AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Yaz ayları telaş ayları…

Yaz ayları tam bir telaş aylarıdır. Oysa ki genel kanaat yaz aylarının dingin, sakin ve sükunet ayları olduğu şeklindedir.

Önce yaz mevsimine girilirken okulların tatil heyecanı hepimizi esir alır. Çocukların okullardaki başarısı ister istemez hepimizi yakından ilgilendirir. Anne baba olarak okula giden çocuklarımızın başarılı olmasını, takdir ve teşekkürle son günlerinde eve gelmelerini bekleriz.

Özellikle şehirde yaşayan ailelerin hayatında, çocukların eğitimiyle ilgili işler çokça yer alır. Okula başlarken iyi bir okulun seçilmesi, iyi bir öğretmenin aranıp bulunması, her türlü okul ihtiyacının öncelenmesi gibi işler fazlasıyla bizi meşgul eder.

Okula giden çocuğumuzun hemen her yıl şu veya bu türde sınavları var ki bunlar da yaz mevsimi başlangıcında hepimiz heyecandan heyecana sevkeder. Seviye Belirleme Sınavı'ndan özel nitelikteki testlere, LGS'den ÖSS'ye bir sürü sınav var. çocuklarımız sınavla kalkıyor sınavla yatıyorlar. Zaten devam ettikleri okul ister özel, isterse devlet okulu olsun, normal okul eğitiminin hem lise için, hem de üniversite sınavı için yeterli olmadığı ortada. Bir dershane furyasıdır gidiyor. Çocuğunuz ilköğretime gidiyorsa en azından 5. veya 6. sınıfta, liseye gidiyorsa 9. sınıftan başlamak üzere dershaneye gitmek zorunda. Dershanenin yararı nedir, tam belli olmasa bile oluşmuş hakim bir kanaat var ve bundan geri kalmanız mümkün değil.

Dershane deyip geçmemek gerek. Öğrencilerin büyük bir bölümü ilköğretim ve lise ile birlikte buraya da devam ediyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bunları bütünleştirmesi mümkün değil mi? Belli değil. Bunun stres ve koşuşturması yaz aylarında başlıyor. Sadece hangi ilköğretim okulu, hangi lise değil aynı zamanda hangi dershaneye de karar vermek gerekiyor. Sonbahara kalırsanız çocuğunuzu iyi bilinen ne okula ne de dershaneye yazdırmanız mümkün. Elinizi çabuk tutmanız için bütün yaz mevsimi telaş içinde geçer.

Eğitime ilişkin sorunları ve sıkıntıları bir yana bırakalım. Eğer serbest iş yapıyor, piyasaya yönelik çalışıyorsanız yaz mevsimi işlerin durgunlaşması, yavaşlaması gibi sıkıntılar da sizi bulur. Her zaman olduğu gibi ödemeler, çekler, senetler yaz ayları biraz daha sıkıntılı hal alır. Bu da ayrı bir telaş konusunu oluşturur. İşinizi genişletmek, büyütmek için yeni yatırım, yeni bir imaj, yeni bir görünüm düşünüyorsanız o da yaz mevsiminin telaşına katılır.

Unutmamak gerek bir de evde yapacağınız boya, badana da sizi yazın esir alır. Hanımlar perdeleri yazın değiştirir, ev eşyalarını yazın yenilemek yolun seçer, boya badanayı yaza bırakırlar. Bu da ayrı bir telaş ve sıkıntı kaynağını oluşturur.

Tatil yazın temel telaş kaynağı…

Bunların yanında yaz aylarında telaşa sebep olan en önemli konu elbette tatil meselesidir. Herkes tatile ilişkin planını, arzusunu ve yapmak istediklerini yaz aylarına bırakır.

Tatil kültürü toplumumuzda yeni yeni yerleşiyor. Tatil elbette kentleşmiş, sanayileşmiş toplumların bir faaliyeti olarak gelişiyor. Yıl boyunca mekanik bir ortamda çalışıp didinen insanlar yazın farklı mekanlarda değişik bir hayat yaşamanın zevkini tatmak istiyorlar. Deniz kıyılarındaki tesisleri dolduran milyonlarca insan büyük bir hareketliliğe, ekonomik canlılığa yol açıyor.

Yaz yaklaşırken nereye gidileceği, ne kadar kalınacağı, nasıl bir tatil geçirileceği gibi sorular bir telaşa yol açmakta. Karar vermek sanıldığı kadar kolay değil. Öncelikle aile üyelerinin hepsinin beğeni ve eğilimi aynı değil, biri denize gitmek isterken diğeri yaylaya, ormana, dağa gitmek istiyor. Bunları bir noktada birleştirmek bir çabayı gerektiriyor.

Hadi tatile gidilecek yer üzerinde anlaştınız, gideceğiniz tarih, tatil biçimi gibi ayrıntılar da önemli bir sorun olarak önünüze çıkıyor. Siz biraz yaşlıca kesim olarak tatilden daha çok "sıla-ı rahim"i anlıyorsunuz. Yani sizin için tatil öncelikle bir akraba ziyareti, yakınların görülmesi, hal hatır sorulması, "memlekete gitme" eyleminden ibaret. Ama gel gör ki bunu yeni nesillere anlatmak mümkün mü? Şehir ortamında büyüyen yeni nesiller için "akraba ziyareti"nin fazla bir anlamı yok. Hatta tezek ve hayvan kokan köy yerleri, şehir konforunun olmadığı, arkadaşlarıyla e-mailleşemedikleri, internette sörf yapamadıkları başka bir dünya. Fazla ilgi çekici değil. Bir biçimde ikna etseniz bile hemen sıkılır bir an önce dönüş hazırlıklarına sizi zorlarlar…

Bütün bunlar yaz aylarının bir telaş, sıkıntı ve stres ayları olarak yaşanmasına yetiyor. Oysa ki siz yaz aylarını dinlenme, kendini yenileme ve hayata yeni bir başlangıç yapma zamanı olarak düşünürsünüz. Hele bir de yaz mevsiminin sonunda başlayan okul, iş vb. sıkıntılar yok mu, bu da işin tuzu biberi olur…


12 Temmuz 2005
Salı
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED