Bilgi toplumunun örgütleri

Etkin toplum/devlet sistemleri sadece günün sorunlarına kafa yormakla kalmaz, geleceğin inşâsına aktif biçimde katılabilmek için, müstakbel güç kaynakları üzerinde tefekkür ederler. Mesela, size en büyük Osmanlı padişahı kim? diye sorsam, sanırım hiçbirinizin cevabı İkinci Bayezid olmaz. Çünkü lakabı sofudur ve gayet pasif bir padişahtır! Oysa Osmanlı donanmasını geliştiren odur.

Deniz gücünün kara gücünü gölgede bırakmaya başladığı ve Avrupalıların bu güç sayesinde dünya sistemi içinde daha etkili olmaya başladıkları 16. yüzyıl başlarında Osmanlı donanması geliştirilmemiş olsaydı, muhtemelen Osmanlı toplum / devlet sistemi 17. yüzyılı göremezdi!

Geleceğin güç kaynakları

Bugün de güncel sorunlarımız ne olursa olsun, hiç değilse aramızdan bir grup insanın geleceğin güç kaynakları üzerinde kafa yorması gerekir. Millet/devlet sisteminden bir tür şirket/devlet sistemine doğru gitmekte olduğumuz ''postkapitalist'' bir dünyada, böyle bir muhasebe yapmamıza katkı sağlayabilecek bilginlerden biri ünlü yönetim düşünürü Peter Drucker''dır.

Drucker son eserlerinden birinde şu can alıcı suali soruyor: Bilgi-temelli postkapitalist bir toplumda örgütler (şirketler, siyasi partiler, devletler...) nasıl etkili olabilir? Bu soruya verdiği cevabı yedi maddede özetlemeye çalışacağım:

1.Bilgi-temelli bir toplumda örgütlerin amacı bilgiyi üretken hale getirmektir. Bilgi(ler) ne denli odaklanır (uzmanlaşır) ise, o denli üretken olurlar. Bilgiler kendi başlarına kısırdır. Birtek, birleşik bilgiye dönüştürüldükleri zaman üretken olurlar. Bunu mümkün kılmak örgütlerin işidir. Örgütlerin varlık sebebi ve ana işlevi budur.

2.Uzman bilgi işçilerinin yaşadığı bir toplumda, örgütler, uzmanlarının en iyi yaptıkları işlere odaklanacak, geriye kalan herşeyi taşeronlara yaptıracaklardır. Örgütler, mahiyeti gereği destekleyici olan her türlü işi ''outsource'' edecek, yani dış kaynaklarla yapmaya çalışacaklardır. Ayrıca, tepe yönetiminin kariyerleri bakımından vaitkâr olmayan her türlü iş de işletme dışında yaptırılacaktır.

3.Bilgi uzmanları örgütü, bir eşitler örgütüdür. Burada patron veya ast gibi kavramlar olmaz. Böyle bir eşitler örgütünün prototipi senfoni orkestrası olabilir.

4.Postkapitalist örgütün gayesi aletlerde, süreçlerde, ürün, iş ve bilginin kendisinde yenilik yapmak olduğundan, bütün bunlar sürekli değişim için tasarlanacaklardır. Yenilikçilik ise yerleşik, alışılmış ve rahat olan her şeyin sistemli biçimde terkedilmesini gerektirir.

5.Başarılı biçimde yenilik yapabilmesi için, postkapitalist örgütün merkezsizleştirilmesi zorunludur. Merkeziyetçi sistem, yenilik yapamaz.

6.Bilgi toplumu mobil (hareket halindeki) bir toplumdur. Orada toplumsal meydan okumalar ve toplumsal görevler mantar gibi biter. İnsanların eskisi gibi ''kökleri'' yoktur.

7.Bilgi toplumu rekabetçi bir toplumdur. Daha önceki toplum yapılarına göre, daha fazla sayıda insanın başarılı olabileceği bir ortam sunar. Ama aynı sebeple, daha fazla sayıda insan da bilgi toplumunda başarısızlığa mahkumdur.

Şirket çevresinin analizi

Etkili bir şirket yönetimi için, yöneticilerin müşteriler, rakipler, tedarikçiler ve bizzat şirketin kendisine dair bir takım temel soruları cevaplandırabilmeleri gerekir. Ken Blachard, müşterilere dair altı soru öneriyor. Bunların ilk üçü ayakta kalabilmek, diğerleriyse piyasaya hakim olabilmek için elzemdir. Birinci grup sorular bugüne, ikinci grup sorular geleceğe odaklıdır.

Birinci Kademe Soruları

1.Şu anki müşterilerimiz kimlerdir? Niçin rakiplerimizden değil de bizden mal/hizmet satın almaktadırlar?

2.Müşterilerimizin ihtiyaçları değişiyor mu? Değişiyorsa, bu değişimi sürükleyen güç nedir?

3.Bu değişimleri nasıl kendi lehimize çevirebiliriz?

İkinci Kademe Soruları

1.Şu anda hizmet etmekte olduğumuz müşterilere gelecekte de hizmet etmemiz muhtemel midir? Değilse, yarının müşterileri hangi bakımlardan farklı olacaklardır?

2.Yarının müşterilerine hangi kanallarla ulaşacağız?

3.Sanayiler arası hatlar gelecekte nasıl çizilecektir?

RAKİPLER HAKKINDA SORULAR

Peki rakipler hakkında hangi soruları soracağız? İşte cevap:

Birinci Kademe soruları

1.Şu anki rakiplerimiz kimlerdir? Müşteriler niçin onları bize tercih etmektedirler?

2.İş ve ilişki kurmanın kuralları değişmekte midir? Değişiyorsa, bunları sürükleyen güç nedir?

3.Bu değişimleri nasıl kendi lehimize çevirebiliriz?

İkinci Kademe Soruları

1. Gelecekte rekabetin temeli ne olacaktır? Sürekli yenilik yapma mı, dayanışmacı rekabet mi, kütlesel sipariş (mass customization) modeli mi, ne?

2. Rekabet nasıl bir şeye benzeyecektir?

3. Sektörümüzün en çok bizim avantajımıza olacak biçimde gelişmesini sağlamak için ne yapmalıyız?

ŞİRKETLERE AİT SORULAR

Müşteriler ve başlıca rakipler hakkında bu tür sorulara cevap versek bile, şirketin bizzat kendisi hakkında da benzer sorulara cevap veremiyorsak, işimiz yaş. Buyurun şirkete dair soruları gözden geçirelim:

Birinci Kademe Soruları

1. Eğer şu anki müşterilerimiz şirketimizi bizim için yeniden tasarlayacak olsalardı, bizi neye dönüştürülerdi?

2. En son teknolojik yenilikleri nasıl kendi lehimize kullanabiliriz?

3. Anahtar müşteri, tedarikçi ve ticari partnerlerimizle ilişkilerimizi nasıl kuvvetlendirebiliriz?

İkinci Kademe Soruları

1. Ayakta kalabilmek için hangi stratejik yeteneklerimizi geliştirmeliyiz? Ya piyasaya hakim olabilmek için? Bu yetenekleri nasıl geliştirebiliriz?

2. Ne tür ittifaklar içinde olmalıyız?

3. Tipik bir işgören profili nasıl olacaktır? İşyerinde mi, evinde mi çalışıyor olacaktır? İşletmeye ayırdığı vakit ve çabanın karşılığında nasıl bir ödül bekleyecektir?