AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Cancun'dan Dubai'ye: Kavga devam ediyor

Son iki hafta, uluslararası ekonomi politiğin en hareketli günlerini yaşadı. Ayın 10'unda Meksika'nın Cancun kentinde başlayan beş güren süren Dünya Ticaret Örgütü (WTO) zirvesi ile başlayan bu hareketlilik, Pazar günü de IMF ve Dünya Bankası'nın Dubai'de ortaklaşa düzenledikleri IMFC zirvesi ile devam etti. Mahiyet itibariyle farklılıklar içerse de, her iki zirve de uluslararası kuruluşların ve sanayileşmiş ekonomilerin, globalleşme sürecinin aleyhlerine işlediğini iddia eden gelişmekte olan ülkelere karşı kendilerini savundukları bir platform oldu.

Bundan yaklaşık olarak iki sene önce Duha'da tertip edilmiş olan WTO Zirvesi'nde genel olarak kabul gören husus, uluslararası ticaretin önündeki engelleri kaldırmak için başlatılmış olan Uruguay Round görüşmelerinde alınan kararların büyük ölçüde gelişmekte olan ekonomilerin aleyhine dengesizlikler oluşturduğu fikriydi.

Gerçekten de, "Üçüncü Dünya" ülkelerinin özellikle tarıma olan bağımlılıkları, bunları özellikle sanayileşmiş ülkelerin tarım ürünleriyle ilgili politikaları hususunda hayli hassas bir noktaya taşımakta. Zira serbestileşen uluslararası ticarette bu ülkelerin tek gelir kaynağını tarım ürünleri teşkil ediyor. Serbestileştirmenin mantığında, uluslararası nisbi üstünlükler bağlamında tarım üretimini bu ülkelere bırakılması yatıyor. Böylece bu ülkeler, uluslararası görev dağılımında üzerlerine düşeni yaptıkça, sanayi ve hizmet ürünlerini temin edebilecekleri bir gelir kapısı oluşturacaklardı. Ancak, Batılı ülkeler bu sektörde de ipleri kendi ellerinde tutmaya devam ediyor. Bugün vergi imtiyazları, teşvikler ve sübvansiyonlardan dem vuran IMF'ye nispet edercesine, en büyük çaplı teşvik ve sübvansiyonlar sanayileşmiş ülkelerde uygulanıyor. Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz'in vurguladığı gibi, sanayileşmiş ülkelerde sübvansiyonlara ayrılan pay, Orta Afrika ülkelerinin toplam milli gelirlerinden hayli fazla. Stiglitz'in hesabına göre, Avrupa'da inek başına düşen sübvansiyon seviyesi olan günde 2 dolar, milyonlarca insanın açlık sınırında hayatlarını idame ettirmeye çalıştıkları gelir seviyesine denk. ABD'nin topu topu 25 bin pamuk çiftçisine yönlendirdiği 4 milyar dolarlık teşvik, Afrika'da ürünlerini bu ucuz fiyatlardan satamayan 10 milyon insanı sefalete sürüklüyor.

Ticarette liberalleşme süreci, daha ziyade sanayileşmiş ülkelerin geri kalmış pazarlara daha kolay açılmasına ve buralarda "haksız rekabete" maruz kalmadan faaliyette bulunmalarına imkan sağlıyor. Öte yandan gelişmekte olan ülkelerin, sanayileşmiş pazarlara girişi ise kağıt üzerinde göründüğünden çok daha zor. Batılı ekonomilerin, piyasalara girişi zorlaştırmak için patent, telif, anti-damping, standart ve kota gibi uygulamaları art niyetli kullandığı tezi ise hafife alınacak gibi değil. Özellikle bizim tekstil ihracatçılarının da karşılaştığı bu tip engeller, liberalleşme ve rekabet ortamının herkese eşit davranmadığı hissiyatını güçlendiriyor.

Güya Cancun'da bu meselelerin üzerine gidilecekti. Öyle ya, IMF'deki "paran kadar konuş" anlayışına göre, WTO'da her ülkenin tek bir reye sahip olması, bu kurumu hayli demokratik kılıyor. Üstelik Brezilya, Çin ve Hindistan'ın başını çektiği G-21 cephesi, toplantılarda muhalefet cephesinin tezlerini hayli iyi savunacağa benziyordu. Ancak gizli kapılar ardında yapılan pazarlıklar, tehditler ve şantajlar işe yaradı. Sonuçta zirveden çıkan sonuç, sonuçsuzluk oldu. Toplantılar kilit noktasına geldi. Genel anlaşmalara taş koyan sanayileşmiş ülkeler, ikili anlaşmalara prensip imzası attılar. Öyle ya, ikili anlaşmalar taviz vermeden ağza bir parmak bal sürmek gibi, sanayileşmiş ülkelerin işine daha çok geliyor. Sözgelimi, Avrupa Birliği ile Güney Afrika arasında yapılan anlaşmaya göre, Avrupa tarım ürünlerinin önemli bir kısmını bu ülkeye gümrüksüz sokabilecek. Buna karşılık, Güney Afrika tarım ürünlerinin ancak % 60'ı tarife dışı kalacak. Benzer anlaşmalar, Avrupa Birliği ile 77 Afrika ve Karayıp ülkesi arasında ve ABD ile Ürdün, Singapur ve Şili arasında tesis edildi son zamanlarda.

Dünya Ticaret Örgütü'nün bundan sonraki seyri hayli dalgalı sularda geçeceğe benziyor. Globalleşme sürecinin altyapısı, sanayileşmiş ülkelerin statükoyu korumak için verdiği çabalar sebebiyle tamamlanamıyor. İyi de oluyor. Zira kimse bu süreçte kendine biçilen rolü kabullenmeye henüz hazır gözükmüyor.


23 Eylül 2003
Salı
 
MELİKŞAH UTKU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED