AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
"Bursa'da Zaman"

Ülkemizin sayılı gezginlerinden Mehmet Yaşin, her hafta, Hürriyet Pazar'ın "Gezi" sayfasını dünyanın çeşitli yerlerinden izlenimlerle, fotoğraflarla doldurur. 13 Mart 2005 Pazar gününü de "Bursa'da Zaman"a ayırmış. Fatih Özenbaş'ın fotoğraflarıyla zenginleştirilmiş olan yazının başında şu sunuş cümleleri yer alıyor: "Geçen hafta Kitap Fuarı'nı bahane edip Bursa'ya gittim. Bu kaçıncı gidişim ben de şaşırdım. Geçmişle şimdiki zamanın kucaklaştığı güzelim Bursa'yı anlatırken, bu kentin destanını yazan Ahmet Hamdi Tanpınar'dan yardım aldım."

Gerçekten de Mehmet Yaşin, yazısının tümünü Tanpınar'ın Beş Şehir adlı büyük eserinin dördüncü bölümünü oluşturan Bursa'da Zaman'dan yaptığı alıntılarla örmüş, iyi de etmiş. Çünkü, ona göre, "Bursa, hiç kimse tarafından ve hiçbir zaman bundan daha güzel anlatılamaz."

Mehmet Yaşin'in Tanpınar ile kol kola çıktığı Bursa gezisinde anlatılanları ilgiyle, zevkle ve zaman zaman hüzünlenerek okudum. Ancak Yaşin'in yazısında beni üzen, canımı sıkan bir şey vardı. Gezginimiz, Beş Şehir'den yaptığı alıntıları, kitaba bakarak dosdoğru yapmıştı da, yazısının başına yerleştirdiği dizeleri, herhâlde belleğine güvenerek yazıvermişti. Keşke, o beş dizeyi yazmadan ve "Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Bursa'da Zaman' şiiri böyle başlar." demeden önce, kitaba baksaydı!

Yaşin'in belleğindeki başlangıç şöyle:

"Bursa'da bir eski cami avlusu
Küçük şadırvanda şakırdayan su
Orhan zamanından kalma bir duvar
Onunla bir yaşta ihtiyar bir çınar
Eliyor dört bir yana sakin bir günü…"

Gezgin yazarımız, bu şiirin on birli hece ölçüsüyle yazıldığına ve her dizede on bir hece bulunduğuna dikkat etmiş olsaydı, son iki dizede birer hecenin artmakta, sarkmakta ve şiiri hem biçim, hem anlam bakımından sarsıp sarsaklaştırmakta olduğunu fark edebilirdi.

Ölçüye dikkat etmemenin özellikle aruzla yazılmış şiirlerde, tuhaf sonuçlar doğurduğu, okuma yanlışlarına, anlam bozulmalarına yol açtığı sıkça görülen bir durumdur. Hece ölçüsüyle kaleme alınmış bir şiirde, böylesi bir dikkatsizlikle karşılaşmak beni şaşırttı.

Şiirin tümünü Dergâh Yayınları'nın neşrettiği şekliyle sunmak istiyorum:

BURSA'DA ZAMAN

Bursa'da bir eski cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdıyan su;
Orhan zamanından kalma bir duvar…
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarîlerin en ilâhisi.

Bir zafer müjdesi burda her isim:
Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın.
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
Muradiye, sabrın acı meyvası,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camiler, eski bahçeler,
Şanlı hikâyesi binlerce erin
Sesi nabzım olmuş hengâmelerin
Nakleder yâdını gelen geçene.

Bu hayâlde uyur Bursa her gece,
Her şafak onunla uyanır, güler
Gümüş aydınlıkta serviler, güller
Serin hülyasıyla çeşmelerinin.
Başındayım sanki bir mucizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billûr bir âvize Bursa'da zaman.

Yeşil türbesini gezdik dün akşam,
Duyduk bir musikî gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
Fetih günlerinin saf neşesini
Aydınlanmış buldum tebessümünle.

İsterdim bu eski yerde seninle
Baş başa uyumak son uykumuzu,
Bu hayâl içinde… Ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevî âhenk.
Bir ilâh uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette,
Belki de rüyası büyük cetlerin,
Beyaz bahçesinde su seslerinin.


15 Mart 2005
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED