Aman Naci bey 312"ye dikkat!

Kötü kanunlar, kötü yargıçları suç işlemeye teşvik eder.'' Vecizenin tırnak içine olduğuna bakmayın. Bir filozoftan veya meşhur bir hukukçudan iktibas etmedim. ''Bu kadar iyi bir lafı, mutlaka benden önce birisi söylemiştir'' diye düşündüğüm için tırnak içine aldım.

Bu vecizeyi, "Yoruma çok açık olan kanunlar, ceza vermeye meyilli yargıçların haksız ceza vermelerine yol açabilir" şeklinde yorumlayanlar çıkabilir. Nasıl yorumlanırsa yorumlansın, yargıçlarımızın alınmalarına lüzum yok. Bizim yargıçlarımız iyidir.

Bizim yasalarımız da iyidir. Politikacıların, ''filan yasayı değiştirmek lazımdır'' gibi cümleler kullanması, lüzumsuzdur.

Vaziyet iyi olduğuna göre, daha enteresan bir mevzua geçmekte fayda vardır.

Önceki gün, Milliyet''te bir şiir okudum. Bu şiiri, sizlerle paylaşmak ve edebi açıdan biraz değerlendirmek istiyorum.

Şiirin başlığı, "Demokrasinin Öyküsü." Şöyle başlıyor: "Kimi hükümdarlar burun uzatmışlar bacalara/Koyduğumuz yasaklara uymayanlar var mı diye"

Vay canına! Kimmiş acaba o koca burunlu hükümdarlar? Çok mu iyi koku alıyorlarmış? Arkadan gelen mısralar daha heyecanlı: "Aldıklarında tütün kokusunu/Vurdurmuşlar evdekilerin topunu"

Demek ki, bu hükümdarlar, bacalardan çıkan dumana göre karar veriyorlarmış. Burunlarını bacalara uzatıyor, içeridekilerin yasakları çiğnediğine dair bir koku algıladıklarında ''hukukun gereğini'' yapıyorlarmış. Koklayarak karar verme yöntemi, bugünün yargı sisteminde de kullanılıyor mu acaba?

Şair, sözü günümüze getiriyor: "Giderek değişmiş yasaklar/Sanık sandalyesine oturtulmuş kitaplar?/Sadece kitaplar mı/Bunları yazanlar/Gizlice okuyanlar/Ve de ozanlar/Gün olmuş asalım demişler/Aykırı düşünenleri"

Şair, doğru söylüyor. Sanki görmüş de yazmış. İçten ve gerçekçi. ''Yazanlar''la ''ozanlar'' kelimelerinden ses uyumu için faydalanmış. İyi de yapmış. Şiirine kıvraklık gelmiş. Bence buraya, "Şiir okuyanlar" diye bir mısra daha konulması faydalı olurdu. Bir de, araya "Konuşanlar" diye tek kelimelik bir mısra. Hatta, eğer lüzum görülürse, "Başbakanlar"... Bunların, şiire nasıl yedirileceğini tabii ki şair düşünecek.

Şiir finalde zirveye çıkıyor: Bir gün demokrasi gelecek demişler/Umut bu ya oturup beklemişler/Bir ara gelir gibi olmuş demokrasi/Bir de bakmışlar ki/Yaşasın yasaklar/Diye haykırıyor yasakçıbaşı.

Şair bu bölümde, 1. Yeni''nin havasına uygun mısralar söylüyor. Demokrasinin gelir gibi olduğunu, ancak "Yasakçıbaşı" isimli şahsın bu sırada "Yaşasın yasaklar" şeklinde haykırdığını anlatıyor.

Şiir burada sona erdiği için, Yasakçıbaşı''nın asıl adını, kaç yaşında olduğunu, nelerden hoşlandığını öğrenemiyoruz.

Tabii ki şiir, çağlarüstüdür. Yüz yıl sonraki yasakçıbaşıları da şiirinin ''kapsama alanına'' almak için, isim vermemeyi tercih etmesi çok doğaldır, şairin.

Şiiri Milliyet''ten iktibas ettiğimi belirtmiştim. Şairin kim olduğunu da yazıyor Milliyet: Erbakan''ı mahkum eden şair başkan: Yargıtay 8. Ceza Dairesi''nin Başkanı Naci Ünver.

Aman Naci Bey, dikkat edin, bu şiiri kalabalık yerlerde okumayın.