim turizm firmasını, eşim aldı büyüttü. Hey Trend Travel olarak şu anda 10 ofisimiz var. Arnavutluk’ta bir un fabrikamız var. Yeni yatırımlarla makarna yapıp tamamıyla İtalya’ya ihrac etmek istiyoruz. Memleketim Çerkeş’e temel attım. Oradaki konfeksiyon fabrikasında 550 kişi çalışıyor. Hacı Bektaş’ta aynı Çerkeş gibi tekstil fabrikası kuruyoruz. 16 Ağustos’ta açılacak. 5 bin metrekare düşünmüştük ama 15 bini bulur.

DÜŞÜK KURDA CEPTEN YEDİK

En büyük 500’den 10 tekstil firması 2005’de küme düştü kan kaybı sürecek mi?

Döviz kuru düşük tutuldu. Türk Lirası maliyetlerimiz arttı, karlılığımız azaldı. Ama otomotiv, madeni eşya gibi sektörler ithalata dayalı büyüdükleri için öne geçtiler. Hep cebimizden yedik. Hükümet şimdi gördü ki, tüketime dayalı politikalar her zaman çökebilir. Dışarıya bağımlılığı artırır.

Dışarıya giden paraya üzülüyorum

Birçok tekstilci Mısır, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna’ya tekstil yatırımına giderken, siz Anadolu’ya yatırım yapmayı sürdürüyorsunuz. Neden gidiyorlar?

Türk insanının ihtiyacı olduğunu düşündüğüm için yurtdışına gitmiyorum. Ama gidenleri de takdir ediyorum. Çünkü artık akıllı firmalarız. Siparişleri alıp tasarımını yapıp Çin’de, Mısır’da, Türkiye’de yaptırıyorlar. Bir tek şey zoruma gidiyor. Bugün Avrupa Birliği’ne katılan Romanya, Polonya, Ukrayna ve Bulgaristan ile rekabet edememek. Sermaye buraya gittiği zaman çok üzülüyorum. “AB’ye girerken tekstil bitecek” deniyor. Yok böyle birşey. AB’ye yeni giren ülkeler dahi, tekstile bel bağlayıp yeni başlarken, biz nasıl bu altyapımızla bitiriyoruz. 25 yılda ihracatta Avrupa ile entegre olmuşuz. Altın yumurtlayan tavuğu bu ülkelere teslim ediyoruz. Bunu Sayın Başbakan’a da söyledim. Hiç olmazsa istihdam üzerindeki kamu maliyetler bu ülkeler kadar olsun. Demiyoruz ki, “işçimize 100 dolar ödeyelim.” Ama yüklerimizi oradaki seviyeye getirin ki onlarla rekabet edelim. Çin’le rekabet ederiz. Çünkü zaten bizim yaptığımız malları yapmıyor.

Amacım kadınları esnaf yapmak

Kadınları esnaf yapmak istiyordunuz. Bu proje hangi aşamada?

Gördük ki, evde oturan kadınlar evlerinden çıkıp 1-2 kilometre uzaklıktaki fabrikalara gitmiyor. O zaman ne yapacağız? Belediyeler her mahallede bir evi düzenleyecek. Çok masraflı değil, çünkü Avrupa Birliği fon da veriyor. Kadınlar ev gezmesi gibi, birkaç saatliğine ya da yarım günlüğüne gidip orada parça başı iş yapacak, çocukları varsa, yan odada yaş gruplarına göre eğitim alacak. Amacım kadınları esnaf yapmak. ‘İlle de asgari ücret kadar para ödemeniz gerekli’ demezlerse, bu işi başardık demektir. Maliye Bakanı da, Çalışma Bakanı da destek veriyor. Çok değerli Milletvekilimiz Fatma Şahin konuyla ilgili kanun teklifini hazırladı. Ekime kadar altyapısını hazırlayacağız. Bu projeyi, başkanlığı bırakmadan önce kadınlara bir armağan olarak bırakacağıma inanıyorum


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi