İşlet, yönet, geliştir!

İster şirket, ister siyasi parti veya başka türden bir kurum olsun; bütün örgütlerin kalıcı başarısı birbirini tamamlayan üç modele bağlıdır: İşletim modeli; yönetim modeli; gelişim modeli. Hacı Abdullah lokantası gibi tarihî bir kuruluşu örnek alalım. Yarım yüzyılı aşan bir işletim modeline sahip olan bu geleneksel restoran bir ara işletim modelini değiştirdi. Beyoğlu''nun göbeğindeki bu güzelim mekâna müşteriler uğramaz oldu. Sonra önde gelen "kalfalar" duruma el koyup lokantayı satın aldılar. Hacı Abdullah''a eski karakter ve mesajını iade ettiler ve müşteriler tekrar gelmeye başladı.

Beyoğlu''nda "Osmanlı tarzı" yemek tatmak isteyenler günün her saatinde Ağa Sokak''taki bu rahat mekâna akın ederler. Daha lokantaya girer girmez sizi karşılayan komposto ve reçeller öylesine göz alıcıdırlar ki, oradan saatlerce çıkamayacağınızı düşünmeye başlarsınız. Zeytinyağlıların ayrı bir nefaseti vardır, sıcak yemeklerin ayrı. Yemeğin üstüne ayva tatlısı mı almalısınız, yoksa kabak tatlısı veya ekmek kadayıfı mı, bir türlü karar veremezsiniz. Her yemek dostlarınızla katıldığınız küçük bir şölene dönüşür.

İşletim modeli bir kurumu ayakta tutar fakat tek başına geliştirmez. Sağlam bir yönetim modeline de kafa yormanız gerekir. İnsan yerine robot çalıştırıyor olsaydınız, belki mesele yoktu. Fakat insanların giderek çoğaldığı bir yerde, yönetim en ciddi sorundur. Hacı Abdullah iyi bir işletim modeliyle ayakta kalır, fakat bir anlamda yerinde sayarken; işletim modeline iyi bir yönetim modeli ilave eden Ziya Şark Sofrası muazzam bir gelişme gösterdi. Şu anda sanıyorum Hacı Abdullah''ın 10 veya 20 misli bir büyüklüğe ulaşmış bulunuyorlar. Halbuki Ziya Şark, Hacı Abdullah''a kıyasla bir yeniyetme sayılır.

Yönetim modeli, kurumunuzu kişilere bağlı olmaktan kurtarır. Osmanlı devletini göz önüne getirin. Öyle zaman oldu ki, çocuklar padişah oldu; deliler padişah oldu; perde arkasından Hürrem Sultan, Kösem Sultan gibi nüfuzlu kadınların baskısı gündeme geldi. Fakat sistem tıkanmadı. Padişah çoğu zaman bir simgeydi. Öyle bir yönetim modeline sahipti ki Osmanlı, tepe noktası ne kadar zayıflarsa zayıflasın, sistem hayatiyetini sürdürdü. "Türkler ne zaman büyük bir başa sahip oldularsa, büyük devletler kurdular; başları küçülünce devletleri yıkıldı" görüşü doğru değildir. Türkler de, başka milletler de ne zaman iyi yönetim modellerine sahip olup bunları iyi uyguladı iseler, serpilip geliştiler.

Türkiye''deki küçük işletmelerin neredeyse tamamı aile şirketi olduğundan, iyi bir yönetim modelinin özü "gelecek kuşakları şirket yönetimine hazırlamak"tır. Böyle bir hazırlık olmayınca, çocuklarımızı birer mirasyediye dönüştürürüz. Mesela kırk yıl öncesine ait bir İstanbul telefon rehberi bulup, oradaki önemli lokantalara bakalım. Acaba en önemli 100 lokantadan kaç tanesi hâlâ ayaktadır? Beşten fazla olacağını sanmıyorum!

Dr. İlhami Fındıkçı, ikinci baskısı yapılan AİLE ŞİRKETLERİ başlıklı çalışmasında (Alfa Yayınları, 2007) gelecek kuşakların hazırlanmasıyla alakalı esasları şöyle sıralıyor:

  • Yeni kuşakların yönetici olarak yetiştirilmesiyle ilgili sorumluların belirlenmesi.

  • Yeni kuşakların mevcut işyerini mutlak ve zorunlu iş kapısı olarak görmemeleri gereği.

  • Çocukların eğitim hayatları süresince başka iş yerlerinde, bu olmazsa kendi işletmelerinde işe alıştırılması.

  • İşe yerleştirme sürecinde çocuklara iltimas geçilmemesi; işletmedeki ihtiyaçlara öncelik verilip, liyakat ilkesinin çiğnenmemesi.

  • Yeni kuşakların aile üyeleri tarafından yakından izlenmesi, olumsuz tutum, düşünce ve davranışlarında gereken önlemlerin alınması.

  • Çocukların kendi yetenek ve potansiyellerine uygun bir eğitime yönlendirilip, kişisel gelişimlerinin sağlanması.

  • Çocukların, şirket ihtiyaçları da gözönünde tutularak, yabancı dil öğrenmelerinin ve yurt dışı deneyimine sahip olmalarının teşvik edilmesi.

    Şirketler iyi bir yönetim modeline sahip iseler, gelişim modelleri de sağlıklı bir biçimde ortaya çıkar. Yönetim modeli zayıf ve katılımı caydırıcı ise, şirketin geleceğe yönelik hesap ve planları sarpa sarar. Vestel ile Cihan Elektronik''i karşılaştıran ne dediğimi çok iyi anlar. Vestel iyi bir yönetim modeliyle 12 yılda elektronik eşya imalatında bir bölge devi haline geldi. 1970''lerin rakipsiz Cihan Elektronik''i ise (Grundig radyo ve televizyonlarını hatırlayın!) bir anda yok oluverdi. Sebep? Televizyon sektörünün birkaç yıllık yakın geleceğini bile takip edemeyen bir yönetime sahip olmak! Siyah-beyaz televizyon tüpü imal etmek için o kadar büyük bir yatırım yaptılar ki, daha yatırım tamamlanmadan dünyada renkli televizyon devri başladı. Bu denli ileri bir miyopluk ancak kör bir yönetim modeliyle mümkün olabilirdi.

    Başa dönersek, işletmelerde uzun ömürlü başarı için işletim, yönetim ve gelişim modellerimizin birbirlerini tamamlaması gerekir. Yönetemeyen, geliştiremez