Ak Parti tek başına iktidar mı, HDP barajı aşıyor mu?

Seçimlerde son düzlüğe girildi.

Seçim sonuçlarına ışık tutması açısından kamuoyu araştırmalarını dikkatli bir şekilde takip ediyorum.
İki nokta ön plana çıkıyor.

1-AK Parti'nin tek başına iktidarı bıçak sırtı bir durumda.
2-HDP'nin yüzde 10 barajını aşması yine bıçak sırtı durumda.

HDP'nin barajı aşıp aşmadığını ise ancak seçim gecesi öğrenebileceğiz.

Bu arada son haftaya girerken kararsızların oylarında ciddi bir gerileme olduğu dikkati çekiyor.
Seçimlere katılım oranının yüzde 85 olduğu dikkate alınırsa, yüzde 15'lik bir seçmen kitlesinin sandığa gitmeyeceği anlaşılıyor. Makul bir oran.

CHP'li kararsızlarda da bir azalma gözleniyor. Zaten HDP ve MHP seçmenleri kimlik üzerinden siyaset yaptığı için, iki parti "Kararsız seçmen" sorunu yaşamıyor.
Kararsız seçmen konusu en çok AK Parti'yi ilgilendiriyordu. Daha önceki seçimlerde AK Parti'ye oy veren ancak bu seçimde kararsız olduğunu bildirenlerin oranında bir azalma dikkati çekiyor. AK Parti kararsızları yüzde 20 seviyesinden yüzde 11'e geriledi. Ama ilk kez bu seçimlerde literatüre giren, “AK Partili kararsızlar" sorunu azalmasına rağmen varlığını sürdürüyor. AK Parti oylarının bir süredir yatay bir seyir izlemesi dikkati çekiyor.

AK Parti'den HDP'ye giden, “Dindar Kürt" oylarında hissedilir bir geri dönüş gözlenmiyor. HDP, Kürtlerin yüzde 63'ünün birinci tercihi olan bir parti konumunda.

Dindar Kürtlerin bir bölümünün AK Parti'den uzaklaşmasının sadece seçim süreciyle sınırlı olmadığı anlaşılıyor. Dindar Kürtler açısından HDP'yi tercih etmek kolay alınabilecek bir karar değil. Ama Kobani, Uludere ve “Kürt sorunu yoktur" söylemi ile bir sorgulama sürecinin başladığı ve HDP'ye giden Kürtlerin bu konuda kendilerini ikna ettikleri gözleniyor. Çünkü neredeyse son haftaya gireceğiz bu cephede bir çözülme yok. Dindar Kürtlerdeki değişimin sadece siyasi bir değerlendirme konusu olduğunu zannetmiyorum. Sosyolojik olarak değerlendirilmesi gereken bir değişimle karşı karşıyayız. Dindar Kürtlerde etnik aidiyet, din kimliğinin gerisinde kalıyordu. Birinci tercih, İslam'dı. Evet İslam önemini koruyor. Ama Kürt kimliği birinci tercih seviyesine yükseliyor. Ya da başka bir bakış açısıyla değerlendirdiğimizde Kürtler, HDP'yi tercihlerinde “din" unsurunun bir sorun oluşturmadığını düşünüyorlar. Kürtlerin yüzde 63'ünün tercihi HDP… Ve HDP'nin oy oranı yüzde 10.1…

Muhalefet Partilerinde bir dalgalanma dikkati çekiyor. HDP'deki yükselişe paralel olarak MHP'nin oylarında da bir artış dikkati çekiyordu. Ancak HDP'nin yükselişi satın alınmış olacak ki, MHP oylarında hafif bir gerileme söz konusu. MHP'nin oy oranı yüzde 16 düzeyinde.

Bu seçimlerde en çok merak edilen AK Parti ve HDP'nin durumu ama CHP'yi çok önemsiyorum. HDP, barajı aşabilmek için ciddi bir şekilde CHP'deki Alevi oylarına göz dikti. Ve ilk kez iki parti arasında bir geçiş yaşanmaya başladı.
Aleviler hem CHP'deki kemik oyları temsil ediyor hem de kitle olarak HDP'ye yöneldikleri takdir de HDP'nin baraj sorununu ortadan kaldırıyorlar. Bir tarihe kadar CHP'deki Alevi oylarından HDP'ye bir kayma söz konusuydu. Hem de Kemal Kılıçdaroğlu'nun varlığına rağmen.

Bir ara HDP içindeki Alevi oylarının oranı yüzde 15 seviyesine ulaşmıştı. Bu trend devam edebilirdi. İşte o tarihten itibaren Alevi oylarının seyrinde bir değişiklik oldu. O tarih, CHP'nin önseçim yaptığı 29 Mart tarihi. CHP'deki önseçimde liste başlarını Alevi adaylar kazandı. Alevilerin örgütlü olarak sandığa gitmelerinin de bunda rolü büyük. Hem önseçimde liste başlarının Alevi adaylarca tutulması hem Kılıçdaroğlu'nun sahaya çıkmasıyla birlikte Alevi oyları tekrar eski yuvalarına dönmeye başladı. Buna bağlı olarak CHP oyları 1 puan artarak yüzde 27 oldu.

HDP'deki Alevi oylarının oranı ise yüzde 8'e bununla bağlantılı olarak HDP oyları ise yüzde 10 sınırına geriledi.
HDP ile CHP arasındaki Alevi oylarındaki akışı ANAR Genel Müdürü Dr.İbrahim Uslu'ya sordum. “Alevi oyları CHP'ye dönüyor, HDP açısından bıçak sırtı durum sürüyor" dedi.
AK Parti ve HDP konusuna yeniden dönmek istiyorum.

İki parti açısından, “Bıçak sırtı" bir durum var dedik. HDP barajı aşamadığı takdir de AK Parti yüzde 43 oranında oy alsa da tek başına iktidarını çok rahat bir şekilde koruyor. HDP'nin aşması durumunda ise “Koalisyon" gözüküyor. Ancak HDP barajı aştığı ancak AK Parti yüzde 45 oy oranına ulaştığı takdir de ise tek başına iktidarı yakalıyor. Bu seçim de hem oy oranı hem de milletvekili sayısı önemli. Hatta milletvekili sayısı daha büyük önem arz ediyor.

Ben samimi olarak uyarılarda bulunuyorum, alarm zillerini çalıyorum ama birileri ısrarla çarpıtmaya çalışıyorlar. Benim derdim mübalağalı sözlerle manevi değerlerimizin zedelenmemesi. Bunu kabul edemem. İkinci nokta ise bu tür ifadelerin Erdoğan'a ve AK Parti'ye zarar verdiği gerçeği.

8 Haziran sabahı koalisyon kabusuna uyanmak istemiyorsak yapılacak olan bir şey var. Son 10 gün için de demiyorum. Sadece 10 saatinizi ayırın da demiyorum. “Kazanımlarımızı kaybedeceğiz" kaygısını taşıyorsak harekete geçme zamanı. AK Partililer, sadece 2 saatlerini ayırıp, bir kişiyi ikna edip, 800 bin oy kazandırdıkları takdir de HDP barajı aşsa dahi AK Parti, sorunsuz bir şekilde tek başına iktidarı yakalıyor.
Şimdi seferberlik zamanı.