AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Bir lider prototipi olarak Aliya İzzetbegoviç

Geçtiğimiz hafta sonu yayılan bir haber bir anda nefesimizi kesti, hüzünlü bir suskunluk haber ağlarını dolaştı. Aliya İzzetbegoviç'in öldüğü haberi bir anda deprem etkisi yaptı gönüllerde. Geçirdiği kalp krizi sonucu düştüğünü, birkaç kaburga kemiğinin kırıldığını, hastanede yattığının bilinmesi, yayılan haber karşısında hüzne boğulmalara yetti. Ölüm haberinin doğru olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Hatta Srebrenika katliamı için yapılan anıtın açılışına gelen Clinton'un gelişini gölgelemek için Sırplar tarafından kasıtlı yayıldığı yorumu bile yapıldı. "Emekliye ayrılmış bir devlet adamı"nın vefatına ilişkin bir haber neden çok uzaklardaki insanların yüreklerinde deprem etkisi yapıyor?

Toplumların tarihi biraz da kahramanları yazar; en azından büyük dönüşümler öncü isimlerin damgasını taşır. Tarih yazan toplumların tarih yazan kahramanları vardır..

Müslüman Boşnaklar yüz yıl içinde iki önemli olay yaşadı. 19 yüzyılın sonunda Osmanlı sınırları dışına düştü. Bosna'nın Avusturya İmparatorluğu'nca işgal edilmesi sadece askeri-siyasi bir işgali değil, Müslüman Boşnaklar'ın farklı bir medeniyete zorla dahil edilmeleri anlamına geliyordu. Bu durum Müslüman Bosna tarihinin en büyük kırılmasıydı. Müslüman Boşnaklar sadece topraklarını yitirmekle kalmadılar aynı zamanda sistematik bir kimlik ve medeniyet değişimine tâbi tutuldular.

Bosna'nın Osmanlı'nın hakimiyetinden çıkmasının üzerinden hemen hemen bir asır sonra Boşnak tarihi bir dönüm noktasına geldi.

Bu tarihi ânın gerçekleşmesi için siyasi ve sosyal şartların, bu ânı tarih yapacak bir toplumsal bilincin ve öncülüğün buluşması gerekiyordu. İşte "Bilge Kral Aliya", bu ânı tarih yapan isimdir.

1990 sonrasında bir ulusun özgürlük yolunda modern Avrupa tarihinin en büyük direnişini sergileyişi Aliya İzzetbegoviç faktörü olmadan anlaşılamaz.

Aliya'yı herhangi bir özgürlük savaşçısından ayıran özellik liderliğinin çok yönlü yansımalarında aranmalıdır. Siyasi bağımsızlıktan önce kendi toplumunun medeniyet değerlerine sahip çıkarak komünist dikta altında bile bu değerlerin entelektüel planda yeniden diriltilmesinin mücadelesini verdi. Gençlik ve dava arkadaşı Eşref Çampara'nın bana anlattığı bir anekdot gençlik idealleri ile öncü Aliya arasındaki kesintisiz idealizmin altını çiziyor: Lise döneminde Saraybosna'da nehrin kenarına oturur, İslam dünyasının durumunu, İslam medeniyetinin yeniden dirilişini konuşurduk. Bir zamanlar Endülüs'te, Osmanlı eliyle Avrupa içlerinde yükselen İslam'ın yeniden dirilişinin düşünü kurardık. Aliya bu diriliş aşkını hiç kaybetmedi, bir entelektüel, bir lider olarak bu aşkla mücadele etti.

Komunist yönetim altında Boşnaklar'ın Müslüman kimliklerinin silinmesi için yapılan sistematik uygulamalara karşı aydın olarak mücadele etti. Etrafındaki gençlerle ilgilendi, onlara adeta "fikir saka"lığı yaptı. Sürekli olarak kendini geliştirmeye, okumaya çalışırken hiçbir zaman aşkını, heyecanını ve umudunu kaybetmedi.

Bir düşünür olarak bağlı olduğu medeniyetin değerlerin yeniden keşfederken, insanlığın var oluş problemi ve onun evrensel konumu üzerinde özgün fikirler üretti.

Bir özgürlük savaşçısı olarak entelektüel ve siyasi alanda baskıcı rejime, ırkçı şövenizme karşı halkının önünde oldu. Yapı itibariyle siyaset ilişkilerine uzak olmasına ragmen gerektiğinde tarihi sorumluluğu omuzlamaktan da kaçınmadı.

Bosna'nın bağımsızlık savaşında halkıyla birlikte mücadele ederken, lider kişiliğinin farklı boyutlarını ortaya çıkardı.

İmkansızlıklar ve acımasız katliamlara karşı halkının direniş bilincini sürekli diri tutmasını bildi. Sırp ve Hırvat saldırganlığı karşısında çaresizliğe mahkûm oldukları, yalnız bırakıldıkları günlerde halkının yanında olarak direniş ruhunu diri tutmasını bildi. Bir deniz feneri gibi yol gösterdi..

Siyasi ve askeri anlamda halkını yeteneklerin ve zaafların bilen bir lider olarak savaş döneminde Boşnaklar'a öncülük etti. Savaşın ilke tanımayan acımasızlığına ragmen savunduğu ilkelerden hiç taviz vermedi.

Siyasi ve askeri yeteneğinin yanısıra diplomatik alandaki başarısı verdiği haklı bir mücadelenin tüm dünyaca anlaşılmasını sağladı. Eğer Boşnak halkının Aliya'ya duydukları güven olmasaydı savaş bu şekilde bitmeyebilirdi.

Sovyet sisteminin çökmesinden sonra ortaya çıkan "demokrat liderler!" arasında eski sistemle işbirliği yapmamış tek devlet başkanı belki de Aliya İzzetbegoviç'ti. Bu yönüyle de Batı onu içine hiç sindiremedi.

O hayata hep olumlu taraftan bakmasını bilmiştir. Hayatla, insanlarla kurduğu ilişkiyi belirleyen en önemli özelliği bu pozitif tavrı ve iyimserliğidir. Bence Aliya'nın gözden kaçan bu tavır üzerinde durmak gerekmektedir.

. Aliya, İslam dünyasında yeni bir lider prototipini ortaya koymuştur. İki medeniyetin kırılma noktasında yeniden varlık sahnesine çıkabilmek için siyasi ve entelektüel anlamda ne türden birikime sahip öncülere ihtiyaç duyulduğunun en somut örneğidir.

Düşmanlarının bile kişiliğine saygı duymaktan edemediği Aliya İzzetbegoviç anlaşılmadan; Bosna'nın özgürlük savaşı anlaşılmaz.

Çünkü o, bir toplumun kimliğine sahip çıkarak yeniden tarih sahnesine çıkışının öyküsüdür.

Eylem adamı, düşünür, özgürlük savaşcısı, devlet adamı Aliya.

Tüm bu özellikleriyle Aliya İzzetbegoviç "Bilge Kral"lığı haketmektedir

Kendisine bereketli ve sağlıklı ömürler diliyorum. Mirac Kandiliniz'i tebrik ediyorum.


23 Eylül 2003
Salı
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED